El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Zamanın Halîfesi Müstasım Bîllah

Irak'taki Abbasî halifelerinin sonucusuydu. Allah ona rahmet etsin. Şeceresi şöyledir: Ebu Ahmed Abdullah b. Müstansır Billah Ebu Cafer Mansur b. Zahir Biemrillah Ebu Nasır Muhammed b. Nasır Lidinillah Ebü'l-Abbas Ahmed …

Irak'taki Abbasî halifelerinin sonucusuydu. Allah ona rahmet etsin. Şeceresi şöyledir:

Ebu Ahmed Abdullah b. Müstansır Billah Ebu Cafer Mansur b. Zahir Biemrillah Ebu Nasır Muhammed b. Nasır Lidinillah Ebü'l-Abbas Ahmed b. Müstadî Biemrillah Muhammed el-Hasan b. Müstencid Billah Ebu Muzaffer Yusuf b. Muktefî Lienırillah Ebu Abdillah Muhammed b. Müstazhir Billah Ebü'l-Abbas Ahmed b. Muktedî Billah Ebü'l-Kasım Abdullah b. Zahire Ebu Abbas Muhammed b. Kaim Biemrillah Abdullah b. Kadir Billah Ebü'l-Abbas Ahmed b. Emir îshak b. Muktedir Billah Ebü'1-Fadl Cafer b. Mutedid Billah Ebü'l-Abbas Ahmed b. Emir el-Muvaffak Ebu Ahmed Talha b. Mütevekkil Alallah Ebü'1-Fadl Cafer b. Mu'tasım Billah Ebu İshak Muhammed b. Reşid Ebu Muhammed Harun b. Mehdi Ebu Abdillah Muhammed b. Mansur Ebu Cafer Abdullah b. Muhammed b. Ali b. Abdullah b. Abbas b. Abdülmuttalib b. Haşim el-Haşimî el-Abbasî. Hicretin 609.

senesinde doğdu. Hicretin 640. senesinin cemaziyelahir ayının yirmisinde halifeliğine biat edildi. Hicretin 656. senesinin safer ayının ondördünde çarşamba günü öldürüldü. Öldürüldüğünde kırkyedi yaşındaydı. Yüce Allah kendisine rahmet etsin. Sureti güzel, içi temiz, akidesi sağlam bir kimseydi. Adalette, çokça sadaka vermede, alim ve abidlere ikramda bulunmada, babasının yolunu takip ediyordu. Hafız İbn Neccar, Müeyyed et-Tusî, Ebu Ruh Abdülaziz b. Muhammed el-Herevî, Ebu Bekir Kasım b. Abdullah b. Seffar ve başkalarının da bulunduğu Horasan alimlerinin bir cemaatından onun için icazet alındığını söylemiştir. Aralarında Şeyhü'ş-Şuyuh Sadreddin Ebü'lHasan Ali b. Muhammed b. Meyar'm da bulunduğu bir cemaat, kendisinden hadis rivayet etmiştir ki Şeyhüşşuyuh Sadreddin onun müeddibi ve terbiyecisi idi.

Kendisi de İmam Muhyiddin b. Cevzî'ye, Şeyh Necnıeddin el-Baderafye icazet vermiştir. Bu ikisi de kendisinden almış oldukları icazete dayanarak hadis rivayet etmişlerdir. Allah kendisine rahmet etsin. Sünnî bir kimseydi. Selefîlerin yolundaydı. Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat itikadına sahipti. Babası ve dedesi de böyleydiler. Yalnız kendisinde biraz yumuşaklık, dalgınlık, mal toplama sevgisi vardı. Bu cümleden olmak üzere Nasır Davud b. Muazzam'm 100.000 dinar değerindeki emanet malını inkâr etmişti. Kendisinden aşağı durumdaki bir kimsenin böyle yapması çok çirkin karşılanacağına göre bir halifenin böyle yapması elbetteki daha da çirkindir. Ehl-i kitaptan bile bazı kimseler vardır ki, onlara kantarlarca mal versen onlar bu emaneti sana iade ederler. Nitekim yüce Allah bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

«Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez.» (Âl-t îmrân, 75).

Tatarlar, halife Müstasım'ı bu sene safer ayının ondördünde çarşamba günü mazlum olarak öldürdüler. Öldürülürken kırkyedi yaşından dört ay almıştı. Onbeş sene sekiz ay ve birkaç gün süreyle halifelik yapmıştı. Allah ona rahmet etsin. Makamını âli kılsın. Toprağını da rahmet ile ıslatsın. Kendisinden sonra iki oğlu öldürüldü. Üçüncü oğlu da kendi sulbünden üç kızıyla birlikte esir alındı. Kendisinden sonra hilafet makamı boş kaldı. Abbas oğullarından onun yerini dolduracak bir kimse kalmamıştı. Adaletle insanlar arasında hükmeden, kendilerinden bağış umulan, satvetlerinden korkulan Abbasîlerin sonuncu halifesi o olmuştu. Abbas oğullarının hilafeti Abdullah es-Seffah ile başladığı gibi Abdullah el-Müstasım ile de sona ermişti. Önceki kısımlarda da anlatıldığı gibi Emevî devletinin yıkılmasından sonra hicretin 132. senesinde Seffah'a bey'at edilmiş, böylece hakimiyeti teessüs etmişti. Abbasîlerin sonuncu halifesi Abdullah el-Müstasım'ın hakimiyet ve hilafeti bu sene yok olmuştu. Toplam olarak Abbas oğullarının hakimiyeti 524. sene sürmüştü. Irak'taki hakimiyetleri hicretin 450. senesinden sonra Besasirî'nin zamanında bir yıl ve bir kaç aylık süre için geçici olarak ortadan kaldırılmıştı. Ama daha sonra Irak'ta yine hakimiyet kurdular. Bütün bunları halife Kaim Biemrillah'ın zamanından bahsederken detaylı olarak anlatmıştık. Allah'a hamd olsun.

Abbas oğulları İslâm ülkesinin tümüne hakim olamamışlardı. Oysa Emevîler İslâm ülkesinin her tarafina, bütün şehirlerine ve beldelerine hakim olmuşlardı. Mağrip diyarı Abbas oğullarının hakimiyeti dışına çıkmıştı. Burayı ilk zamanlarda Ümeyye oğullarından Abdurrah-man b. Muaviye b. Hişam b. Abdülmelik ele geçirmişti. Ondan sonra orada uzun zamanlar Tavaifü'l-Mülûk hüküm sürmüştü. Abbasîler zamanında Mısır'da ve Mağrip diyarının bir kısmı ile o çevrede ve bir zamanlarda da Şam'da, Haremeyn'de, Fatımîlerden olduğunu iddia edenler ortaya çıkmışlar, buralara hükmetmişlerdi. Bunlar Abbas oğullarının

elinden Horasan'ı ve Maveraünnehir'i almışlardı. Buralara zaman zaman çeşitli hükümdarlar el koymuşlardı. Hatta öyle zamanlar olmuştu ki, Abbasi halifesinin elinde sadece Bağdat şehri ile Irak'ın bazı şehirleri kalmıştı. Çünkü Abbasî hilafeti zayıflamıştı. Halifeler şehvetlerinin peşine düşmüşler, mal toplamakla uğraşmışlardı. Nitekim hadiselerden ve ölümlerden bahsederken bunları detaylı olarak anlatmıştık.

Fatımî devleti 300 seneye yakın devam etti. Sonuncu halifeleri Adid olmuştu ki, bu, Selahaddin-i Eyyubî'nin devletinin hakim olduğu hicri 560. seneden s,onra ölmüştü. Fatımilerin peşpeşe ondört hükümdarı tahta geçmişti. Bunlar 297 sene kadar hüküm sürmüşlerdi. Nihayet Adid, hicretin 560. senesinden sonra vefat etmişti. Rasûlullah (s.a.v.)'m zamanını takip eden peygamberlik hilafeti sahih hadiste de ifade buyurulduğu gibi otuz senelik bir süreyi içine almıştır ki, bu sürede Ebu Bekir, Ömer, sonra Osman, Ali, Ali'nin oğlu Hasan halifelik yapmışlardı. Delâilü'n-Nübüvve adlı eserde de anlattığımız gibi bunların toplanı hilafet süresi otuz yılı doldurmuştur. Ali'nin oğlu Hasan'mki altı ay sürmüştü. Bundan sonra hilafetin yerini hükümdarlık almıştı. İslâm hükümdarlarının ilki Muaviye b. Ebî Süfyan Sahr b.

Harp b. Ümeyye idi. Ondan sonra oğlu Yezid, Yezid'in oğlu Muaviye tahta geçmişti. Muaviye ile başlayan bu batın, başka bir Muaviye ile sona ermişti. Bunlardan sonra Mervan b. Hakem b. Ebi'l-Âs b, Ümeyye b. Abdişşems b. Abd-i Menaf b. Kusay tahta geçmişti. Mervan'dan sonra oğlu Abdülmelik, Ve-lid b. Abdülmelik, Velid'in kardeşi Süleyman, Velid'in amcasının oğlu Ömer b. Abdülaziz, Yezid b. Velid, Yezid b. Velid'in kardeşi İbrahim en-Nakıs b. Velid, Mervan b. Muhammed b. Mervan (bu eşek lakabını taşırdı ve bu batnm da sonuncusu idi) tahta geçtiler. Bunların birincisinin adı Mervan olduğu gibi sonuncusu da Mervan adlı biriydi. Bundan sonra Emevî hakimiyeti yıkıldı. Yerlerine geçen Abbas oğullarının ilk hükümdarı Abdullah es-Seffah, son hükümdarı da Abdullah el-Müstasım oldu. Aynı şekilde Fatımî halifelerinin de ilkinin adı Abdullah el-Adid, sonuncusunun adı da Abdullah el-Adid idi.

Bu, cidden garip bir rastlantıdır. Bunun farkına varanlar çok azdır. Doğrusunu noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.

Faziletli şairlerden biri bütün halifelerin adlarını içeren şöyle bir

şiir yazmıştır:

«Ârş'ı yüce olan, herşeyi kahredici güce sahip tek ve yakalaması güçlü olan Allah'a hamd olsun.

O, günleri ve zamanları dolap gibi çevirir.

Mahlukatı mahşer yerinde toplar.

Sonra ebede kadar salât-ü selam,

Peygamber Muhammed Mustafa'ya olsun.

Onun kıymetli, önder, lider ve meşhur şahsiyetler olan âline ve ashabına da salât-ü selamlar olsun. İmdi bu yazdığım recez bahrindeki şiiri,

Latif ve veciz bir şekilde nazmettim.

Bu şiirimde Peygamber Mustafa'dan sonra hakimiyeti ele alan ra-şid halifelerin adlarını saydım.

Onlardan sonrakileri de sırasıyla zikrettim.

Bu şiirimi bir ibret ve anı yaptım ki,

Akıllı ve tasavvur sahibi kimseler,

İşlerin ve hadiselerin nasıl cereyan ettiğini anlasınlar.

Her güç ve iktidar sahibi kimseler,

Eninde sonunda fani ve yok olacaklardır.

Gecelerin ve gündüzlerin peşpeşe gelişinde,

İbret sahibi kimseler için dersler vardır.

Acı gücün sahibi olan Melik,

Dilediği kullarını dünyada hükümran kılar.

Her mahluk, eninde sonunda yok olacaktır.

Her hakimiyetin de bir sonu olacaktır.

Yaratıcı olan hükümdarın hükmünden başka bir hakimiyet devam etmeyecektir.

Kahredici güce sahip olan Melik ise noksanlıklardan münezzeh ve yücedir.

Sadece O, izzet sahibi ve bakidir.

Onun dışındakilerin bir sonu vardır.

Peygamberden sonra kendisine hilafet bey'atı sunulan ilk zat îbn Ebi Kuhafe'dir. Onunla hidayet rehberi Sıddîk'ı kastediyorum.

Ondan sonra halife olan Faruk beğenildi.

O, ülkeleri ve şehirleri fethetti.

Onun askerlerinin kılıçları, kâfirlerin kökünü kazıdı.

Adaletle ülkeye hükmetti.

Böylece göklerin ve yerin eşsiz gücüne sahip Melik'ini memnun kıldı.

Ondan sonra insanlar Osman Zinnureyn'e razı oldular.

Onun ardı sıra Ali geldi ki, Rasûlullah'ın iki torununun babasıdır.

Sonra Hasan'la birlikte müfrezeler geldiler.

Neredeyse fitneleri yenileyeceklerdi.

Allah onun vasıtasıyla sulhu getirdi.

Nitekim o, peygamberimize mensuptur.

İnsanlar daha sonra Muaviye'nin etrafında toplandılar.

Böylece her râvi kıssayı nakletti.

Muaviye dilediği gibi hüküm sürdü.

Kendisinden sonra yerine Yezid geçti.

Yezid'in ardı sıra iyi ve doğru yolda olan oğlu başa geçti.

Onunla Ebu Leyla'yı kastediyorum ki, o zahid bir kimseydi.

Herhangi bir kimsenin tasallutunda kalmaksızın,

O hükümdarlığı terk etti.

Hükümdarlığa talebi hiç yoktu.

Daha sonra Hicaz'da îbn Zübeyr ortaya çıktı.

