El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Humus Savaşı

Receb ayının ondördünde perşembe günü iki taraf karşı karşıya geldi. Güneşin doğuşu esnasında iki hasım ordu göğüs goğüse geldi. Tatar askerleri 100.000 süvari idiler. Müslüman askerleri ise bunun yarısı veya biraz daha …

Receb ayının ondördünde perşembe günü iki taraf karşı karşıya geldi. Güneşin doğuşu esnasında iki hasım ordu göğüs goğüse geldi. Tatar askerleri 100.000 süvari idiler. Müslüman askerleri ise bunun yarısı veya biraz daha fazla idiler. İki taraf da Halid b. Velid türbesinden Res-ten'e kadar olan alanda bulunuyorlardı. Uzun asırlardan beri misli görülmemiş büyük bir savaşa tutuştular. Günün ilk vaktinde Tatarlar galip güründüler. İslâm ordusunun sol cenahım kırdılar. Sağ cenah da sarsıntı geçirdi. Yardımına baş vurulacak olan, yüce Allah'tır. Merkezin sol tarafındaki kanat da kırıldı. Sultan Mansur, etrafındaki az bir toplulukla büyük bir sebat gösterdi. İslâm askerlerinin büyük bir kısmı hezimete uğradı. Tatarlar onları kovalamaya başladılar. Kovalarken Humus gölüne vardılar. Humus şehrinin önlerine geldiler.

Şehrin kapıları kilitliydi. Halktan ve diğerlerinden bir kısmını öldürdüler. Müslümanlar büyük bir ölüm çizgisine gelmişlerdi. Sonra aralarında Sungur el-Eşkar, Beyserî ve Taybars el-Vezirî, Bedreddin Silahtar, Ayıtmış es-Sadî, Hü-sameddin Laçin, Hüsameddin Toruntay, Düveydarî ve benzeri gibi önde gelen bahadır ve cesaretli komutanlardan bir grup, Sultan Mansur'un sebat ettiğini görünce kendi aralarında istişare yaparak sultanın yanına dönmeye karar verdiler. Bu karardan sonra dönüp düşmana peşpeşe ağır hamleler yaptılar. Nihayet Cenâb-ı Allah, kendi güç ve kuvvetiyle Tatarları bozguna uğrattı. Mengütemir yaralandı. Arz taraflarından Emir İsa b. Mühenna da gelerek Tatarlara büyük bir darbe vurdu. Tatar askerleri, onun darbesi karşısında sarsıntı geçirdiler. Böylece hezimet tamamlandı. Allah'a hamd olsun.

İslâm askerleri Tatarlardan cidden çok sayıda askeri öldürdüler. Daha önce hezimete uğramış olan Müslüman askerleri kovalamaya giden Tatarlar, geri döndüklerinde arkadaşlarının kılıçtan geçirildiğini, İslâm askerlerinin de kaçan diğer Tatarları kovaladıklarını, kimini öldürüp kimini esir aldıklarını; Sultan Mansur'un ise sancağın altındaki yerinde sebat ettiğini, arkasında savaş köslerinin çaldığını, yanında sadece 1.000 süvarinin bulunduğunu görünce onu haklayabileceklerini zanmna kapıldılar. Onunla savaşmaya başladılar. Sultan, onların karşısında da büyük bir sebat gösterince karşısında hezimete uğradılar. Sultanın maiyetindekiler onları yakalayıp çoklarını öldürdüler. Böylece zafer tamamlandı. Tatarların mağlubiyeti guruptan önce gerçekleşti. Mağlup olan Tatar askerleri, iki gruba ayrıldılar.

Bir kısmı Silmiye ve Berriye tarafına diğer kısmı da Haleb ve Fırat tarafina yönelip kaçmaya başladılar. Sultan, bunları kovalayacak askerleri peşlerine taktı. Receb ayının onbeşinde cuma günü zaferin Müslümanların olduğuna dair müjde mektubu Dımaşk'a geldi. Bunun üzerine şehir süslendi ve sevinç davulları çalındı. Mumlar yakıldı. İnsanlar sevindiler. Cumartesi gün olunca insanlar, aralarında Bilik en-Nasırî ile Halik ve diğerlerinin de bulunduğu hezimete uğramış bir grup İslâm askerinin Dımaşk'a geldiğini gördüler. Bunlar, savaşın ilk etabında İslâm ordusunun hezimete uğradığı haberini verdiler, ama savaşın diğer aşamalarından haberleri yoktu. Bunun üzerine Dımaşk halkı büyük bir tedirginlik içine düştü. Şiddetli bir korkuya kapıldı. İnsanların çoğu kaçmaya hazırlandı. Tam o sıralarda posta geldi ve savaşın baştan sona bütün aşamalarıyla ilgili haberleri halka ulaştırdı.

Artık insanlar yerlerine oturdular. Büyük bir sevince kapıldılar. Hamd ve minnet Allah'adır.

Sonra Sultan Mansur, receb ayının yirmiikisinde Dımaşk'a geldi. Önünde esirler vardı. Ellerinde mızraklar, mızrakların ucunda da Tatar askerlerinin kafataslan vardı. O gün görülmeğe değer muazzam bir gündü. Sultanın beraberinde bir grup asker de vardı ki bunlar, Sungur el-Eşkar'm adamlarıydılar. Aralarında Alemüddin ed-Düveydarî de vardı. Sultan güçlenmiş ve muzaffer olarak kaleye indi. Halk onu çok sevdi. Ona çokça dualar ettiler. Sungur el-Eşkar ise Humus'ta sultanla vedalaşarak Sahyun'a dönmüştü.

