El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Kahirin Vefatı

Bu senenin muharrem ayının onbeşinde cumartesi günü Melik Kahir Bahaeddin Abdülmelik b. Sultanü'l-Muazzam İsa b. Adil Ebu Bekir b. Eyyup, altmışdört yaşında vefat etti. Akıllı, ahlâkı güzel, konuşması yumuşak, mütevazı, …

Bu senenin muharrem ayının onbeşinde cumartesi günü Melik Kahir Bahaeddin Abdülmelik b. Sultanü'l-Muazzam İsa b. Adil Ebu Bekir b. Eyyup, altmışdört yaşında vefat etti. Akıllı, ahlâkı güzel, konuşması

yumuşak, mütevazı, kalbi temiz bir kimseydi. Arapların bineklerine ve elbiselerine alaka duyardı. Devlet erkânı arasında saygın bir şahsiyete sahip olup atılgan ve şecaatli idi. İbn Leysî'den hadis rivayet etti. Berza-li'ye icazet verdi. Berzali'nin ifadesine göre o zehirlenerek öldürülmüştür. Başkalarının anlattığına göre Sultan Melikü'z-Zahir, bir şarap kâsesine zehir katarak, içmesi için ona vermişti. Sonra da kendisi kalkıp tuvalete gitmiş, döndüğünde saki, şarap kâsesini Kahir'in elinden alıp doldurmuş, doldurduktan sonra Sultan Melikü'z-Zahir'e -olup bitenlerden haberi olmaksızınsunmuştu. Allah da o kâsenin zehirli olduğunu sultana unutturmuş, ya da kendi takdir ve muradının gereği olarak sultan, bunun başka bir kâse olduğunu zannetmişti. Oysa kâsede zehir artığı kalmıştı. Sultan, kâsedeki şarabı içmiş, içtikten sonra farkına varmış, karnı o anda sancılanmaya başlamıştı. Hemen içi yanıp tutuşmuş ve şiddetli bir sıkıntıya maruz kalmıştı.

Kahir hemen evine götürülmüştü. Zehire yenik düşmüş ve o gecede vefat etmişti. Sultan Melikü'zZahir ise günlerce hastalık çekmiş, nihayet muharrem ayının yirmiyedisinde perşembe günü öğleden sonra Ablak kasrında vefat etmişti. O gün, emirler için çok sıkıntılı ve musibetli bir gün olmuştu. Saltanat naibi îzzeddin Aydemir ile devlet erkânının ve ümeranın büyükleri gelip cenaze namazım kılmışlar, tabuta yerleştirerek onu surdan çıkararak kaleye götürmüşler, kaledeki Bahriye evlerinden birine geçici olarak bırakmışlardı. Ölümünden sonra oğlunun yaptırdığı türbeye bu Bahriye odasından alınıp götürülmüştü. Türbesi Adiliyetül-Kebire karşısındaki Akikî binasıdır. Bu senenin receb ayının beşinde cuma gecesi oraya götürüldü. Ölümü gizlendi. İnsanlar ancak rebiyülevvel ayının son on gününde onun ölümünden haberdar oldular. Oğlu Said'e Mısır'dan bey'at geldi. Halk, sultanın ölümüne çok üzüldü. Ona çokça rahmet dilediler. Dımaşk'ta da oğluna bey'at yenilendi. Şam'da naib olarak bulunan İzzeddin Aydemir'e, bu görevine devam etmesi için ikinci bir ferman geldi.

Sultan Melikü'z-Zahir; şehametli, şecaatli, himmeti yüksek, ileri görüşlü, atılgan, cesur, saltanat işlerine itina ile b^kan, Müslümanlara şefkat gösteren ve hükümdarlık vasıflarını eksiksiz olarak taşıyan bir kimseydi. İslâm'ın ve Müslümanların zaferi içiivSağlam bir azmi vardı. Hükümdarlık prensiplerini tam olarak tatbik'ederdi. Hicretin 658. senesinin zilkade ayının onyedisi olan pazar gününden bugüne kadar hakimiyet sürdü. Bu süre zarfında birçok fetihler gerçekleştirdi. Mesela Kisariye, Arsun, Yafa, Şakif, Antakya, Bura-z, Taberiye, Kasir, Hisnü'l-Ekrad, Hisn-i Akkâ, Garin, Saflta ve Haçlıların ellerinde bulunan bir çok müstahkem kaleleri fethetti. İsmaililerin elinde hiçbir kale bırakmadı. Merkip mıntıkasını Haçlılarla yanyarıya paylaştı. Banyas ve An-tarsus beldelerini, Haçlıların ellerinde bulanan diğer belde ve kaleleri de,aynı şekilde yarı yarıya paylaştı.

