El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Şeyh Muhammed Fakih El-Yoninî

Hanbelî mezhebine mensuptu. Baalbekliydi. Hadis hafızıydı. Şeceresi şöyledir: Muhammed b. Ahmed b. Abdullah b. İsa b. Ebi'r-Rical Ah-med b. Ali b. Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Hüseyin b. İs-hak b. Cafer-i Sadık. …

Hanbelî mezhebine mensuptu. Baalbekliydi. Hadis hafızıydı. Şeceresi şöyledir: Muhammed b. Ahmed b. Abdullah b. İsa b. Ebi'r-Rical Ah-med b. Ali b. Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Hüseyin b. İs-hak b. Cafer-i Sadık. Şeyh Kutbeddin el-Yoninî bu şecereyi büyük kardeşi Ebü'lHüseyin'in el yazısıyla yazdığını görmüştür. Yine kardeşi, babalarının kendisine «Biz Cafer-i Sadık sülalesindeniz» dediğini haber vermiştir. Ancak Şeyh Muhammed el-Fakih bu sözü oğluna zekat kabul etmekten kurtulmaları için vefat ederken söylemişti.

Şeyh Muhammed el-Fakih'in künyesi, Ebu Abdillah b. Ebi'1-Hüse-yin el-Yoninî'dir. Yukarıda da söylediğimiz gibi Hanbeli mezhebine mensuptur. Takiyyüddin lakabını taşırdı. Fakih ve hadis hafızıydı. İlimde yüksek ve abid bir şahsiyetti. Hicretin 572. senesinde doğdu. Haşvî'den, Hanbel'den, Kindî'den, Hafız Abdülganî'den hadis dinledi.

Hafız Abdülganî onu çok överdi. Muvaffak'tan da fıkıh dersleri aldı. Şeyh Abdullah el-Yoninî'nin yanında bulundu. İlim sahasında ondan yararlandı. Şeyh Abdullah da onu över, onu öne geçirir, fetvalarda ona uyardı. Şeyhinin şeyhi Abdullah el-Betaihî ona hırka giydirdi. Hadis ilminde ilerledi. Buharî ve Müslim'in Sahihlerini bir araya getiren eseri ezberledi. Yine İmam Ahnıed b. Hanbel'in Müsned'inden kendisine yetecek kadar hadis ezberledi. Arapça'yı Tac el-Kindî'den öğrendi. Güzel huylu, güzel suretli bir kimseydi. İnsanlar her hususta ondan istifade ederler ve dini kendisinden öğrenirlerdi. Hükümdarlar nezdinde de itibar sahibi olmuş, onlar katında çok yüksek bir mevkiye gelmişti. Bir defasında kalede MeKk Eşrefin yanında, Zebidî'nin Buharî'yi okuduğu bir mecliste abdest almıştı. Abdestini tamamladıktan sonra seccadesini Sultan Melikü'l-Eşref yere serdi.

Melik Kâmil, Dımaşk'ta bulunan kardeşi Melik Eşrefin ziyaretine gelmişti. Melik Eşref onu kalede konuk etti. Darü's-Seade'ye geçerek Melik Kâmil'e Şeyh Muhammed Fakih el-Yoninî'nin güzelliklerini anlatmağa başladı. Melik Kâmil «Onu görmek isterim» deyince Melik Eşref, Baalbek'e bir pusula gönderdi. Şeyh Mu-hammed'i yanma davet etti. O da gelip Dârü's-Seade'ye konuk oldu. Kalede bulunan Melik Kâmil yanına geldi. Sohbet ettiler. İlmi tartışmalar yaptılar. Sohbet esnasında ağır bir nesneyle adam öldürme meselesi ele alındı. Bir Yahudi tarafından başı iki taş arasında ezilerek öldürülen bir cariyeyle ilgili hadisten bahsedildi. Bu hadiste Rasûlullah (s.a.v.)'m o katil Yahudinin de Öldürülmesini emrettiği zikrediliyordu. Melik Kâmil o katil Yahudinin suçunu itiraf etmediğini ileri sürdü. Şeyh Muhammed ise «Sahih-i Müslim'de o katil Yahudinin suçunu itiraf ettiği yazılıdır»

dedi. Melik Kamil, «Sahih-i Müslim'i ben özetleyip kısalttım. Onda böyle bir hadis görmedim» dedi ve kendisinin ihtisar etmiş olduğu beş ciltlik Sahih-i Müslim'i getirtti. Kâmil bir cildini, Eşref bir başka cildini, îma-düddin b. Musik başka bir cildini, Şeyh Muhammed ise başka bir cildini ellerine aldılar. Şeyh Muhammed'in açtığı ilk sayfada mezkur hadis bulundu ve onun dediği gibi çıktı. Melik Kâmil, onun hafızasının sağlamlığına ve hadisi hemen keşfedişine hayran kaldı. Onu yanına alarak Mısır'a götürmek istedi. Melik Eşref onu çabucak memleketi Baalbek'e gönderdi ve Melik Kâmil'e, «O Baaîbek'e başka hiçbir şehiri tercih etmez» deyince, Melik Kâmil ona çok miktarda altın gönderdi. Şeyh Muhammed'in oğlu Kutbeddin şöyle demiştir: «Babam hükümdarların ihsanlarını kabul eder ve «Benim Beytü'l-malde bundan daha fazla hakkım vardır»

derdi. Emirlerden ve vezirlerden ise hiçbir şeyi kabul etmezdi. Sadece hediye olarak sunulan bazı yiyecekleri alır, sonra bunları onlara gönderirdi. Onlar da bunları bir teberrük ve şifâ vesilesi olarak kabul ederlerdi.»

