El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Beşyüzseksendokuzuncu Senesi

Bu senede Sultan el-Melikü'n-Nasır Selahaddin Yusuf b. Eyyub vefat etti. Yüce Allah kendisine rahmet etsin. Sene başında o son derece sağlıklıydı. Kardeşi Âdil ile birlikte Dımaşk'ın doğusunda ava çıkmışlardı. Haçlıların …

Bu senede Sultan el-Melikü'n-Nasır Selahaddin Yusuf b. Eyyub vefat etti. Yüce Allah kendisine rahmet etsin. Sene başında o son derece sağlıklıydı. Kardeşi Âdil ile birlikte Dımaşk'ın doğusunda ava çıkmışlardı. Haçlıların işini bitirdikten sonra kendisinin Rum illerine, kardeşinin de Bağdat'a gitmesi hususunda aralarında anlaşmışlardı. Bu işi tamamladıktan sonra ikisi birlikte Acemlerin ülkesi olan Azerbaycan'a gideceklerdi. Azerbaycan'ı kendilerine karşı savunacak kimseler yoktu.

Safer ayının onbirinde pazartesi günü Sultan Selahaddin, hacıları karşılamağa çıktı. Beraberinde kardeşinin oğlu Yemen hükümdarı Seyfül-îslâm da vardı. Ona ikramda bulundu, yanından ayırmadı. Kaleye döndü. Babü'l-Hadid'ten kaleye girdi. Bu sefer, dünyadaki son seferi olmuştu. Sonra safer ayının onaltısmda cumartesi gecesi safral humması onu yakaladı. Sabah olunca Kadı Fadıl, İbn Şeddad ve oğlu Efdal huzuruna girdiler. Dün gece çekmiş olduğu ağrılardan, sancılardan şikâyet etmeğe başladı. Güzel konuştu. Yanında uzun süre kaldılar. Sonra hastalığı arttı ve devam etti. Dördüncü gününde tabipler yanına geldiler. Sonra vücudunda bir kuruluk meydana geldi. Çok terlemişti. Öyleki teri yere akmıştı. Sonra vücudunun kuruluğu fazlalaştı. Emirler ve devlet büyükleri huzuruna getirildiler. Oğlu ve o zamanın Dımaşk naibi olan Efdal Nureddin Ali'ye beyat edildi. Kendisinde şiddetli zaafiyet emareleri ve zaman zaman hanza kaybı görüldüğünden oğluna beyat edilmişti. O bu halde iken yanma gelenler Kadı Fadıl, İbn Şeddad ve beldenin kadısı İbn Zeki geldi. Sonra safer ayının yirmi yedisinde çarşamba gecesi durumu fenalaştı. Külase imamı Şeyh Ebu Cafer'i o gece yanında kalıp Kur'an okuması ve durumu ciddileştiğinde kelime-i şehadet telkin etmesi için yanına çağırdı. Anlatıldığına göre Şeyh Ebu Cafer kendisine can çekişmesi esnasında şu ayeti kerimeyi okumuştu:

«O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka Tanrı olmayan Allah'tır.» (el-Haşr, 22).

Şeyh Ebu Cafer kendisine bu ayeti kerimeyi okuduğu zaman Sultan Selahaddin, «Evet böyledir, doğrudur» buyurmuştur.

Sabah ezanı okunduğunda Kadı Fadıl yanına geldi. Sultan son nefesini vermek üzereydi. Kendisine şu ayeti kerime okundu:

«O'ndan başka Tanrı yoktur. Yalnız O'na güveniyorum.» (et-Tevbe, 129). Okuyucu bu ayeti kerimeyi okurken Sultan Selahaddin gülümsedi, yüzünün rengi açıldı ve ruhunu noksanlıklardan münezzeh olan yüce Rabbine teslim edip bu fani dünyadan ayrıldı. Yüce Allah ona rahmet etsin. Makamını yüceltsin. Cennetü'l-Firdevs'i de ona mekân olarak versin. Sultan Selahaddin vefat ederken elliyedi yaşındaydı. O, hicretin 532. senesinde Tikrit'te doğmuştu. Allah kendisine rahmet etsin. O, İslâm'ın savunucusu, koruyucusu ve müdafii idi. Alçak kafirlerin tuzaklarına karşı bir İslâm barınağı ve sığınağı idi. Vefatı nedeniyle Dımaşk-lılar benzeri görülmemiş bir üzüntüye maruz kaldılar. "Keşke oğullarımız, dostlarımız, arkadaşlarımız ölseydi de, o ölmeseydi" dediler. Vefatı nedeniyle çarşı pazar her taraf kilitlendi.

