Abdurrahman b. İsmail b. İbrahim b. Osman b. Ebibekir b. Abbas Ebu Muhammed ve Ebü'l-Kasım el-Makdisî eş-Şeyh el-İmam el-Aiim el-Hafız. Muhaddis, fakih ve tarihçiydi. Ebu Şâme adıyla tanınmış olup Eşrefîye darülhadisinin şeyhi ve Rükniye medresesinin müderrisi idi. Birçok eser tasnif etmiş, Muhtasar Dımaşk tarihini hazırlamıştır, eş-Şatibiye adlı eseri şerhetmiştir. er-Red ilâ Emri'l-Evvel, el-Ukyan, el-Meb'as, el-İsrâ, er-Ravzateyn fi'd-Devleteyn en-Nuriye ve's-Salahiye eserlerinden bazılarıdır. Bu sonuncusuna bir de zeyl yazmıştır. Bunlardan başka kitapları da vardır. Hicretin 599. senesi rebiyülahir ayının yirmiüçünde cuma gecesi doğdu. Kendi biyografisini bu zeylin bu seneyle ilgili bölümünde anlatmış, nasıl yetiştirildiğini ve eğitim gördüğünü, nasıl ilim tahsil ettiğini, hadis dinleyişini, Fahr b. Asakir'den, İbn Ab-disselam'dan, Seyfeddin el-Amidî'den, Şeyh Muvaffaküddin b. Kuda-me'den fıkıh dersleri aldığını zikretmiştir. Vefatından sonra kendisi hakkında çok güzel rüyalar görülmüştür. Bir çok ilme vakıftı. Alemüd-din el-Berzalî, Şeyh Taceddin el-Fezarî'nin onun hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Şeyh Şihabüddin Ebu Şâme içtihad mertebesine ulaştı.» Şeyh Şi-habüddin Ebu Şâme bazan şiir de yazardı. Allah bizi de onu da bağışlasın. Kısaca diyeceğimiz şudur ki; Onun zamanında şahsiyeti, dindarlığı, iffeti, güvenirliği hususunda kendisine benzer başka bir şahıs yoktu. Kendisine karşı hazırlanan bir komplo sebebiyle vefat etti. Evinde oturduğu bir sırada kendisine çoğan otunun kırıntıları gönderilmişti. Onu bununla öldürmek istiyorlardı. Kendisi güya bir görüşünden ötürü suçlanmıştı. Ama böyle bir görüşle ilgisi yoktu. Hadisçilerden ve diğerlerinden bazıları onun haksız yere öldürüldüğünü söylemişlerdir. Bu sene receb ayına kadar tarih yazmaya devam etmişti. Anlatıldığına göre kendisi evinde iken çoğan otuyla zehirlenerek öldürülmüştür. Onu öldürenler daha önce yanına gelmişler, öldürmek amacıyla kendisini dövmüşlerdi, ama o ölmemişti. Kendisine, «Onları şikâyet etmeyecek misin?» denildiğinde şikâyetçi olmamış ve şu şiiri okumuştu:
«Başına gelenlerden ötürü şikâyetçi olmayacak mısın? Çünkü bu büyük bir bela ve musibettir» diyenlere dedim ki:
Yüce Allah hakkımızı alacak ve kalbi yaralananın öfkesini dindirecek birini de elbette görevlendirecektir.
Biz kendisine tevekkül edecek olursak o bize kâfidir.
Bize Allah yeter, o ne güzel vekildir!»
Katiller ikinci kez evine hücum ettiler ve onu ramazan ayının ondo-kuzunda salı gecesi öldürdüler. Allah ona rahmet etsin. Aynı gün Darül-feradis mezarlığına defnedildi. Kendisinden sonra Eşrefîye darülhadisinin şeyhliğine Muhiddin en-Nevevî atandı.
Bu sene Hafız Alemüddin Kasım b. Muhammed el-Berzalî doğdu. Bu zat, Ebu Şâme'nin tarihine bir zeyil yazdı. Çünkü kendisi, Ebu Şâme'nin vefat ettiği senede doğmuş, onun yolunu takip etmiş, izinden yürümüştü. Tarihine zeyli de onun sistematiğine uyarak yazmıştı. Ebu Şâme'nin biyografisi ile ilgili olarak kendisi de şöyle bir şiir otumuştu:
«Hep çalışıp tarih yazmaya devam ediyordum. Nihayet senin de tarihe yazılmış olduğunu gördüm.» Burada şu beyitin yazılması daha münasip olurdu:
«Bizim bir efendimiz dünyayı terk edip gittiğinde onun yerine bir
başkası geçer.
Söz söyler, yüksek şahsiyet sahibi insanların söylediklerini de yapar.»

