Hafız İbn Asâkir, tarihinin baş kısmında Dımaşk şehrinin kuruluşuyla ilgili olarak Kadı Yahya b. Hamza tariki ile -ki bu kadı, eski zamanlarda Dımaşk'a kadılık yapmış olup İbn Ömer ile Evzaî'nin öğrenci-lerindendi- şöyle bir rivayette bulunmuştur:
"Abdullah b. Ali kuşatmadan ve Emevilerin elinden alıp sahip olduktan sonra Dımaşk'm surlarını yıktırmış, orada surlar içinde Yunanca yazılı bir taş bulmuşlardı. Rahibin biri gelip bu taşın üzerindeki yazıyı onlara okumuştu. Taşta şunlar yazılı idi:
"Zorbaları kahrederek senin vasıtanla Cenâb-ı Allah, Cirun denen Babül-Berid kapısındaki kapıyı yıkıp surlarını çöktürdüğünde bu kapı 4.000 seneden sonra yıkılmış olacak ve böylece orada konforlu bir hayata kavuşulmuş olacaktır. Burayı ele geçiren kişinin adında ve babalarının adlarında beş tane ayın harfi bulunacaktır. İşte Cirun kapısı çöktüğünde umarım ki bunun karşılığı sana verilecektir."
Araştırdığımızda beş ayın harfini şu zatların adlarında bulduk: (A)bdullah b. (A)li b. (A)bdullah b. (A)bbas b. (A)bdülmuttalib. Bu da Di-mask surlarının yapılışından 4.000 sene sonra Abdullah b. Ali tarafından yıkılacağını gerekli kılmaktaydı. Burası Tarihü'l-Kebir'de de anlattığımız gibi hicretin 132. senesinde yıkılmıştı. Yani Dımaşk surlarının yıkılışından Cirun kapısının çöküşüne kadar aradan 132 sene geçince toplam olarak Cirun kapısı 4.621 sene yerinde kalmıştı. Doğrusunu Allah bilir.
İbn Asâkir'in, birilerinden naklen anlattığına göre Hz. Nuh (a.s.), tufandan sonra Harran'ı yaptırmış, ondan sonra da Dımaşk'ı yaptırmıştı. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Dımaşk şehrini Zülkarneyn'in tavsiyesi üzerine kölesi Damaskus yaptırmıştır. Diğer bir rivayette ise Dümeşyik lakabını taşıyan ve Halil'in kölesi olan Ad, burayı yaptıran kişidir. Bu hususta başka kaviller de ileri sürülmüştür. Ama kuvvetli görüşe göre burayı Yunanlılar kurmuşlardır. Çünkü Dımaşk mabedlerinin mihrapları, kuzey kutbuna yöneliktir. Daha sonra Hristiyanlar gelerek burada doğuya yönelip ibadet etmişlerdi. Bütün bunlardan sonra Müslümanlar gelip buraya hakim olmuşlar ve Kâbe-i Muazzama'ya yönelerek namaz kılmışlardır. İbn Asâkir'in ve diğerlerinin anlattıklarına göre Dımaşk şehrinin kapıları yedi tanedir. Bu kapılardan her birinde bir heykel bulunup bu heykeller için bayram yapılırdı. Kamer kapısı selamet kapısı olup buraya Feradi's-Sağir kapısı deniliyordu. Büyük Feradis kapısı ise Utarit gezegenine mahsustu.
Zühre gezegeni için ise Tuma kapısı kurulmuştu. Şarki kapısı, güneş içindi.
Babü'l-Cabiye denen kapı, Merih gezegeni içindi. Müşteri gezegeni için ise Cabiyetü's-Sağir kapısı kurulmuştu.
Keysan kapısı da Zuhal gezegenine mahsustu.
Receb ayının ilk günlerinde kale naibi Yelboğa Aruş'un Trablus naibi Beklemişle ittifak kurduğu haberi etrafa yayıldı. Haleb naibi Emir Ahmed b. Müşiddüşşaraphane, sultana isyan etmiş, nihayet Mısır diyarında devletin rükünleri olan Şeyhun ile Taz'ı tutuklamış ve bunlar Dımaşk naibi Emir Seyfeddin Ergun el-Kâmili'ye göndermiş, o da bu işe yanaşmamış, sonra olup bitenleri bir mektupla Mısır diyarına bildirmişti. İnsanlar bu durumdan tedirgin olmuşlar ve sonucundan korkmaya başlamışlardı. Yardımına baş vurulacak zat, Yüce Allah'tır.
Receb ayının sekizinde pazartesi günü Dımaşk'ın saltanat naibi Ablak Sarayında emirleri toplantıya çağırmış ve Melikü's-Salih adına onlardan yeniden be/at almış, ona bağlı kalacaklarına yemin ettirmiş, onlar da yemin etmişler, emir dinleyip itaat edeceklerine dair söz vermişlerdi.
Receb ayının onyedisinde çarşamba gecesi, gelecek olan Haleblî askerlere ve onlarla beraber olan Trablus ve Hama askerlerine karşı Seni-yetü'l-ukabı korumak amacıyla Bika'dan toplanıp getirilen cebelî askerleri Drmaşk'a geldiler. Bunlar yaklaşık 4.000 asker idi. Bu sebeple Berze halkı çok mutazarrır oldular. Çevredeki ekinler ve meyveler de telef oldu.
Receb ayının yirmisinde cumartesi günü saltanat naibi Seyfeddin Ergun ve beraberindeki Dımaşklı askerler, geceleyin Kesve taraflarına doğru yöneldiler ki, orada bulunan Müslümanlarla savaşsınlar. Şehirde bir tek asker dahi kalmamış hepsi Kesve yoluna koyulmuştu. Sabah olunca Dımaşklılar baktılar ki, ne naibleri ne de askerleri kalmış, şehir tamamen boşalmıştı. Geçici naibliğe Emir Seyfeddin Olcayboğa el-Adilî atanmıştı. Bahçelerde ve şehrin her tarafında, Akibiye taraflarında bulunan, Dımaşklılar şehre taşındılar. Emirlerin çoğu da eşyalarını ailelerini ve çoluk çocuklarını Mansure kalesine taşıdılar. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)
Emir Yelboğa'nın beraberindeki askerlerle birlikte Dımaşk'a gelişi yaklaşınca insanlar paniğe kapıldılar. Onun geleceği yol üzerinde bulunan köylerin sakinleri de yerlerini, yurtlarım bırakıp taşındılar. Bu tedirginlik Salihiyt taraflarına, bahçgltrs v§ şshrin banliyölirins kadar iirayst itti. Sihrin kalt tarafindaki kapılan m©i§l& Babu'n=Nagır ili IabüW§ne v§ !abü'l=F§mdi§ kapandı. Bir çek mahalli gâMngb kaldı, Boşaldı. Buralarda yaşamakta elan imanlar ihtiyaç duydukları mallarını, sşyalarını va davullarım binskltra v§ hamallara yükl©y§r§k sihri taşıdılar. Asksrlarin öncü birliklerinin yol üzerindeki koylarda bulunan arpaları, samanları ve yemek içinde bazı/aavarları yağmaladıklarını duydular. Bundan ayrı olarak bazı cahiller de fesat ve bozgunculuk çıkardılar, insanlar bu yüzden çok korktular. Akılları karıştı. Eu konuda anlatacaklarımız burada sona ermektedir.