Hükümdarlığı talep etti ve o makama göz dikti.

Şam'da Mervan'a bey'at ettiler.

Bu da ol deyince herşeyin oluverdiği yüce Zât'ın hükmüyle oldu.

Ancak Mervan'm hakimiyeti bir seneden fazla sürmedi.

Ölüm okları onu yakaladılar.

Daha sonra hakimiyet, Abdülmelik'in eline geçti.

Şans yıldızı kâinatta parladı.

Hakimiyette onunla çekişen herkes,

Ölüm kılıcıyla vurulup yere düştü.

Mus'ab Irak'ta öldürüldü.

Sonra zalim Haccac hüküm sürdü.

Hicaz'a intikam kılıçlarıyla yürüdü.

îbn Zübeyr Harem'e sığındı.

îbn Zübeyr'i öldürüp astıktan sonra zulmetti.

Yönetimde Rabbinden hiç korkmadı.

îşler onun için yoluna girince,

Zamanlar onun cismini de evirip çevirerek götürdüler.

Ondan sonra yerine oğlu Velid geçti.

Ondan sonra yiğit ve doğru yoldaki Süleyman başa geçti.

Daha sonra halk arasında Ömer'in adaleti yayıldı.

O Rabbinin buyruğuna uyarak hükmetti.

Ömer b. Abdülaziz'e,

Kavmin ak yüzlüsü deniliyordu.

Namaz kılan, oruç tutan, takvalı bir kimseydi.

Adalet ve ihsanı getirdi.

Zalimleri ve taşkınları frenledi.

Rasûlullah'm ve akıl sahibi raşid halifelerin yoluna girdi.

Nihayet İslâmiyet onun yokluk şerbetini içti.

Kendisinden sonra onun gibisinin geldiği rivayet edilmemiştir. Ondan sonra Yezid, Yezid'den sonra Hişarn,

Hişam'dan sonra Velid başa geçti.

Ölüm, Velid'i de kapıp götürdü.

Sonra Yezid geldi. Ona Yezid-i Nakıs deniliyordu.

Ölüm gelip onu da kapıp götürdü.

İbrahim'in hakimiyet süresi uzamadı.

Bütün işleri sakat oldu.

Hakimiyeti Mervan'a dayadı.

O da yapacağını yaptı.

Hakimiyet onun elindeyken inkiraz buldu.

Zamanın musibeti ona galebe çaldı.

Saîd mıntıkasında öldürüldü.

Askerlerinin çokluğu ona yarar sağlamadı.

Onun sebebiyle Hakem ailesi helak oldu.

Çeşitli nimetler ellerinden alındı.

Sonra Abbas oğulları tahta geçtiler.

Aramızda onların temelleri sabit olmakta devam ediyor.

Acem diyarından da bey'atler geldi.

Bütün ümmetler onlara be/atlerini sundular.

Onlarla çekişen ümmetlerin tümü.

Elleri kesilip, ağızlan kapanıp yere düştüler.

Onlardan başa geçenlerin adlarını zikrettim.

Kaim Müstasım başa geçtiği zaman,

Abbasîlerin ilk hükümdarının sıfatı Seffah (çok kandöken) idi. Ondan sonra Mansur Züicenah başa geçti.

Mansur'dan sonra Mehdî tahta geçti.

Ardı sıra Musa el-Hadî es-Safî hükümdar oldu.

Musa'dan sonra Harun Reşid geldi.

Sonra Emin, Harun'un ölümü nedeniyle tahta geçti.

Emin'in öldürülmesinden sonra Me'mun tahta geçti.

Me'mun'dan sonra da Mu'tasım el-Mekin hükümdar oldu.

Mu'tasım'dan sonra Vasık halife oldu.

Sonra kardeşi Cafer başa geçti ki, o zimmetlere riayet ederdi.

Ardı sıra halis niyetli Mütevekkil Alallah geldi ki,

O kıymetli Arş'ın sahibi Allah'a dayanıyordu.

Zamanında bid'atlerin kökü kazındı.

Vaktinde sünnetler ihya edildi

Onun zamanında saptırıcı bir bid'at ortada kalmadı.

Mutezilîler'e zillet elbisesini giydirdi.

Göklerde yıldızlar parladığı sürece Allah'ın rahmeti,

Ebediyen onun üzerine oîsun

Mütevekkil'den sonra Mu'temid hükümdar oldu, tahta geçti,

Yönetimi düzeltti.

Ondan sonra Muktesid idareye el koydu.

Muktesid'in şehit edilişinden sonra Muntasır başa geçti.

