Asıl adı Zahireddin Ebu İshak İbrahim b. Nasır b. Asker'dir. Şafiî fakihi olup aynı zamanda edebiyatçıydı. Kâtip İnıad, el-Cerîde adlı eserde; İbn Hallikan da el-Vefeyat adlı eserde ondan bahsetmişlerdir. Onu övmüşler, şiirlerini nakletmişlerdir. Tekke sahibi bir şeyh ile Mekkî adındaki bir arkadaşı hakkında da şiir yazmıştı. Şöyleki:
«Dikkat edin, Mekkî'ye nasihatçınm sözünü söyleyin.
Nasihatin hakkı, onu dinlemektir.
İnsanlar dinlerinde, şarkının uyulması gereken bir âdet olduğunu ne zaman duymuşlardır?
Kişinin deve gibi yemek yemesi ve toplantılarda başı dönüp yere düşünceye dek raks etmesi ne zamandan beri dinî bir âdet haline gelmiştir?
Midesi boş ve aç olan bir kimse,
Ne kadar da şevke gelse dolaşamaz ve şarkı dinleyemez.
Rabbimize âşık olduğumuz için sarhoş olduk dediler.
Aslında onları çanaklardaki yiyecekler sarhoş etti.
Eşekler de böyledirler. Karınlarını doyurunca oynamağa başlarlar, tokluktan ve çimenlerden Ötürü. Onlara meydan okuyan kimse, bid'atleri terennüm ettiği zaman,
Sakallarını oynattıklarını görürsün.
Kimi bağırır, kimi inler.
Kurulup, eğer yumuşatıhrsa çatlamaz.»

