Bu senede babam Hatip Şihabüddin Ebu Hafs Ömer b. Kesir b. Dav b. Kesir b. Dav b. Darı elKureşî vefat etti. Beni Hasle kabilesindendir. Bu kabile şerefli ve soylu bir kabiledir. Hocamız Mizzî bu kabile mensuplarından bazılarının üzerinde durmuş, soylarını araştırmış ve takdir etmiş, çok da hoşuna gitmişti. Bu sebeple benim nesebimden bahsederken Kureşî kelimesini kullanmıştır. Şirkûyiler Küresin, Busra batısında Busra ile Ezriat arasında bir köy olduğunu söylemişlerdir. Babam hicretin 640. senesinin hudutlarında orada doğmuş. Busrada dayıları Beni Akabe'nin yanında ilim tahsil etmişti. Başlangıçta Ebu Hanîfe mezhebine göre fikıh okumuş, Zücacî'nin Cemel adlı eserini ezberlemiş; nahiv, arapça ve lügatle ilgilenmiş.
Arap şiirlerini ezberlemişti. Hatta güzel ve yüksek derecede şiirler söylemeye, medihler yapmaya, mersiyeler yazmaya, biraz da hiciv tarzında şiir söylemeye başlamıştı. Busra'nın birkaç medresesinde ilim tahsil etmişti. Şehrin kuzeyinde Menzilü'n-Nake'de de ilim tahsil etmişti ki orası ziyaret edilen, meşhur ve mübarek bir yerdir. Bunun doğruluğunu yüce Allah daha iyi bilir. Bundan sonra babam Busra'nın doğusundaki bir köyün hatipliğine başlamış, sonra da Şafiî nkhını öğrenmiş, o mezhebe geçmişti. Nevavî'den ve Şeyh Takiyyüddin el-Fezarî'den Şafiî fıkhım öğrenmişti. Hocamız Allame İbn Zemlekanî'nin bana anlattığına göre babam Şeyh Takiyyüddin el-Fezarî'ye çok saygı gösterip ikramda bulunurmuş. Orada oniki sene kadar kalmıştı. Sonra annemin köyü olan Müceydel köyünün hatipliğine tayin edilmiş; ikisi orada uzun bir süre rahat bir hayat sürüp ikamet etmişler.
Hayır içinde bulunmuşlar, çokça Kur'an okumuşlardı. Babam cidden güzel hutbe irâd ederdi. Halk tarafından itibar görürdü. Dindar, fasih ve tatlı konuşan bir kimse olduğundan ötürü sözleri tesirliydi. Kendisine ve ailesine yumuşak muamele edildiği, helal şeyleri bulduğu için bu beldelerde ikameti tercih ederdi. Annemden ve üvey annemden birkaç çocuğu doğmuştu ki, bunların en büyüğü İsmail sonra Yunus sonra İdris'ti. Bunlar, benim üvey kardeşle-rimdi. Annemden ise Abdülvehhab, Abdülaziz Muhammed ve de bir kaç kız çocuk doğmuştu ki bunların en küçüğü bendim. Bana da üvey kardeşim İsmail'in adını verdiler. Çünkü İsmail Dımaşk'a gelmiş, orada Kur'an'ı ezberleyip hafız olduktan sonra babasından ilim tahsil etmeye başlamış, nahve dair mukaddime adlı eseri okumuş, tenbih adlı eseri ve şerhini Allame Taceddin el-Fezarî'den okuyup ezberlemiş, usul-u fıkha dair el-Muntehab adlı kitabı da okumuştu.
Şeyhimiz İbn Zemlekanî'nin bana anlattığına göre sonra o kardeşim, Şamiyetü'l-Berraniye Medre-sesi'nin damından düşmüş. Birkaç gün hasta yattıktan sonra vefat etmişti. Babam onun vefatına çok üzülmüş ve ona birçok beyitlerle mersiyeler yazmıştı. İşte ben doğduğumda bana onun adını takarak İsmail demişlerdi. Babamın en büyük oğlu İsmail olduğu gibi en sonuncusu ve en küçüğü de İsmail'di. Allah büyük İsmail'e rahmet etsin. Hayatta kalan küçük İsmail'in de akibetini hayreyleyip son nefeste imanla can vermeyi nasip eylesin.