Söylendiği gibi ardısıra Müstain tahta geçti.

Mustain'in ölümünden sonra Mu'tez başa geçti.

Mutez'den sonra Mühtedî el-Mültezim ve ondan sonra da A'azz hükümdar oldu. Muktefî'nin ise sayfanın üst kısmında adı yazıldı.

Ondan sonra Muktedir hakim oldu.

Muktedir'den sonra Kahir'in izzetiyle yönetim sağlanılaştı.

Ondan sonra övünçlerin sahibi Radî tahta geçti.

Radî'den sonra Muttaki, ondan sonra da Müstekfî geldi.

Mutî tahta geçti. Onda hiç yanlışlık yoktu.

Sonra Tâî, onun ardı sıra Kadir,

Ondan sonra da zahid ve şâkir olan Kaim tahta geçti.

Kaim'den sonra Muktedî, ondan sonra da Müstazhir geldi .

Sonra ağır başlı bir insan olan Müsterşid tahta geçti.

Müsterşid'den sonra Raşid, ardı sıra Muktefî geldi.

Muktefî vefat edince insanlar Yusuf tan güç aldılar. O tahta geçti.

işlerinde adil, sözlerinde sadık ve dürüst bir kimse olan Müstadî başa geçti.

Müstadî'den sonra güçlü ve şehametli Nasır tahta geçti.

Onun hakimiyeti uzun sürdü. İnsanlara uzunca bir süre halifelik

yaptı.

Ardı sıra kerem sahibi Zahir geldi. Onun adaletini herkes biliyordu. Memlekette onun zamanı uzun sürmedi. Birkaç ay hüküm sürdükten sonra vefat etti. Kendisinden sonra yönetime adaletli, ihsan sahibi, Cömert ve mayası teiniz Müstansır geldi.

İyilik ve ihsanda bulunarak onyedi ay müddetle insanları idare etti.

Sonra kırkıncı yılın cemaziyelevvel ayında ölümle karşılaşarak vefat etti.

Ondan sonra Müstasım'a bey'at ettiler. Rabbimiz ona rahmet etsin, onu korusun. Çeşitli ülkelere elçilerini gönderdi.

Çeşitli ülkelerin insanları ona muvafakat edip be/atlerini sundular.

Onun adım zikrederek minberleri şereflendirdiler.

Onun cömertliğiyle Övünçlerini yaydılar.

Güzel idaresi her tarafa ulaştı.

Son derece fazla olan adaleti halka yayıldı.»

Şeyh İmadüddin b. Kesir dedi ki: Bundan sonra ben de şu beyitleri

dile getirdim:

«Sonra Cenâb-ı Allah Müstasım'ı Tatar belasına uğrattı. Tatarlar ki zorba Cengizhan'm tabileri idiler.

Tatar Cengizhan'm torunu Hülagu, onun karşısına çıktı. Artık ona karşı kurtuluş çaresi bulamadı. Tatarlar onun askerlerini ve düzenini darmadağın ettiler. Kendisini ve çoluk çocuğunu öldürdüler. Bağdat'ı ve beldeleri tahrip ettiler. - Torunları ve dedeleri öldürdüler. Namusla birlikte malları da yağmaladılar. Yüce Allah'ın satvetinden korkmadılar. O'nun sabır ve hilmi, onları aldattı. Adalet ve hikmetinin hicabı, sabredişi onları yanılttı. Müstasım'dan sonra hilafet makamı boş kaldı. Tarih böyle bir afeti yazmamıştı. Daha sonra tahta, halife olarak Zahir geçti. Ben onunla Müstansır'ı kastediyorum. Bu hakimden sonra yönetime, Alim bir imam olan Meysem Baybars geldi. Ardı sıra oğlu halife Müstekfî geldi. Bunların bir kısmı bile şeref için kâfidir. Daha sonra bir cemaat geldi ki, Onlarda ne ilim, ne de eşya vardı. Zamanımızda Mu'tedit tahta geçti. Zaman, onun gibisini bulamamıştır.

O kadar güzel huylu, itikat sahibi, meziyetli bir kimseydi ki, O nasıl birinci kaliteden olmasın. Bunlar faziletleriyle ülkeye ve kullara hükmettiler. Ülkeyi hüküm ve adaletle doldurdular. Bunlar Muhammed Mustafa'nın amcazadeleridir. Şüphesiz bunlar, insanlığın en faziletlileridir. Azamet sahibi yüce Allah, günler ve

geceler devam ettiği sürece ona rahmet eylesin.»

Fasıl