Tatarlara gelince onlar perişan bir halde hezimete uğramış, ölüme ramak kalmış halde her taraftan darbe yiyerek, her cihetten Öldürülerek kaçıp gitmişler, Fırat'a varmışlar ve orada da çokları sularda boğulmuştu. Bire (Birecik) halkı da onlara hücum etmiş, bir çoğunu öldürmüş, geride kalanlarını esir almışlardı. İslâm askerleri onları kovalıyor ülkeden uzaklaştınyordu. Nihayet Allah, Müslümanları onlardan kurtarıp rahata erdirdi.

Bu savaşta Önde gelen komutanlardan bir grup şehit düşmüştü. Şehitler arasında büyük emir Hacı İzzeddin Özdemir Camdar da vardı. O, bu savşata Tatar hanı Mengütemir'i yaralamıştı. Ona sığınma numarası yaparak yanına yaklaşmış, mızrağını fırlatarak Mengütemir'e"isabet ettirmiş ve onu yaralamıştı. Ancak Tatarlar da kendisini yakalayıp öldürmüşlerdi. Allah rahmet etsin. Halid b. Velid'in türbesinin yakınına defnedildi.

Bu senenin şaban ayının ikisinde pazar günü Sultan Mansur Mısır'a gitmek üzere Dımaşk'tan ayrıldı. İnsanlar ona dua ediyorlardı. Onunla birlikte Alemüddin ed-Düveydarî de yola koyuldu. Sonra Gaz-ze'den geri döndü. Şam'ın işlerini yürütmekle onu görevlendirdiği için, Düveydarî geri dönmüştü. Sultan da şaban ayının onikisinde Mısır'a varmıştı.

Şaban ayının bitiminde sultan, Mısır ve Kahire kadılığına, Kadı Vecihüddin el-Behnesî eş-Şafîî'yi atadı. Ramazan ayının yedisinde pazar günü Dımaşk'taki Cevheriye medresesinin açılışı yapıldı. Bu medreseyi yaptıran ve vakfeden Şeyh Necmeddin Muhammed b. Abbas b. Ebu'l-Mekarim etTemimî el-Cevherî henüz hayattaydı. Orada Hanefî kadısı Hüsameddin er-Razî ders verdi.

Şaban ayının yirmidokuzunda cumartesi sabahı Dımaşk'ın Kas-yun mahallesindeki Ebu Ömer Camii'nin minaresi eski mescidin üzerine yıkıldı. Orada bulunan bir kişi öldü. Cenâb-ı Allah diğer cemaatı korudu.

Ramazan ayının onunda Dımaşk'ta bol miktarda kar ve dolu yağdı, hava, çok soğumuştu. Öyleki karın kalınlığı bir zirai bulmuş, sebzeler bozulmuş, insanların geçimle ilgili bir çok işi durmuş, hayat adeta felç olmuştu. Şevval ayında Sincar sahibi, aile efradı ve malıyla birlikte Dı-maşk'a geldi. Sultanın itaatine girdi. Tatarlar'dan asker öldüre öldüre oraya kadar gelmişti. Şehrin naibi onu karşıladı. Ona ikramda bulundu. Saygı ve itibar içinde onu Mısır'a yolcu etti.

Kitab ehlinden olan ve zorla Müslümanlaş tırıl an zimmilerle ilgili olarak şevval ayında bir meclis kuruldu. Bir grup müftü bunların zorla İslâm'a sokulması sebebiyle tekrar eski dinlerine dönebileceklerine dair kendilerine bir fetva yazıp vermişlerdi. İslâm'a zorla sokuldukları hususu, Kadı Cemaleddin b. Ebi Yakup el-Malikî'nin huzurunda ispatlandı. Bunun üzerine çokları dinlerine döndüler. Eskiden olduğu gibi tekrar cizye ödemekle yükümlü kılındılar. Bir kısım yüzlerin ağarıp bir kısmının kararacağı kıyamet gününde Allah, bu Ehl-i Kitabın yüzlerini karartsın. jBir rivayette anlatıldığına göre onlar bu fetvayı alabilmek için cidden' çok para sarfetmişlerdi. Allah onları kahretsin.

Bu senenin zilkade ayında Sultan Melik Mansur, Ayıtmış es-Sadî'yi tutuklayıp Cebel kalesinde hapsetti. Dımaşk'taki naibi de Sey-feddin Balaban el-Harunî'yi tutuklayıp Dımaşk kalesine attı. Bu senenin zilkade ayının yirmidokuzunda (on mart) sabahleyin halk Dımaşk musallasına giderek yağmur duasında bulundu. On gün sonra yağmur yağdı. Bu senede Sultan Melik Mansur, Melik Zahir'in çocuklarını, kadınlarını, hizmetçilerini Mısır'dan Kerek'e gönderdi ki, orada Melik Mesud Hızır b. Zahir'in koruması altında bulunsunlar.

Hicretin Altıyüzsekseninci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler