El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Muhiddin Abdullah B. Safîyyüddin

Muhiddin Abdullah b. Safîyyüddin İbrahim b. Merzuk. Ebu Şâme'nin dediğine göre bu sene rebiyülahır ayının yirmidördünde Dımaşk'ta Nuriye medresesi bitişiğindeki evinde vefat etmiştir. Yüce Allah kendisine rahmet etsin. …

Muhiddin Abdullah b. Safîyyüddin İbrahim b. Merzuk. Ebu Şâme'nin dediğine göre bu sene rebiyülahır ayının yirmidördünde Dımaşk'ta Nuriye medresesi bitişiğindeki evinde vefat etmiştir. Yüce Allah kendisine rahmet etsin.

Onun bu evi Şafîîler için medrese haline getirilmiştir. Sonradan

Necibiye vakfi olan bu evi Emir Cemaleddin Akkuş en-Necibî vakfetmiştir. Allah bu hayrını kabul buyursun. Biz de orada ikamet ettik. Allah bizleri büyük kurtuluşa erdirerek ebedi cennet yurduna kavuştursun, amin.

Cemaîeddin en-Necibî'nin babası Safıyyüddin, Melik Eşrefin veziri idi. Emlâki, ev eşyası ve emtialarının haricinde 600.000 altın dinara sahipti. Babası, hicretin 659. senesinde Mısır'da vefat etmiş ve Mukat-tam mezarlığına defnedilmiş ti.

Ebu Şâme dedi ki: Ayn-ı Gayn adıyla meşhur olan Fahr Osman el-Mısrî'nin de Mısır'da vefat ettiğine dair haber bu ayda bize ulaştı.

Bu sene zilhicce ayının onsekizinde Şemsül-Vebbar el-Musılî vefat etti. Edebiyata dair bilgiler tahsil etmiş bir süre de Mezze Camii'nde hatiplik yapmıştı. Kendi şahsıyla ilgili olarak ağarmış saçlara kına yakma hakkında bana şöyle bir şiir okumuştu:

«Şakaklarıma ak çizgiler çekmesinden bu yana

O ve ben, bir bedendeki iki can gibi olduk ve ben ahdi hiç bozmadım.

İhtiyarlık bana gelip de onunla aramızı açtığında,

Onun bir kılıç olduğunu sandım ve kına ile ona bir kılıf geçirdim.»

Bu sene Hülaguhan, Zeyn el-Hafîzî adıyla tanınan Süleyman b. Amir el-Akrabanî'yi huzuruna çağırttı ve ona, «Benim yanımda senin hiyanetin sabit görülmüştür» dedi. Bu aldanmış kişi, Tatarların Hülaguhan komutasında Dımaşk'a ve diğer islâm beldelerine gelişleri esnasında Müslümanlara karşı Tatarlarla işbirliği yapmış, Müslümanlara eziyet etmiş, onların açıklarını Tatarlara bildirmişti. Bu nedenle de Müslümanların başına çeşitli eza ve cefalar gelmişti.

«Zalimlerin bir kısmını, diğer bir kısmına böylece musallat ederiz.»(el-En'âm, 129).

Bir kimse bir zalime yardımcı olursa Cenâb-ı Allah o zalimi bu defa da yardımcısına musallat kılar. Cenâb-ı Allah zalimden yine bir başka zalim vasıtasıyla öç alır. Sonra da zalimlerin tümünden intikamını alır. Öcünden, gazabından, cezasından ve kötü kullarından Allah'a sığınıyor, O'ndan afiyet diliyoruz.