El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Şeyh Yusuf El-Akminî

Şehid Nureddin'in hamamının külhanında yatıp kalktığı için külhancı anlamına gelen Akminî adıyla meşhur olmuştur. Yerde sürünen uzun giysiler giyer, elbisesine işerdi. Başı açıktı. Onun harika halleri ve mükâşefeleri …

Şehid Nureddin'in hamamının külhanında yatıp kalktığı için külhancı anlamına gelen Akminî adıyla meşhur olmuştur. Yerde sürünen uzun giysiler giyer, elbisesine işerdi. Başı açıktı. Onun harika halleri ve mükâşefeleri olduğu söylenmiştir. Halktan ve diğerlerinden bir çokları onun salih ve veli bir kimse olduğuna inanırlardı. Çünkü onlar, veliliğin ve salihliğin şartlarını bilmiyorlar. Yine onlar mükâşefenin iyi, kötü, mü'min, kâfir, rahip ve başkalarında, Deccal'da, İbn Seyyad'da ve diğerlerinde de görülebildiğinin farkında değildirler. Zira cinler gökteki haberleri çalarak insanların kulaklarına, özellikle de deli veya elbisesi necasetten arınmamış kimselerin kulaklarına ulaştırırlar. Şu halde mükâşefe sahibi ve harika haller gösteren kimseleri kitap ve sünnet mi-hengine vurup denemek gerekir. Durumu Allah'ın kitabına, Rasûlünün sünnetine uygun olan kimse, ister mükâşefe sahibi olsun, ister olmasın, salih kimsedir. Durumu Allah'ın kitabına ve Rasûlünün sünnetine uygun olmayan kimse de, ister mükâşefe sahibi olsun, ister olmasın, Salih kimse değildir. Nitekim İmam-ı Şafiî bu hususta şöyle demiştir:

«Bir kimsenin su üzerinde yürüdüğünü, havada uçtuğunu görseniz dahi, onun durumunu kitaba ve sünnete vurmadıkça salan ona aldan-mayınız.»

Akminî, Ölünce Kasyun dağı eteklerindeki türbesine defnedildi. Burası Revahiye'nin doğusunda olup oldukça meşhur, süslü, püslü bir türbedir. Halktan ona inanan bazı kimseler bu türbeyi yaldızla süslemişler, mezarının üstüne nakışlı taşlar koyup yazılar yazmışlardır ki bütün bunlar bid'atlerdendir. Akminî, bu sene şaban ayının altısında vefat etti. Şeyh İbrahim b. Said Ci'ane, kendi dediğine göre- Akminî hayatta iken Dımaşk'a girmeğe cesaret edemeznıiş. Ancak onun vefat ettiği gün Dımaşk'a girebilmiştir. Avam tabakasından onunla beraber olan bazı kimseler de bağırıp çağırarak «Şehre girmemize izin verildi» deyip Dımaşk'a girmişlerdi. Bunların tümü bağırana tâbi olan ve ilim nuruyla aydınlanmayan kimselerdi. Ci'ane'ye şöyle denilmişti:

- Bugüne kadar Dımaşk'a girmene engel olan şey neydi?

- Şehir kapılarından herhangi birine geldiğimde bu canavarın orada çökmüş olduğunu görüyor ve bu nedenle şehre gir emiyordum!

Kendisi Şagor'da ikamet etmekteydi. Bu, yalan, hile ve göz boyamadır. Ci'ane de Akminî'nin Kasyun dağı eteklerindeki türbesine nakledilmiştir. Kulların durumunu en iyi bilen zât elbetteki yüce Allah'tır.