Babam, hicretin 703. senesinin cemaziyelevvel ayında Müceydel köyünde vefat etti. Köyün şimal tarafındaki mezarlığına zeytun ağacının yanma defnedildi. O zamanlar ben üç yaşında bir çocuktum. Onu hayal meyal hatırlıyorum. Vefatından sonra hicretin 707. senesinde Ke-maleddin Abdülvehhabla birlikte Dımaşk'a göçtük. Kemaleddin özkar-deşim olup bize karşı çok merhametli ve şefkatliydi. Hicretin 750. senesine kadar yaşadı ve o senede vefat etti. Onun yanında ilim tahsil ettim. Cenâb-ı Allah nasibimiz olan ilmi bize bahşetti. Zorları kolaylaştırdı. Doğrusunu Allah bilir. Şeyhimiz Hafız Alemüddin el-Berzalî, el-Mucem adlı eserinde şöyle demiştir: Ömer b. Kesir elKureşî (yani benim babam) Busra'ya bağlı bir köyün hatibi olup faziletli bir insandı. Güzel nazımları vardı. Çokça luğaz (bilmece) ezberlemişti. Himmet ve kuvvet sahibiydi. Hocamız Taceddin el-Fezarî'nin huzurunda onun şiirlerinden bir kısmını yazdım. Hicretin 703. senesinin cemaziyelevvel ayında Busra'ya bağh Müceydel köyünde vefat etti. Hatib Şihabüddin Ebu Hafs Ömer b. Kesir el-Kureşî (sözünü ettiğimiz Müceydel köyünün hatibi) hicretin 687. senesinin şaban ayının ortasında berat gecesinde kendi şahsı için şöyle bir şiir yazdığını bize nakletti:
"Ey vecde düşercesine aşka müptela olan aşık kardeş,
Uyku, kirpiklerimi terkedip uzaklaştı. Ben de geceleri uykusuz kaldım.
Süreyya yıldızıyla diğer yıldızlarla deliler gibi geceleyin sohbete başladım.
Deliliğimden ötürü yıldızlan yerlerinde durgun sandım.
Aşk ve üzüntü yatağına kendimi atmışım. Ne olur beni ziyaret etseniz.. Size ne zarar dokunur?
Aşkın elleri beni secdeye düşürürcesine evirip çevriyor,
Onunla karşılaştığımda ateşin soğuduğunu görüyorum.
Engelleyici bir komşudan sonra sabrımın parçalandığım kalpte bir köz meydana getirip geceleyin beni aşk ateşine düşürdüğünü görüyorum.
Göz yaşlarımı yağmur gibi ona yağdırdım. Belki uğultu ve kükreyişi azrlır dedim.
>ysa gözyaşlarını onun tutuşmasını dahada fazlalaştırıp alevlendirdi.
Uykusuz geçen gecemde ben uzaklıkta iken,
Dostlarımın yanıma geldiklerini görmüyorum.
Ey fecri uzayan gece,
Sanki senin ebediyete kadar devam edeceğini sandım.
Öyle bir afka ve veede düştüm ki, bunun miktarı balirlenamez.
Dudaklarından bal akın ulvi boylu yumuşak tsnliyg düşkün oldum ben,
O dolunay gibi doğar, cimali güzelleşir,
Alnındaki siyah perçemi ile,
Selvî gibi ine© ve uzun boyu ile Üzerime salınır,
Kirpiklerinden hind yapısı keskin kılıçlar sıyrılıp çıkar,
Yanaklarının gülünde ve şakaklarının parlaklığında,
Dişleri ışıldar. Ben de artık dayanamıyor ve yok oluyorum.
Ona karşı bütün güzellikler geride kalır.
Güzelliğin ilahesi dahi onu birleyip tasdik eder.
Kendisiyle karşılaşırsan, sana bir göz atıp seni sarsarsa,
Seni esir alır,. Ne konuşabilirsin ne kımıldayabilirsin.
Onu tazim etmek ve ikramda bulunmak için secdeye kapanırsın.
Yemin ederek "güzellikte sen bir oldun" dersin.
Ey inkarcı kardeş, onun güzelliğini düşün.
Senin gibi nice inkarcılar onun azameti karşısında...
Teslim olup şehadet getirdiler.
İsa'yı, haçı ve Meryem'i inkâr eden,
Muhammed'e düşman olduktan sonra çukura yuvarlanan,
Ey güzellik Kabe'si senin çevrende benim kalbim tavaf ediyor.
Feda olayım sana, bunda kurtuluş yok mudur?
Daha Önceleri ebedi bir vuslata razı değilken ben,
Şimdi ara sıra gelen hayalini görmeye kanaat ediyorum.
Haddini aşan bir özlem artık bana çok zor geliyor,
Haddi aşan, sınırı geçen bir Özlem de senin için yeterli oluyor,
Mutlaka bizim mahalleye uğramanı diliyorum, lütfederek gel.
Ey güzelliğin, çiğ ve kırağlann Rabbi (ilahesi).
Umulur ki gözlerimin yaşı kuruduktan sonra kirpiklerim sakinleşir, Şimdiye kadar ayrılıktan ötürü dinmeyen kalbim rahatlar,
Beni terk etmekle hata yaptın.
Gerçek aşık olsaydın sen...
İftiracılar ve düşmanlar seni benden uzaklaştıramazlardı."
Bu yirmiüç beyittir. Cenâb-ı Allah bu şiirde yaptıklarından ötürü onu affetsin.