Anlatıldığına göre Şeyh Muhammed el-Fakih el-Yoninî'nin çok malı ve serveti varmış. Melik Eşref, Yonin karyesinin kendisine ikta' olarak verilmesi için bir ferman yazmış ve halife tarafından onaylanması için Muhyiddin b. Cevzî'ye bu fermanı verip göndermişti. Oğlunun anlattığına göre Şeyh Muhammed, ben buna muhtaç değilim, demiş ve fermanı alıp parçalamıştır. Yine oğlu babasını anlatırken şöyle demiştir: «Babam sadaka kabul etmezdi. Kendisinin Ali b. Ebi Talip soyundan ' geldiğini ve Cafer-i Sadık b. Muhammed el-Bakır b. Ali b. Hüseyin b. Ali b. Ebi Talip silsilesine mensup olduğunu söylerdi. Babam daha önce fakirdi. Hiçbir şeyi yoktu.» Şeyh Abdullah'ın bir zevcesi, bu zevcesinden doğma güzel bir de kızı vardı. Şeyh Abdullah zevcesine «Gel şu kızı Şeyh Muhammed'le evlendirelim» der, ancak zevcesi bunu kabul etmeyip, «O yoksuldur, kızımın zengin bir evde mutlu olmasını istiyorum» derdi. Şeyh Abdullah da zevcesine, «Öyle görüyorum ki kızınız ve kocası olacak Şeyh Muhammed, bereketli ve bol rızıkh bir evdedirler, hükümdarlar ziyaretlerine geleceklerdir» diye karşılık vermiş ve karısı da kızlarının şeyh Muhammedle evlenmesine rıza göstermiş, neticede kızlarını Şeyh Muhammed el-Fakih el-Yoninî ile evlendirmişlerdi. Şeyh Abdullah'ın dediği gibi Şeyh Muhammed zengin olmuş, hükümdarlar onun ziyaretine gelmişlerdi. Bu hatun, Şeyh Muhammed el-Fakih el-Yoninî'nin baş-tacı edilen ilk zevcesi idi. Allah ona rahmet etsin.

Hükümdarların tümü ona saygı gösterirler, onun bulunduğu şehre gelip kendisini ziyaret ederlerdi. Melik Adil, oğulları ve diğerleri aynı şekilde ona hürmet ederlerdi. İbn Salah, İbn Abdisselam, İbn Hacip, Husarî, Şemseddin b. Sünniyyü'd-Devle, İbn Cevzî ve diğer büyük fa-kihler de ona saygı gösterirler, sözünü kabul ederlerdi. Çünkü onun ilmi, ameli, diyaneti ve güvenirliği vardı. Onun birçok harika hallerinin, keramet ve mükâşefelerinin görüldüğü anlatılır. Allah kendisine rahmet etsin. Bazılarının anlattıklarına göre o oniki seneden beri kutuptu. Doğrusunu Allah bilir. Şeyh Fakih el-Yoninî şöyle demiştir:

«Bir defasında Harran'a gitmeye niyet ettim. Orada feraiz ilmini iyi bilen bir adam bulunduğunu duymuştum. Sabahında yola çıkacağım gecede Şeyh Abdullah el-Yoninî'den bana bir mektup geldi. Kudüs-ü Şerife gitmemi emrediyordu. Ben bundan hoşlanmadım. Mushaf-ı Şerifi açıp baktığımda karşıma şu ayet-i kerime çıktı:

«Sizden bir ücret istemeyenlere uyun onlar doğru yoldadırlar.» (Yasin, 21).

Kudüs'e gittim. Harranlı feraiz alimini orada buldum. Kendisinden feraiz ilmini öğrendim. Öyle ki kendisinden daha yüksek derecede bir feraizci olduğum düşüncesine dahi kapıldım!»

Şeyh Ebu Şâme dedi ki: «Şeyh Muhammed el-Fakih el-Yoninî iri yarı bir adamdı. Emirlerden ve diğerlerinden hüsn-ü kabul gördü. Yünlü kısmım ters çevirip dışa gelecek şekilde bir takke giyerdi. Nitekim şeyhi Abdullah el-Yoninî de böyle yapardı. Mirac'a dair bir eser tasnif etti. Ben de ona karşı el-Vadihül-Celî fiV-Reddi ale'l-Hanbelî adını verdiğim bir reddiyeyi yazdım.»

Oğlu Kutbeddin'in anlattığına göre Şeyh Muhammed el-Fakih el-Yoninî, bu sene ramazan ayının ondokuzunda, seksensekiz yaşındayken vefat etmiştir. Yüce Allah kendisine rahmet etsin.