Bu sene başında Eyyubî melikleri parçalanıp ayrılığa düşmüşler, gruplara ve fırkalara ayrılmışlardı. Bu melikler, Mısır hükümdarı Kâmil Muhammed'in etrafında toplandılar Kâmil Muhammed, Kudüsü Şerif taraflarında bulunmaktaydı. Haçlılara gelince, onlar -Allah kendilerine lanet etsindeniz yoluyla kendilerine gelip katılanların çokluğu ve Muazzam'm vefatı, ondan sonraki meliklerin ihtilafa düşmeleri nedeniyle kuvvetlenmişlerdi. Bunun üzerine Selahaddin-i Eyyubî'nin kendilerinden almış olduğu beldeleri kendilerine geri vermelerini Müslümanlardan istediler. Neticede Haçlılarla Eyyubî melikleri arasında sadece Kudüs'ün Haçlılara iade edilmesi ve geri kalan beldelerin ellerinde bırakılması şartıyla anlaşma yapıldı. Haçlılar böylece Kudüs-ü Şerifi teslim aldılar. Melik Muazzam daha önceleri Kudüs-ü Şerifin surlarım yıktırmıştı. Bu durum, Müslümanların çok ağrına gitti. Büyük bir moral bozukluğu ve sarsıntı meydana geldi. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve ona dönücüleriz).
Sonra Melik Kâmil gelip Dımaşk'ı kuşattı. Ahaliyi sıkıştırdı. Nehirleri kesti. Ürünleri yağmaladı. Bu yüzden kıtlık meydana geldi. Askerleri Dımaşk'ın çevresinde ikamete devam ettiler. Nihayet Kâmil'in kardeşi Selahaddin Melik Nasır Davud b. Muazzam kaleden inip yanma gitti. Davud b. Muazzam Kerek-i Şobek, Nablus, Gur ve Belka arasındaki arazilerin sahibi olarak kalacak, Dârü'lMuazzam'ın üstadı Emir İz-zeddin Aybek de Serhat valisi olacaktı. Bundan sonra Eşref ile kardeşi Kâmil aralarında takas yaptılar. Eşref Dımaşk'ı aldı. Harran, Urfa, Rakka, Re'sülayn ve Suruç'u kardeşine verdi. Sonra Kâmil ilerledi. Hama'yı kuşatma altına aldı. Hama valisi Melik Mansur b. Takiyyüddin Ömer vefat etmiş, kendisinden sonra büyük oğlu Muzaffer Muham-medfin yerine geçmesini etmişti ki, bu da Kâmil'in damadı idi. Ancak Muzaffer Muhammed'in kardeşi Selahaddin Kılıçarslan Hama'yı istilâ etmişti. Kâmil gelip burayı kuşatma altına alınca müstevli Selahaddin'i kaleden indirdi ve kaleyi damadı Muzaffer Muhammed'e teslim etti. Sonra yoluna devam etti. Kardeşi Eşrefle yaptığı takasta Dımaşk'a mukabil olarak almış olduğu yerleri gidip teslim aldı.
Dımaşk'taki insanlar Melik Nasır Davud'un zamanında felsefeyle meşgul olmuşlardı. Öteden beri bu ilimle uğraşılmasının sebebini bazı kimseler bir nevi çözüntü olarak değerlendiriyorlardı. Doğrusunu Allah bilir. Melik Eşref bütün beldelerde insanların bu ilmi bırakıp yerine tefsir, hadis ve fıkıhla uğraşmalarını emretti.
Seyfeddin Amidî Aziziye'de müderristi. Melik Eşref onu bu görevden azledince o da -ileride de anlatılacağı gibi- hicretin 631. senesinde vefat edinceye dek kendi evine kapanıp kaldı.
Bu sene Nasır Davud, Kadilkudat Şemseddin b. Holî'ye Muhyiddin Yahya b. Muhammed b. Ali ezZekî'yi muavin olarak atadı. O da günlerce Bâbü'l-Kilâse doğusundaki eyvanda mahkeme kurup hüküm verdi. Sonra mahkemeyi kendi evine nakletti. İbn Holî'ye ortak olmuştu.