Bu mıntıkaların kendi payına düşen kısımlarına naibleri ve amirleri atadı. Anadolu'da Kayseri'yi fethetti. Filistin'de Moğolların ve Rumların başına büyük belalar getirdi ki uzun zamanlardan beri böyle bir olay duyulmuş değildi. Sis hükümdarından birçok beldeyi geri aldı. Onların kalelerine, diyarlarına elkoyup her tarafı kontrolü altına aldı. Müslümanlara karşı zorbalık edenlerden Baalbek, Busra, Serhat, Humus, Aclon, Salt, Tedmür, Rahbe, Telbaşir, Kerek ve Şobek'i geri aldı. Zencilerin ülkesi olan Nobe beldelerini bütünüyle fethetti. Tatarların elinden birçok beldeyi, Mesela Şirzor ve Bi-re'yi aldı. Ülkesinin sınırları Fırat'tan Nube ülkesinin uçlarına kadar genişledi. Büyük nehirler üzerinde köprüler, kaleler ve müstahkem mevkileri onardı. Cebel kalesindeki Darü'z-Zeheb'i yaptırdı. Oniki sütun üzerine kurulu renkli ve altın yaldızlı bir kubbe inşâ ettirdi.

O kubbede Hasekilerinin biçim ve şekillerini yaptırdı. Mısır'da Sirdas nehri gibi birçok nehir yatakları ve Haliçler kazdırdı. Birçok cami ve mescit inşâ ettirdi. Yandığı zaman Rasûlullah (s.a.v.)'m mescidini onardı. Hüc-re-i Şerife'nin çevresine trabzanlar koydurdu. Mescid-i Nebeviye bir minber yaptırdı ve tavanını altın yaldızla süsledi. Medine'deki hastaha-neyi tamir ettirdi. Hz. İbrahim'in mezarını onardı. Hz. İbrahim'in mezarının bulunduğu zaviyeye ilaveler yaptırdı. Orada kalanlara verilen nafakalara da ilavelerde bulundu. Hz. Musa'nın mezarı olarak bilinen yerin üzerine Kudüs'ün güneyinde bir kubbe yaptırdı. Kudüs'te bir çok güzel şey yaptırdı. Mesela Silsile kubbesi bunlardan biridir. Sahra Mesci-di'nin tavanını onardı. Kudüs'te muazzam bir han inşâ ettirdi. Mısır'daki Fatimî halifelerinin sarayının kapısını oraya götürüp taktırdı.

Orada bir değirmen, bir fırın ve bir de bahçe yaptırdı. Oraya gelenler için harçlık, eşyalarının onarımı için fon tahsis etti. Ebu Ubeyde'nin mezarının üzerine bir kubbe ve çevresine bir külliye yaptırdı. Oraya gelen ziyaretçilere geliri sarfedilmek üzere bir vakıf kurdu. Daniye köprüsünü onardı. Kerek taraflarında bulunan Cafer-i Tayyar'ın mezarını tamir ettirdi. Oraya gelecek ziyaretçilere geliri harcanmak için vakıf kurdu. Sifd kalesini ve Camii'ni onardı. Remle Camii'ni ve diğer camileri de onardı. Haçlıların alıp tahrip ettikleri beldelerin çoğundaki cami ve mescitleri de yeniletti. Haleb'te muazzam bir köşk yaptırdı. Dımaşk'ta Ablak sarayını, Zahiriye medresesini ve diğer binaları yaptırdı. Halk arasında tedavülde kullanılan halis dirhem ve dinarlar bastırdı. Allah ona rahmet etsin.

Allah yolunda cihadla uğraşmasına rağmen daha önceki halifelerin ve Eyyubî hükümdarlarının zamanlarında yapılmayan birçok hayır kurumları, güzel eserler ve mekânlar yaptırdı. Çok miktarda askeri ci-had için çalıştırdı. Moğollardan 3.000 kadar kişi yanına geldi. Onlara ik-ta araziler verdi. Çoğuna emirlik verdi. Yiyeceğinde ve giyeceğinde orta yolu takip ederdi. Askerleri de böyleydi. Yıkılmasından sonra Abbasî devletini yeniden ayağa kaldıran odur. Kendisi bu hilafeti diriltinceye dek insanlar üç sene kadar halifesiz kalmışlardı. O, her mezhepten müstakil bir kadilkudat atamıştı. Allah kendisine rahmet etsin. Uyanık, cesaretli ve şecaatli bir kimseydi. Gece ve gündüz bir an dahi düşmanlara karşı gaflet içine girmezdi. Aksine o, İslâm'ın ve Müslümanların düşmanlarının üzerine giden, atılgan bir kimseydi.

