Bu sene Emir Seyfeddin Kutuz, üstadı Nureddin'in el-Mansur lakabını taşıyan oğlu Ali'yi tutukladı. Bunu babasının köle komutanlarından çoğunun ve diğerlerinin avda oldukları bir zamana denk düşürmüştü. Annesi, oğulları ve kardeşleriyle birlikte onu Eşkerî'nin beldesine gönderdi. Sonra kendisi sultan oldu ve Melikül-Muzaffer adını aldı. Bu, Cenâb-ı Allah'ın Müslümanlara bir rahmeti idi. Çünkü Cenâb-ı Allah, Emir Seyfeddin Kutuz vasıtasıyla Tatarları bozguna uğrattı. Nitekim bununla ilgili açıklama inşaallahü Teala ileride de gelecektir. Bu zât, fa-kihlere, kadılara ve İbn Adim'e kendini şöyle savunmuştu: «Müslümanların düşmanlarıyla savaşacak güçlü, kuvvetli bir sultana ihtiyaçları vardır. Ali ise küçük yaşta bir çocuk olup, memleket idaresini hakkıyla bilmemektedir.»
Bu sene Dımaşk valisi Melikü'n-Nasır, Veta'ya gitti. Askerler, gönüllüler, Arabiler ve diğerlerinden oluşan karışık bir grupla sefere çıktı, ancak bunların Moğollara karşı direnecek güce sahip olmadıklarını anlayınca hepsini terk etti. Ne kendisi, ne de onlar yollarına devam edebildiler, înna lillahi ve inna ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)