Devlet malları muhafaza edilip koruma altına alındı. Sonra cenazesini teçhiz etmeğe başladılar. Bütün çocukları ve aile efradı toplandılar. Cenazesini Dımaşk hatibi Fakih ed-Doleî yıkadı. Kefenini ve diğer teçhizatını Kadı Fadıl, kendi öz ve helal malından temin etmişti. Küçük büyük bütün çocukları orada ağlaşıp feryad ediyorlardı. Halk da feryad-ü figan edip ağıt yakmaya, onun için tazarru ve niyazda bulunmaya başladı. Öğle namazından sonra mübarek naaşı tabuta konulup getirildi. Kadı İbn Zekî cenaze namazını kıldırdı. Sonra sultan, Mansure kalesindeki evine defnedildi. Daha sonra oğlu, Mescidü'l-Kadem yakınında babası için bir türbe, Şafüler için de bir medrese yaptırmağa başladı. Çünkü sultanın bu yönde vasiyeti vardı. Bina tamamlanamadı. Oğlu Aziz gelip de kardeşi Efdal'i kuşatma altına aldığında hicretin 590.

senesi idi. Efdal, Külase'nin kuzeyinde bir-ev satın aldı. Kadı Fadıl da oraya ilaveler yaptırarak bir türbe haline getirdi. Rahmet yağmurları Sultan Selahaddin'in üzerine olsun. İlahi şefkat ve merhamet lütufları ona ulaşsın. Türbesine hicretin 592. senesinin" aşure gününde nakledildi. Orada Nesir denen yerin altında Kadil-kudat Muhammed b. Ali el-Karayibî İbn Zekî, Efdal'ın izniyle cenaze namazım kıldırdı. Sonra sultan, lahdine konuldu. Oğlu Efdal bizzat onun mübarek naaşım lahide yerleştirdi. Efdal o zaman Şam'ın sultanıydı. Bir rivayete göre cihad ve gazalarda kullandığı kılıcı da Kadı Fadıl'ın emriyle yanına bırakılmıştır. Kıyamet gününde inşaallah cennete girerken bu kılıca dayanarak girmesi ümidiyle bu kılıcı yanma bırakmışlardı. Sonra Emevî Camii'nde üçgün süreyle onun için taziyet meclisi kuruldu.

O meclise havastan, avamdan, reayadan, yöneticilerden herkes katıldı. Şairler onun için çok güzel mersiyeler yazdılar. En güzeli Kâtip İmad'm el-Berkuşşamî adlı kitabının sonunda yer alan ve 202 beyitten ibaret olan, sonra da erRavzateyn adlı eserde Şeyh Şihabüddin Ebu Şame tarafından nakledilen şu mersiyedir:

«Hidayet yolunu ve ülkeyi dağınık hale düşmüşken derleyip toparladı.

Zaman bozulmuştu. İyilikler yok edilmişti. O bütün bunları düzeltti.

Nerede o hükümdar ki her zaman kendisinin heybetinden korkulurdu.

Varlığından da her zaman ümit beklenirdi. Nerede o hükümdar ki kendisine bütün varlığımızla itaat etmiştik. Kendisi de Rabbinin itaatmdaydı her zaman. Allah aşkına söyleyin, nerede o Melikü'nNasır ki Allah'a karşı bütün niyetleri halisane ve sofiyane idi.

Nerede o sultanımız ki her zaman bağışı ümid edilir ve satvetinden

de korkulurdu.

Nerede o hükümdar ki zaman onun faziletiyle şereflendi.

Onun şereflendirmesi her zaman faziletli kimselerin üzerindeydi.

Nerede o hükümdar ki, Haçlılar onun kuvveti karşısında zelil olup alçaldılar.

Onun intikamları düşmanların boynundaki zincirlere ulaştı, kılıcıyla parçalandı.

Bütün varlıklara atlarının yularlarıyla nimet ulaştırdı.»

Şu mersiyede Kâtip İmad'a aittir:

«Yüksekliklere, zirvelere, hidayetlere koruyucu kim vardır?

Savaşlara nimet bahşetmeğe kim vardır artık?

Sultan Selahaddin kendi hükümdarlığı için ahirette ebediyet istedi,

Çünkü o dünyada hükümdarlığın ebediyetine inanmadı

O öyle bir denizdi ki iyilik ve ihsaniyle bütün karaları denize döndürdü.

Kılıcıyla da sahil beldeleri fethedildi.

Onun zamanında hak ehli kimseler,

Onun izzet ve şerefiyle batıl ehlini püskürttüler.

Fetihleri varya onun, ki Kudüs onun ilk fetihlerindendir.

O fetih onun için sicillerde, tarih sayfalarında bir fazilet ve üstünlüğü ebedi olarak kaydetmiştir.

Ben senin mezarının üzerine yağmur yağmasını pek istemiyorum,

Çünkü senin cömertliğinin, sağanak yağmurları bile geride bıraktığını gördüm.

Allah'ın hoşnutluğu bir su gibi sana içirilsin,

Çünkü ben gökten yağan yağmurların suyunu içmene razı değilim.»