İslâm'ın ve Müslümanların düzenini sağlamış, işlerini yoluna koymuştu. Özetle Cenâb-ı Allah onu son zamanda İslâm'ın ve Müslümanların yardımcısı ve destekçisi olarak ortaya koymuştu. Dinden çıkan Haçlıların, Tatarların ve müşriklerin boğazlarına bir korku düğümü olarak yerleşmişti. İçki içilmesini yasaklamış, fasıkları ülkeden sürgün etmişti. Fasıklık ve mefsedet gördüğü zaman mutlaka olanca çabasını harcayarak onu ortadan kaldırmaya çalışırdı. Siretinden bahsederken onun kalbinin temizliğinden, düşüncesinin iyiliğinden bahsetmiştik. Kâtibi İbn Abdi'zZahir onun için uzun uzadıya bir biyografi hazırlamıştır. İbn Şeddad da böyle yapmıştır. Vefat ederken Sultan Melikü'z-Zahir geride onüç erkek, yedi kız çocuğu bırakmıştı. Vefat ederken kendisi elli ile altmış yaş arasındaydı. Vakıflar kurmuş, iyiliklerde bulunmuş, sadakalar dağıtmıştı.

Cenâb-ı Allah, onun iyiliklerini ve hayır amellerini kabul buyursun. Kötülüklerini ve günahlarını bağışlasın. Doğrusunu noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.

Kendisinden sonra yerine oğlu Said geçti. Zaten sağlığında babası onu veliahd tayin etmişti. Tahta geçtiğinde Melik Said yirmi yaşından küçüktü. Görünüşü çok güzel, erkeklik vasıfları tastamamdı. Bu senenin safer ayında Fenes'in elçileri, Mısır diyarına hediyelerle geldiler. Sultan Melikü'zZahir'in vefat etmiş olduğunu gördüler. Yerine oğlu Melik Said geçmişti. Devlet değişmemişti. Eskiden hoş görülen şeyler yine hoş görülüyordu. Prensipler olduğu gibi tatbik edilmekteydi. Ancak ülke, arşlarımı, hatta en güçlü arslanlar arslanım yitirmişti. Varılan durum, çok zorlu bir durumdu. O arslan, sağlığında İslâm'ın surlarında bir gedik açıldığında hemen kapatırdı. Azim kulplarından biri çözülünce onu hemen yine bağlardı. Azgın ve taşjsm guruplardan biri İslâm'a saldıracak olursa hemen ona karşı çıkar/ve gerisin geri püskür-türdü. Allah onu bağışlasın. Mezarını rahmetiyle ıslatsın. Varacağı yeri ve makamı da Cennet kılsın.

Şam askerleri Mısır diyarına doğru yola koyuldular. Beraberlerinde bir mahfe vardı. Mahfede güya sultanın hasta olarak bulunduğu izlenimi veriliyordu. Bu halde Kahire'ye ulaştılar. İnşaallah şehit olduğuna kanaat getirdiğimiz' doğru yoldaki Melikü'z-Zahir'in vefatı açıklandıktan sonra Melik Said'e berat yenilendi. Safer ayının yirnıiyedisinde cu-na günü bütün Mısır camilerinde Melik Said adına hutbe okundu. O da babası Melikü'z-Zahir'in cenaze namazım kıldırdı, gözleri yaşla doldu.

Rebiyülevvel ayının ortalarında Melik Said adeti üzere maiyeti ile birlikte sefere çıktı. Önünde Mısır ve Şam askerleri yürüyorlardı. Bu haldeyken Cebelü'l-Ahmer'e ulaşıldı. İnsanlar onun gelişine çok sevindiler. O zaman kendisi ondokuz yaşındaydı. Üzerinde saltanatın riyaseti ve hükümdarlığın debdebesi vardı.

Cemaziyelevvel ayının dördünde pazartesi günü Emir Şenıseddin Aksungur el-Farikanf nin, Kahire'deki medresesinin açılışı yapıldı. Harretül-Veziriye mahallesinde bulunan bu medresede Hanefî mezhebinin nkhı öğretilecekti. Ayrıca hadis ve kıraat ilimleri de bu medresede okutulacaktı. Bundan bir gün sonra halife Müstemsik Billah b. Hakim Bi-Emrillah'm oğlu, Halife Müstansır b. Zahir'in kızıyla evlendi. Nikâh töreninde babası, sultan ve ayan takımı hazır bulundular. Cemaziyelevvel ayının dokuzunda cumartesi günü Adiliye karşısındaki Dârülakikî adıyla bilinen binanın yapımına başlandı ki, orası hem bir medrese, hem de Sultan Melikü'z-Zahir'in türbesi olarak kullanılacaktı. Burası daha önce Akikî'nin evi idi. Hammamü'l-Akikî'nin bitişiğindeydi. Türbenin temeli, cemaziyelahir ayının beşinde atıldı. Aynı günde medresenin temeli de atılmıştı.

Bu senenin ramazan ayında Medine'de büyük ve kesif bulutlar görüldü. Bu bulutlar arasından şiddetli bir şimşek çaktı. Sift minaresine yıldırım düştü. Bu yıldırım, o minareyi tepeden temele kadar bir el sığacak genişlikle ikiye bölüp yardı.

Bu sene vefat eden meşhur şahsiyetler arasında Pervane de vardı. Bu zat, muharrem ayının son on gününden birinde vefat etmişti. Yine bu günlerde Melik Zahir de vefat etmişti. Bunların biyografileri önceki sayfalarda anlatılmıştır.