El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Beşyüzdoksanıncı Senesi

Melik Efdal b. Selahaddin, babasının yerine Dımaşk'a hakim olduktan ve otoritesini sağlamlaştırdıktan sonra halife Nasır'a kıymetli hediyeler gönderdi. Hediyeler arasında babasının silahı ve gazalarda üzerine bindiği atı …

Melik Efdal b. Selahaddin, babasının yerine Dımaşk'a hakim olduktan ve otoritesini sağlamlaştırdıktan sonra halife Nasır'a kıymetli hediyeler gönderdi. Hediyeler arasında babasının silahı ve gazalarda üzerine bindiği atı da vardı. Hıttîn savaşında babasının Haçlılardan ele geçirdiği Salbut haçı da vardı. Haç'm üzerinde yirmi rıtl (bir rıtl 460 gram) ağırlığında nefis mücevherlerle karıştırılarak süslenmiş altın bulunuyordu. Halifeye gönderilen hediyeler arasında Haçlı kontlarının kızlarından dört de cariye yardı. Kâtip îmad, halifeye beliğ bir mektup yazdı. Bu mektupta Melik Efdal'ın babası Sultan Selahaddin'in vefatı nedeniyle üzüntüleri bildiriliyordu. Ayrıca babasından sonra Melik Ef-dal'in sultan olması halifeden talep ediliyordu. Halife bu talebi kabul etti.

Bu senenin cemaziyelevvel ayında Mısır hükümdarı Aziz, Dı-maşk'a gelerek orayı kardeşi Melik Efdal'in elinden almak istedi. Cemaziyelevvel ayının altısında cumartesi günü Kesved'e ordugah kurdu. Dı-maşk'ı kuşattı. Kardeşi Efdal şehri ona karşı savundu. Nehirlerin suları kesildi. Ürünler yağmalandı. Durum çok zorlaştı. Hal böyle devam etti. Nihayet ikisinin de amcası Melik Âdil geldi ve aralarım bulup barıştırdı. Yeminleşerek pekiştirdikleri anlaşmadan sonra ikisi tekrar kardeşlik bağlarıyla birbirlerine bağlanıp ısındılar. Bu anlaşmaya göre Kudüs çevresinde bulunan yerlerle Filistin, Melik Aziz'e verilecekti. Cebele ve Lazkiye şehirleri ise Halep meliki Zahir'e verilecekti. Mısır'daki ilk ikta' arazilerine ek olarak elinde bulunan Şam ve Cezire ile Harran, Urfa, Ca-ber ve çevresi de amcaları Melik Âdil'e verilecekti. Bu hususta ittifak edip anlaştılar. Melik Aziz, amcası Âdil'in kızıyla evlendi. Hastalandı. Sonra şifa buldu. Hastalığını Mercüssıfır'da konaklamaktayken geçirdi. Emirler ve melikler evlenmesi şifa bulması ve kardeşiyle barış yapması münasebetiyle gelip ona tebriklerini sundular. Bundan sonra Mısır'a döndü. Çünkü aile efradını ve çocuklarını çok Özlemişti. Araya uzun bir ayrılık girmişti.

Babası Sultan Selahaddin'in vefatından sonra Melik Efdal, idareyi bozmuş, halka kötü muamelede bulunmuştu. Babasının tayin etmiş olduğu emirleri ve has adamları yanından uzaklaştırmış, yabancıları yakınma, getirmiş, içkiye, oyun ve eğlenceye dalmıştı. Veziri Cizreli Zi-yaeddin İbnü'1Esir, onu avucunun içine almıştı. Onu bu kötülüklere sevk eden de oydu. Hem kendisi helak oldu, hem onu helak etti. Hem kendisi saptı, hem de onu saptırdı. İkisi de sahip oldukları nimetten mahrum kaldılar. Nitekim bu husus ileride de anlatılacaktır.

Bu sene Gazne hükümdarı Şihabüddin ile Hind kafirleri arasında büyük bir savaş meydana geldi. Hindliler 1.000.000 savaşçıyla Şihabud-din'in üzerine yürüdüler. Beraberlerinde 700 tane de fil vardı. Bu filler arasında misli görülmemiş beyaz bir fil de vardı. İki taraf karşı karşıya geldiler. Şiddetli bir savaşa tutuştular. Şihabüddin onları Melahûn denen büyük nehrin yanında hezimete uğrattı. Hükümdarlarını öldürdü, hükümdarlarının malına, mülküne, ülkesindeki eşyalara el koydu. Fillerini ganimet aldı. Büyük hükümdarın beldesine girdi. Hazinesindeki altınları ve diğer eşyaları 1.400 deveye yükleyerek taşıdı. Sonra muzaffer ve salimen ülkesine döndü.

Bu senede Sultan Harezmşah Tekiş - kendisine îbn Asbaî de denilirdi- Rey şehrini ve diğer yerleri ele geçirdi. Selçuklu sultanı Tuğrul Bey'le barış yaptı. Harezmşah, Rey şehrini ve kardeşi Sultanşah'm memleketini ve hazinelerini ele geçirmiş, sânı yücelmişti. Sonra rebiyü-levvel ayında Tuğrul Bey'le buluştu. İkisi savaştılar. Sultan Tuğrul Bey'i öldürdü. Başını halifeye gönderdi. Başı Nube kapısında günlerce asılı kaldı. Bundan sonra halife, sultan Harezmşah'a hü'atler ve beratlar gönderdi. Sultan Harezmşah, Hemedan ve diğer geniş beldeleri de ele geçirdi.

Bu senede halife, şeyh Ebü'l-Ferec b. Cevzî'ye gazaplanarak onu Vasıt'a sürgün etti. Ebü'l-Ferec, orada beş gün süreyle hiçbir şey yemedi. İkameti beş sene sürdü. Kendi kendine hizmet ediyor, suyunu kendisi bulup getiriyordu. Seksen yaşına varmış ihtiyar bir adamdı. Günde bir hatim indiriyordu. Şöyle demişti: «Oğlum Yusuf a olan özlemimden ötürü Yusuf sûresini okumadım.» Allah kendisini genişliğe kavuştu-runcaya kadar bu halini devam ettirmişti. Nitekim bu husus inşaallah ileride de anlatılacaktır.

Hicretin Beşyüzdoksanıncı Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler