El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Musul Valisi Nureddin'in Vefatı

Bu sene Musul valisi Melik Nureddinşah b. İzzeddin Mes'ûd b. Kut-beddin Mevdûd b. Zengî, sultan Melik Âdil'in kızım kendisine istemesi için bir vekilini sultan Melik Âdil'e gönderdi. Bu vekil, 30.000 dinar me-hir vererek …

Bu sene Musul valisi Melik Nureddinşah b. İzzeddin Mes'ûd b. Kut-beddin Mevdûd b. Zengî, sultan Melik Âdil'in kızım kendisine istemesi için bir vekilini sultan Melik Âdil'e gönderdi. Bu vekil, 30.000 dinar me-hir vererek onun adına nikah akdi yapacaktı. Ancak vekili yoldayken Melik Nureddin vefat etti. Vefatından sonra (tabii vekilin ve Sultan Âdil'in ölümünden haberleri olmadığı için) nikah akdi yapıldı. el-Kâmil adlı eserinde İbnü'1-Esîr, Melik Nureddin'i çok övmüş, adaletli ve şeha-metli olduğunu şükranla anlatmıştır. İbnü'1-Esîr, onu başkalarına nis-betle daha iyi tanıyan biridir. Onun hükümdarlığının onyedi sene onbir ay sürdüğünü de ifade etmiştir. Ebü'l-Muzaffer Esip'ta gelince o, Melik Nureddin hakkında şöyle demiştir: «Zorba, zalim, cimri ve çok kan akıtan biriydi.» Doğrusunu Allah bilir. Melik Nureddin'in vefatından sonra yerine oğlu Kahir İzzeddin Mes'ûd geçti. Kahir de memleket idaresini kölesi Bedreddin Lü'lü'e bıraktı. Daha sonra Bedreddin Lülü' tahta geçmiştir.

Ebu Şâme dediki: «Bu sene şevval ayının yedisinde Melik Âdil, Musallâ'nın imarına başladı. Orası için dört yüksek duvar ördürdü. Kervanların ve kafilelerin bulunduğu tarafa bir tedbir olsun diye kapılar yaptırdı. Kıble tarafında da taştan bir mihrap ve minber yaptırdı. Bunun üzerine de bir kubbe ilâve etti. Sonra hicretin 613. senesinde kıble tarafında iki revak yaptırıldı. Tahtadan bir minber de ilave edildi. Oraya maaşlı bir hatip ve imam atandı. Melik Âdil vefat ettiğinde ikinci revak tamamlanmamıştı. Bütün bu inşaatlar, Vezir Safiy b. Şükür eliyle yaptırılmaktaydı.»

Bu sene şevval ayının ikisinde Emevî Camii'nin Babü'l-Berîd tarafındaki kapıları tunçtan yapıldı ve yerlerine takıldı.

Yine şevval ayında fıskiye, şadırvan ve sarnıcın onarımına başlandı. Orada bir mescid de yapıldı. Mescide maaşlı bir imam atandı. Buraya atanan ilk imam, Nefis el-Mısrî adında bir zattı. Sesi güzel olduğu için kendisine cami bülbülü deniliyordu. Şeyh Ebu Mansur ed-Darîr el-Mus-dir'in yanında okurken etrafında çok dinleyiciler toplanırdı.

Bu sene zilhicce ayında Akkâ'dan hareket eden birkaç gemi, Dimyat limanına yöneldi. Bu sene Kıbrıs kralı İlyon geceleyin Dimyat limanına geldi ve bazı beldelere baskınlar yaptı. Bir kısım insanları öldürdü, bir kısmını esir alıp geri döndü. Gemiler peşine düştüler. Kovaladılar, ama onu yakalayamadılar. Daha Önceleri de buna benzer baskınlar yapmıştı. Bu, ondan başkasının yapamadığı işlerdi. Allah ona lanet etsin. Bu sene Haçlılar, Kudüs taraflarında bozgunculuk yaptılar. Melik Muazzam onlara karşı harekete geçti. İbn Cevzî'nin kızı Rabiâ'nın oğlu olan Şeyh Şemseddin Ebü'l-Muzaffer b. Ali el-Hanefî vaaz vermeğe başladı. O, Mir'atü'z-Zaman adlı eserin sahibiydi. Faziletli ve birçok ilimde üstün bir şahsiyetti. Endamı ve sesi güzeldi. Vaaz verirken güzel konuşurdu. Halk da dedesinin namı dolayısıyla onu çok severdi.

