El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Cidden Garip Bir Olay

Cemaziyelâhir ayının altısında cumartesiyi pazara bağlayan gece Emir Seyfeddin Kuthıboğa elFahrî, askerleriyle birlikte, Mısır'dan gelen ve Kerek'i kuşatan sultanın oğlu Emir Ahmed b. Nasır'ı yakalamak için Dımaşk …

Cemaziyelâhir ayının altısında cumartesiyi pazara bağlayan gece Emir Seyfeddin Kuthıboğa elFahrî, askerleriyle birlikte, Mısır'dan gelen ve Kerek'i kuşatan sultanın oğlu Emir Ahmed b. Nasır'ı yakalamak için Dımaşk dışında Oesvere ile Meydan-ı Haaa arasında ordugâh kurdu, Tepe torinde beklsyerek Emir Ahmed'î kuşatma altına aldı, Şam naibinin Haleb'e gidişine kadar kuşatmayı devam ettirdi, Bir gün ingan-lar neyin olup bittiğini farkedemeden Fahrî, askerleriyle birlikte gelip anîden Emir Ahmed'e heyhat etti ve ona Nasır b. Nasır adım taktı, Kardeşi Melik Eşref, Alaeddin Küçük'ün yaşının küçüklüğünü bahane ide» r§k ona yaptıkları bey'atten vazgeçti. Atabek Emir Seyfeddin Koson en-Naırfnin de sultanın iki oğluna haksızlık ettiğini, onları Said beldesinde boğdurduğunu söyledi. Boğma işiyle görevlendirilenler da Melik Mansur Ebu Bekir île Ramazan idi.

Emir Ahmed bu duruma çok üzüldü, Atabek bu hanedanı helak edip memleketi kendisi ele geçirmek istiyor, dedi, Hepai bu iş için gayrete gelip üstadlarmın oğlu Emir Ahmed'e bey'atlerini sundular. Sonra Haleb naibi Emir Seyfeddin Taşdemir ile beraberindekilere yardımcı olmak için ordunun peşine takılmaya ve onları takip etmeye karar verdiler. Bu hususta emirlere de mektup yazarak onları kendi taraflarına geçirmeye çalıştılar. Dımaşk dışına vardıklarında Dımaşk'taki büyük emirler, kadılar ve yöneticiler, örneğin Berr valisi, Dımaşk valisi, İbn Semendar ve diğerleri yanlarına geldiler. Sabah olunca Dımaşk ahalisinin tamamı yediden yetmişe onların yanma gitti. Tıpkı sultanların gelişinde ve hacıların dönüşünde yaptıkları gibi onları karşıladılar, hatta daha fazla itibar gösterdiler. Kadılar, sahip, ayan tabakasına mensup kimseler ve büyük yöneticiler bu grubun içindeydi.

Emir Seyfeddin Kutluboğa, saltanat naibinin meclisine gitti. Onu bu göreve Melik Nasır atamıştı. Sağ tarafinda Şafiî kadısı, sol tarafında da Hanefî kadısı vardı. Bütün askerler mızrakları, borazanları, okları ve sancakları ile Emir Seyfeddin Kutluboğa el-Fahrî'nin çevresini kuşatıp ona dua ederek övgüler yağdırmaktaydılar. Hepsi de son derece sevinç ve ferah içinde sultanın ve halifenin sancaklarını dalgalandırıyorlardı. Bazı cahil kimseler de Haleb'e giden eski naibe sövüyorlardı. Mısır'dan gelen askerler de sırasıyla Kutluboğa el-Fahrî'nin yanına girdiler. O gün mahşerî bir gündü. Emir Fahreddin Kutluboğa el-Fahrî, Laçin hanı yakınında Dımaşk'ın doğusunda bir yerde konakladı. Aynı günde kadılara ve sahibe emirname gönderdi. Öksüzlerin mallarından ve diğerlerininkinden 500.000 dinar aldı.

Buna karşılık olarak Beytü'l-mala ait bir köyü onlara verdi. Bu husus sicile kaydedildi. Geride kalmış emirler de Dımaşk'tan gelip onlara katıldı. Temür es-Sakî Mukaddem, İbn Kara Sungur, İbn Kâmil, İbn Muazzam, İbn Beledî ve diğerleri de gelip Melikü'nNasır b. Nasır'a bey'atlarını sundular. Seyfeddin Kutluboğa el-Fahrî, Laçin hanında kaldı. Zanaatkârlık yaparak geçimlerini sağlayan kimseler de işlerinin başına döndüler. Cemaziyelevvel ayının onaltısmda salı sabahı kalede sevinç davulları çalındı ve şehirde duyuru yaptırılarak, "Sultanınız Melikü'n-Nasır Ahmed b. Nasır Muhamed b. Kalavun'dur. Naibiniz de Seyfeddin Kutluboğa el-Fahrî'dir!" denildi. İnsanlar bu duruma çok sevindiler. Suğd naibi ile Baalbek naibi de gelip Melik Nasır Ahmed'in saflarına katılarak bey'atlerini sundular. Askerlerini ve adamlarını onun emrine verdiler.

