Habis herif, arkadaşlarından bir grupla kaçmıştı. Emir Seyfeddin Kara Sungur el-Mansurî, Efrem'in yerine Mısır'dan Şam naibliğine gelmek üzere yola çıktığında Gazze yakınlarında zilkade ayının yedisinde bir av halkası kurdu. Caşnigir de 300 kadar arkadaşıyla bu çemberin içine düşünce etrafı sarıldı. Adamları dağılıp onu yalnız bıraktılar. Emir Seyfeddin Kara Sungur da onu yakaladı ve onu alıp arkadaşı Seyfeddin Bahadırla birlikte develere binerek Mısır'a geri dönüş yoluna koyuldu. Ancak Hattara'ya vardıklarında Emir İstedmür onları karşıladı. Caşni-giri onlardan teslim alıp Mısır'a götürdü. Seyfeddin Kara Sungur ile Seyfeddin Bahadır da askerlerinin başına döndüler. Emir İstedmür, Çaşnigir'i sultanın huzuruna çıkardı. Sultan onu kınayıp azarladı. Bu, onur sultanla son görüşmesi oldu. Sonra Öldürülerek Kurafe Mezarlığı'na defnedildi. Şeyhi Menbicî kendisine fayda vermediği gibi malı mülkü de kendisini kurtarmadı. Aksine feci bir şekilde öldürüldü.
Emir Seyfeddin Kara Sungur el-Mansurî, zilkade ayının yirmibe-şinde pazartesi günü Dımaşk'a girdi. Saraya yerleşti. Beraberinde İbn Saserî, İbn Zemlekânî, İbn Kalanisî, Alaaddin b. Ganim, bir grup Mısırlı ve Şamlı Ümera vardı. Hatip Celaleddin el-Kazvinî onlardan önce aynı ayın yirmiikisinde perşembe günü Dımaşk'a gelmiş, cuma günü adeti üzere hutbe irad etmişti. İkinci cuma günü ayın yirmidokuzu idi. O zamanda Dmıaşk Camii'nde Kadı Bedreddin Muhammed b. Osman b. Yusuf b. Haddad el-Hanbelî, saltanat naibinin izniyle hutbe irad etti. Atanma fermanı namazdan sonra kadıların, ekâbirin ve ayanın huzurunda okundu. Daha sonra kendisine kıymetli bir hil'at giydirildi. Kırkiki gün süreyle İmam Hatiplik görevini yürüttü. Sonra hatip Celaleddin, sultan fermamyla bu görevine iade edildi ve müteakip senenin onikisinde perşembe günü göreve başladı. Zilhicce ayında Kemaleddin b. Şirazî, Şamiyetü'l-Berraniye Med-resesi'nde ders verdi. Bu görevi îstednıür'ün de yardımıyla Şeyh Kemaleddin b. Zemlekanî'den devraldı.
Bu senede Tatar hanı Harbenda, kendi ülkesinde Rafızîliği destekleyerek ortaya koydu. Hatiplere, hutbelerinde ilk olarak Hz. Ali'nin ve ehli beytin adlarım anmalarını emretti. Ezec beldesinin hatibi, hutbenin bu kısmına geldiğinde hıçkıra hıçkira ağlamaya başladı. Cemaat de onunla birlikte ağladı. Hutbeyi tamamlayamadan minberden indi. Onun yerine bir başkası minbere çıkarılarak hutbe tamamlattırıldı. O kişi namazı da kıldırdı. O ülkede bid'atçiler, ehli sünnete egemen oldular. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz).
Bu senede devletteki düzensizlik ve ihtilafların çokluğu yüzünden Şamlılardan hiç kimse hacca gidemedi.