Bağdat'tan gelip Dımaşk'a yerleşti. Dımaşk valileri ona ikramda bulundular. Orada ders vermeğe başladı. Her cumartesi günü Ali b. Hüseyin Zeynelabi-din mesnedi yanında oturup vaaz verirdi. Bu meşhedin, zamanımızdaki vaizlerin oturup vaaz verdikleri meşhur sütununun yanında vaaz verirdi. Vaazına büyük bir cemaat gelirdi. Bu cemaat o kadar kalabalıktı ki, insanların bir ucu Natıfâniyin kapısında, diğer ucu da Babü's-Saat'a bakan Babü'l-Meşhed yanındaydı. Bu oturanların işgal ettiği yerdi. Ayakta duranların sayısı bundan müstesnadır. Bütün cemaatın sayısı bazı günlerde 30.000 olarak tahmin edilirdi. İnsanlar, izdihama maruz kalmaksızın vaaz dinlemek ve kendilerine bir yer tutabilmek için onun vaaz vereceği günden bir gün önce camiye gelir, cumartesi gecesini orada geçirir, acıktıkları zaman kavun karpuz yerler, geceyi Kur'ân'ı hatmederek ve zikirler yaparak geçirirlerdi.

Vaaz sona erdiğinde cemaat camiden ayrılıp konuşmaksızm evlerine ve iş yerlerine dönerdi. Sadece o gün kendilerine söylediği sözleri tekrarlarlardı. "Şeyh şöyle dedi: Şeyhten şunu dinledik.." gibi sözler söylerlerdi. Vaiz Şemseddin, onları salih amel işlemeğe, kötülüklerden uzak durmağa teşvik ederdi. Vaaz meclisinde ekâbir ve ileri gelenler de hazır bulunurdu. Hatta Şeyh Taceddin Ebü'1-Yümn elKindî de onun vaazım dinlemeğe gelirdi. O, şehrin valisi Mutemid ile Ber valisi İbn Temirek ve diğer büyüklerle birlikte meşhe-din kapısı yanındaki kubbenin altında oturup Şeyh Şemseddin'in vaazını dinlerdi.

Hülasa diyeceğimiz şudur ki; Şeyh Şemseddin rebiyülevvel ayının beşinde cumartesi günü vaaz vermeğe başlayınca insanları cihada teşvik etti. Yanında bulunan tövbekarların saçlarının getirilmesini emretti. O saçlarla bağlar örülmüştü ki, bunlar çok uzun olduğu için bir kaç adam tarafından taşınıyordu. İnsanlar bu örülmüş, adeta halat haline getirilmiş saçları görünce hep birlikte feryad edip çokça ağlamağa başladılar. Saçlarından bir o kadar da kendileri kestiler vaaz sona erip de Şeyh Şemseddin minberden indiğinde vali Mübadirüddin Mutemit b. İbrahim onu karşıladı. O seçkin insanlardandı. Koluna girerek onu Ba-bünnatıfiyyin'e kadar götürdü. Nihayet orada atına bindirdi. İnsanlar önünde, arkasında, sağında, solunda, yürüyorlardı. Babü'l-Ferec'den çıkıp Musalla'ya gitti. Geceyi orada geçirdi. Ertesi gün halkla birlikte Kesve'ye doğru yola koyuldu.

Kudüs'e gidip cihad etmek niyetindeydi. Beraberindeki cemaat arasında Zemleka tarafından gelen 300 tam techizatlı nıücahid de vardı. Şeyh Şemseddin şöyle demişti: «Efîk boğazına geldiğimizde Haçlıların korkusundan orada kuşlar dahi uçamıyorlardı. Nablus'a ulaştığımızda Muazzam bizi orada karşıladı. Daha önce kendisiyle görüşmüş değildim.» Muazzam, tövbekarların saçlarından örülmüş halatları görünce onları öpmeğe, yüzüne gözüne sürüp ağlamağa başladı. Ebü'l-Muzaffer Nablus'ta buluşmak için gün belirledi. İnsanları cihada teşvik etti. O gün görülmeğe değer bir gündü. Sonra kendisi ve beraberindeki askerler yola koyuldular. Muazzam da onunla beraberdi. Haçlıların üzerine yürüdüler. Bir kısmını öldürdüler. Birçok mekânları tahrip ettiler. Ganimet elde ederek salimen geri döndüler. Muazzam, Tur dağını tahkim etmeğe başladı. Haçlılara karşı bir üs olsun diye orada bir kale yaptırdı. Bunun için de çok para sarfetti. Bir süre sonra Haçlılar Melik Âdü'e haber göndererek barış ve aman dilediler. Melik Âdil de onlarla mütareke yaptı. Muazzam'm yaptığı tahkimat ve bu tahkimata sarfettiği para boşa gitmiş oldu. Doğrusunu Allah bilir.

Hicretin Altıyüzyedinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler