El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Şeyhimâd

Hafiz Abdülganî'nin kardeşidir. Ebu İshak künyesini taşırdı. Asıl adı İbrahim b. Abdülvahid b. Ali b. Sürür el-Makdisî'dir. Şeyhü'1-İmâd, kardeşi Hafiz Abdülganî'den iki yaş küçüktü. Hicretin 551. senesinde cemaatle …

Hafiz Abdülganî'nin kardeşidir. Ebu İshak künyesini taşırdı. Asıl adı İbrahim b. Abdülvahid b. Ali b. Sürür el-Makdisî'dir. Şeyhü'1-İmâd, kardeşi Hafiz Abdülganî'den iki yaş küçüktü. Hicretin 551. senesinde cemaatle birlikte Dımaşk'a geldi. İki kez Bağdat'a gitti. Hadis dinledi. Abid, zahid, takvalı, çokça oruç tutan bir kimseydi. Gün aşın oruç tutardı. Fakih ve müftüydü. el-Fürû' adlı kitabı vardır. Ahkâm kitabını tasnif etmiş, ancak tamamlayamamıştır. Şeyh Muvaffak'la birlikte Hanbelîler mihrabında imamlık yapardı. Ancak Hanbelîler daha önceleri mih-rapsız yerde namaz kılıyorlardı. Bilahare hicretin 617. senesinde onların Emevî Camii'nde ibadet ettikleri yere mihrap konulmuştur. Şeyh îmad kaza namazlarını kılan kimselere de imamlık yapardı. Bunu ilk yapan odur. -Bir gün akşam namazını kıldı. Oruçluydu. Dımaşk'taki evine döndü. İftarını açtı. Sonra aniden vefat etti. Emevî Camii'nde namazı kılındı. Cenaze namazını Hanbelîler'in musallasında Şeyh Muvaffak kıldırdi. Sonra onu Sefh mezarlığına götürdüler. Vefat ettiği günde cenazesine çok sayıda insan katılmıştı. O gün görülmeğe değer muazzam bir gündü.

Sibt İbn Cevzî dedi ki: «Cenazesine katılan cemaatın bir ucu Kehf te, diğer ucu da Mantur'a bakan Mağaratü'd-Dem'de idi. Gökten bir susam tanesi düşse yere değil, insanların tepesine düşerdi. O kadar muazzam bir kalabalık vardı. O gece eve döndüğümde onu ve cenazesine katılan kalabalığı düşündüm. Kendi kendime dedim ki: Bu salih bir adamdı. Belki de mezarına konulurken Rabbine bakmıştır. O esnada Sevrî'nin, vefat ettikten sonra rüyada kendisini gören birine okumuş olduğu şu beyitler zihnimden geçti:

«Rabbime yüzümü döndürüp baktım. Bana dedi ki:

Senden razıyım. Rızam sana mübarek olsun, ey İbn Saîd (Sevrî)!

Sen karanlıklar bastırdığı zaman gözyaşlarını akıtıp,

Sağlam bir kalp ile dini dosdoğru tuttun.

Artık gel, dilediğin köşkü seç,

Beni de ziyaret et. Çünkü ben senden uzakta değilim.»

Sonra kendi kendime dedim ki: Umarını ki tmad da Sevrî'nin gördüğü gibi Rabbini görmüştür. Uykuya daldım. Rüyada Şeyh İmad'ı gördüm. Üzerinde yeşil bir elbise ve yeşil bir sarık vardı. Bahçe gibi geniş bir mekândaydı. Geniş bir merdivenden yukarıya doğru çıkıyordu. Kendisine dedim ki: «Ey îmadüddin, geceyi nasıl geçirdin? Vallahi hep seni düşünüyordum».

Bana bakıp dünyada alışık olduğum şekliyle gülümsemeğe başladı ve şöyle dedi:

«Mezarıma bırakıldığımda Rabbimi gördüm, Arkadaşlarımdan, ailemden ve komşularımdan ayrıldığımda Rabbimi gördüm,

Bana buyurdu ki: "Sana hayır ve mükâfatlar verilecektir. Çünkü ben senden razıyım. İşte sana affım ve rahmetim! Bir zamanlar hep affı ve rızayı bekliyordun benden, İşte sen ateşlerimden korundun ve cennetime konuldun.»

Uyandığımda ürküntü içindeydim ve onun bana okuduğu beyitleri hemen yazdım. Doğrusunu Allah bilir.