Asıl adı Muhammed b. Âdil'dir. Yüce Allah ona rahmet etsin. Melik Kâmil, Dımaşk'ı ele geçirdikten sonra iki ay rahat yaşadı. Sonra çeşitli hastalıklara yakalandı. Öksürüğe, ishale, boğaz nezlesine ve ayaklarında nıkrise tutuldu. Dârülkasebe konağının küçük bir odasında vefat etti. Amcası Selahaddin-i Eyyubî de burada vefat etmişti. Çok heybetli olduğundan, ölümü esnasında Kâmü'in yanında kimse yoktu. Hiç kimse ona yaklaşamıyordu. Sonra içeri girdiklerinde ölü olduğunu gördüler. Yüce Allah ona rahmet etsin. Hicretin 576. senesinde doğmuştu. Âdil'in Mevdut'tan sonraki en büyük oğluydu. Âdil, durumunu bildiğinden, aklının kâmil oluşundan ve birçok bilgiye sahip bulunduğundan ötürü onu veliahd tayin etmişti. Melik Kâmil, süper zekâlı bir insan olup âlimleri çok severdi. Onlara zor sorular yöneltirdi. Sahih-i Müslim'e dair güzel sözleri vardır. Zeki, heybetli, güçlü, kuvvetli, adil, insaflı ve son derece hürmetkar bir kimseydi. Otuz sene süreyle Mısır'a hakim oldu. Onun zamanında yollar güvenliydi. Halk bir birine asla zulmedemiyordu. Kimsenin zulme cesareti yoktu. Amid'de bir çiftçinin bir miktar arpasını gasbeden birkaç askeri idam etmişti.
Üzengici askerlerden biri, üzengici başının kendisini altı ay ücretsiz çalıştırdığını söyleyip şikâyetçi oldu. Kâmil, üzengiciyi yanına çağırdı ve ona üzengici başı elbisesini giydirdi. Üzengici başını da çağırdı ve ona da üzengici elbisesi giydirdi. Böylece eski üzengici başı, yeni üzengici, eski üzengici de yeni üzengicibaşı görevine getirildi. Bu şekilde altı ay müddetle görev yapmalarını emretti. Üzengici başının kafileye gelip üzengiyi tutmasını ve sultana hizmet etmesini söyledi. Süre doluncaya kadar böyle çalışmasını ferman buyurdu. Bu durumu gören başkaları gerekli ibret dersini alıp hizaya geldiler.
Haçlıların istilasına uğramasından sonra Dimyat'ı tekrar Müslümanlara kazandırma işinde büyük yararlılığı görülmüştü. Dört sene müddetle Haçlıların karşısına dikilmiş ve nihayet şehri onlardan kurtarmıştı. Şehrin kurtuluş günü cidden görülmeğe değer muazzam bir gündü.
Melik Kâmil bu sene receb ayının yirmiikisinde perşembe gecesi vefat etti. Kaleye defnedildi. Emevî Camii'nin kuzeyinde İbn Sinan maksuresine yakın şebekeli yerde türbesinin tamamlanışına kadar kalede medfun kaldı. Bu sene ramazan ayının yirmibirinde cuma gecesi türbesine taşındı. Dimyat'ı kuşatması esnasında Cezire'de bulunan kardeşi Eşrefi yanma gelmeğe şu şiiriyle teşvik etmişti:
«Ey yardımcım! Eğer gerçekten yardımcım isen hiç bir kayda bağlı olmaksızın ve durmaksızın yola koyul.
Menzilleri ve diyarları dürüp katla, hiç mola verme,
Sadece Melik Eşrefin kapısında mola ver.
Onun elini öp, varolasm.
Benim adıma ona letafetle ve şefkatle de ki:
Öz kardeşin yakında ölecek,
Keskin kılıçlarla mızraklar arasında onu göreceksin.
Ya da gecikir ona yardım edemezsen,
Ancak kıyamette mahşer meydanında onunla buluşursun!»

