El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Beşyüzseksenyedinci Senesi

Bu senede Fransa kralı ile İngiltere kralı ve diğer deniz aşırı Haçlı ülkelerinin hükümdarları Akkâ kuşatmasındaki dindaşları olan Haçlıların yardımına geldiler. İleride de detaylı olarak açıklanacağı gibi bu senede Akkâ …

Bu senede Fransa kralı ile İngiltere kralı ve diğer deniz aşırı Haçlı ülkelerinin hükümdarları Akkâ kuşatmasındaki dindaşları olan Haçlıların yardımına geldiler. İleride de detaylı olarak açıklanacağı gibi bu senede Akkâ şehrini almak için elbirliği ettiler. Şehir bu senenin başında iki taraftan şiddetli bir kuşatma altına alınmıştı. Düşman birliklerinin tamamı şehre girdiklerinde Melik Adil Ebu Bekir deniz tarafında çadırını kurmuştu. Düşmanların asker ve erzaklarının bütünüyle şehre girişlerini bekliyordu. Rebiyülevvel ayının başında ilk gecede Müslümanlar Akka'dan çıkıp Haçlı ordugahına hücum ettiler. Onlardan çok sayıda askeri öldürdüler. Çok miktarda esir ve ganimet elde ettiler. On iki kadın esir elde etmişlerdi. Haçlıların büyük bir gemisi kırılıp parçalanmış, içindeki askerlerin bir kısmı boğulmuş, geri kalanları ise esir alınmıştı. Humus valisi Esedüddin b. Şirkuh, Trablus arazisinde bulunan Haçlı sürülerine hücum etmiş çok sayıda at, sığır ve koyunu önüne katıp götürmüştü. Türkler de çok sayıda Haçlı askerini ele geçirip öldürmüşlerdi. Müslümanlardan da atının ayağı tökezlediği için yere düşen küçük bir köleden başka ölen olmamıştı.

Rebiyülevvel ayının onikisinde Fransız kralı, haça tapanlarla dolu lanetli altmış parça gemiyle Akkâ'yı kuşatmış olan Haçlılara ulaştı. Fransız kralı geldiğinde orada bulunan diğer Haçlı krallarına itibar eden kalmadı. Onların sözü ve hükmü geçmez oldu. Çünkü onlar nazarında Fransız kralı hepsinden daha büyük ve azametliydi. Beraberinde boz renkli büyük bir doğan da getirmişti. Doğan elinden uçup Akkâ surları üzerine kondu. Akkâlılar onu yakalayıp Sultan Selahaddin'e gönderdiler, Fransız kralı, doğanın geri verilmesi için 1.000 dinar vereceğini söyledi. Ancak sultan onun bu teklifini kabul etmedi. Fransız kralından sonra Keyd Ferir geldi ki o da Haçlıların büyüklerinden ve önde gelen hükümdarlarmdandı. Sonra İngiliz kralının gemileri de oraya ulaştı. Kralın kendisi Kıbrıs adasını ele geçirmeğe çalıştığından oraya gelememişti. Öte yandan bahar mevsiminin başında Sultan Selahaddin'in hizmetinde bulunmak amacıyla İslâm beldelerinin melikleri de Akkâ'ya gelmişlerdi.

Kâtip İmad dedi ki: «Müslümanların hırsızları da vardı. Bunlar Haçlıların çadırlarına gidip oradaki eşyaları, hatta adamları çalıyorlardı. Günün birinde bu hırsızlardan biri beşikte üç aylık bir bebeği çalıp İslâm ordugahına getirmişti. Bebeğin annesi, çocuğunun çalınmasından dolayı çok üzülmüş, gidip kendi hükümdarlarına şikâyette bulunmuştu. Ona «Müslümanların sultanı yufka yürekli ve merhametli biridir. Sana izin verdik. Git derdini ona anlat» dediler. Kadın, Sultan Selahaddin'in yanına gelip derdini anlattı. Sultan Selahaddin ona o kadar acıdı ki gözleri yaşardı. Sonra çocuğunun bulunup getirilmesini emretti. Çocuk pazarda satılmıştı. Bedelinin müşteriye Beytü'lmal'dan ödenmesi için bir yazı yazdı. Çocuk getirilinceye kadar ayakta bekledi. Nihayet çocuk getirildi. Annesine teslim edildi. Annesi onu bir süre emzirdi. Aşırı derecede sevincinden ve çocuğuna olan özleminden ötürü ağlıyordu. Sonra Sultan Selahaddin, bir ata bindirilerek izzet ve ikram içinde o kadının Haçlı ordugahmdaki çadırına götürülmesini emretti. Allah, Sultan Selahaddin'e rahmet etsin. Günahlarını bağışlasın.