Osman b. Abdurrahman b. Osman el-İmanı el-Allame. Şam'ın müftüsü ve hadisçisiydi. Şehrezorluydu. Sonra Dımaşk'a gelip yerleşti. Şark beldelerinde hadis dinledi. Musul, Halep ve diğer şehirlerde fıkıh dersleri aldı. Babası, Haleb'in Esediye medresesinde müderristi. Bu medreseyi Esedüddin Şirkuh b. Şazı vakfetmişti. Şeyh Takiyyüddin, büyük ve faziletli insanlarla birlikte Şam'a gelmiş, bir süre Kudüs'te ikamet etmiş, Kudüs'teki Selahiye medresesinde ders vermiş, sonra Dımaşk'a göçmüş, önceleri Revahiye'de, sonra da Dârülhadisi'l-Eşrefi-ye'de müderrislik yapmıştı. Bu medreseye hadis şeyhi olarak atanan ilk zât kendisi olmuştur. Bu medresenin vakfiyesini kendisi tasnif etmiştir. Sonra Şamiyetül-Cevvariye medresesinde hocalık yapmış, hadis ve fıkha dair birçok kitaplar tasnif etmiştir. el-Vasit'e ve diğer faydalı eserlere dair güzel talikleri vardır ki, insanlar bu eserlerini görmek için uzak diyarlardan gelirlerdi.
Şeyh Takiyyüddin; dindar, zahid, takvalı, ibadet ehli bir kimseydi. Selef-i Salihi'nin yolunu takip ederdi. Nitekim bir çok müteahhirin hadisçinin yolu da böyledir. Tam bir fazilete sahipti. Birçok ilimlerde yüksek derecelere ulaşmıştı. Doğru yoldan ve mazbut yaşantıdan hiç ayrılmadı. Nihayet hicrî 643. senenin rebiyülahir ayının yirmibeşinde perşembe gecesi Eşrefîye dârülhadisindeki odasında vefat etti. Cenaze namazı Dımaşk Camii'nde kılındı. İnsanlar onun cenazesini Babülferec dahiline kadar götürdüler. Ancak Harezmlilerin kuşatması nedeniyle Babülferec dışına çıkamadılar. Cebanetü's-Sofîye'ye kadar ancak on kişi onu götürebildi..Allah rahmet etsin ve onu rıza perde-siyle örtsün. Şeyhlerinden biri olan Kadı Şemseddin b. Hallikan onu methetmiştir. Sibt dedi ki: "Şeyh Takiyüddin bana şu şiiri okumuştu.
Allah rahmet etsin: «Dört vav'dan sakın, çünkü onlar bir nevi ölümdürler.
Vasiyetin vavmdan, vedianın vavından, vekâletin vavından ve vakıfların vavmdan sakın.»
îbn Hallikan, Şeyh Takiyyüddin'in şöyle dediğini nakletmiştir: «Tahammül edebildiğin kadar dilenmekten uzak dur. Çünkü her gün yeni bir rızık vardır. Dilenmekte ısrar etmek, insanın yüz suyunu giderir. İlahî yardım, medet dileyene ne kadar da yakındır. Sıkıntı, bir nevi ilahî adabdandır. Şansların ve payların perdeleri vardır. Olgunlaşmadan önce meyveyi ele geçirmek için acele etme. Çünkü vakit gelince sen o meyveye kavuşacaksın. İhtiyaçlarının çabuk giderilmesini isteme; aksi takdirde sıkıntıya düşer ve ümitsizlik örtüsüne bürünürsün.»