Emir Seyfeddin Sencer el-Ce-makdar da Sultan Melikü'n-Nasır'ın yanma geldi. Bu zat Dımaşk'ta sağ cenahın başkanıydı. Eski Dımaşk naibi Alaeddin Tanboğa tarafından sefere gönderildiği, sonra da hastalandığı için gecikmişti. Kutluboğa el-Fahrî gelince onun yanına dönmüş ve Nasır b. Nasır'a be/atini sunmuştu. Sonra Hama naibi Tuğurdemir, Melik Mansur'a Mısır'dan bir mektup yazıp, gelmek istediğini bildirmişti. Melikü'n-Nasır bu isteğini kabul edince de cemaziyelâhir ayının yirmiye di sin de cumartesi günü askerleriyle birlikte büyük bir aleyiş ve debdebeyle Dımaşk'a gelmişti. Hazinesini de beraberinde getirmişti.

Cemaziyelâhir ayının yirmi sekizin de pazar günü öğleden önce güneş tutuldu. Bir gün sonra da, Gazze naibi Emir Aksungur, 2.000'e yakın askeriyle Dımaşk'a girdi\ve Kutluboğa el-Fahrî'nin ordusuna katıldı. Kutluboğa ve beraberindeKÜşr buna çok sevindi. Böylece asker sayısı 5.000 kişiyi geçmiş oldu.

Receb ayı başında bir grup büyük tücar Kutluboğa el-Fahrî tarafından huzura çağrıldı. Kutluboğa orduyu güçlendirmek için onlardan mal ve para talebinde bulundu. Onlardan istediği para yaklaşık 1.000.000 dirhemdi, Yanında Sultan Naiır b, Naıır'm firmam vardı, Bu fermanda Emir Seyfsddin Kögon'un, Melik Eşrefin Atabeği Alaeddin Küşük'ün v§ Nagır'm Şam'daki oğlunun emlâkinin satılması emrediliyordu, Bunlar Âhniid ü, Nasıla bty'at ©tmemişlerdi, Bassı kimseler, Kutluboğâ el» Fahrf yg Koson'un has mallarıma tüecarlara »atılmânm* tavsiye ittiler, Bu tavsiye kabul ©dildi, Ayrıca tüccarlara değeri l.SOO.ÖÖÖ dinar olarak takdir edilen Dgvih köyüsün satılmağı da önerildi* Bu huausda karara bağlandı, Aradan iki veya üş gece geçtikten sonra Cenaba Allah onlara lütfedip, ferahlık ve genişlik virdi. Bunların bedellerini Koson'un mallarıyla karşıladılar.

Fahrî ve beraberindekilerle kendisinin saflarına katılan emirler ve askerler Seniyet-ü Ukab'ta ikamete devam ettiler. Bi-ka1 mıntıkasındaki 1.000'den fazla okçuyu hizmetlerinde çalıştırdılar. Bunların başında emirler vardı. Yol ağızlarını muhafaza ediyorlardı. Emir Alaeddin Tanboğa'nm beraberinde Dımaşklı askerler, Halebliler ve bir grup Trabluslu ile gelmesinin zamanı yaklaşmıştı. Bunlar da onlara karşı gerekli hazırlığa başlamışlardı. Receb ayının birinde Tanbo ğa'nın Kastel'e ulaştığı ve keşifçilerini gönderdiği, keşifçilerinin de Kut-luboğa el-Fahrî'nin keşifçileriyle karşılaştıkları, fakat aralarında bir savaş cerayan etmediğine dair haber yayıldı. Hanıd ve minnet Allah'adır.

Kutluboğa el-Fahrî kadılara, kadıların vekillerine ve bir grup fuka-haya yanma gelmeleri için haber gönderdi. Bunlar da Kutluboğa'nın yanma gitmek üzere şehir dışına çıktılar. Şafiî kadısı yoldan geri döndü. Bunlar Kutluboğa'nın yanına vardıklarında Kutluboğa el-Fahrî kendilerine, kendisiyle Tanboğa'nın arasını bulmak için gerekli gayreti göstermelerini emretti. Kendisiyle barışması, emrine girmesi, Nasır b. Na-sır'a bey'at etmesi için ellerinden gelen gayreti sarfetmelerini istedi. Bunlar hemen Tanboğa'yla görüştüler, gerekli teklifleri sundular. Ancak Tanboğa onların bütün tekliflerini geri çevirdi. İsteklerini kabul etmeye yanaşmadı. Receb ayının dördünde pazartesi günü ikindi vakti Kutluboğa el-Fahrî'nin postası, şehir mütevellisine gitti. Ona şehrin kapılarını kapatmasını emretti. Kapılar kapatıldı. Çünkü askerler artık cepheye gitmişler, savaş için saf düzenine girmişlerdi. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)

Alaeddin Tanboğa, Kutluboğa'nın ordusunun Seniyyetü'l-Ukad'da bulunduğunu öğrenince Muaysira tarafından tepenin etrafını dolaştı. Askerlerini oradan getirdi. Seyfeddin Kutluboğa el-Fahrî de askerlerini onun tarafına çevirdi ve onun yolunda durdu. Şehre girmesine engel oldu. İnsanlar bu durumdan çok tedirgin oldular. Pasajlar ve çarşılar kapandı. İnsanlar yağma olacağından Ötürü birbirlerini korkuttular. Şehir mütevellisi Emir Nasirüddin b. Bekbaşî, oğullan, naibleri ve adamlarıyla harekete geçti. Şehirde dolaştı. İnsanlar sükûnet buldular. Ona duacı oldular. Akşam vakti yakınlaşmca şehir halkından olan kimselerin girişini sağlamak için Cabiye kapısı açıldı. Söylendiğine göre kapıda büyük bir sıkışıklık meydana geldi. Askerler o gece halka çok kızmışlardı. O gece, miladî sene başıydı. Müslümanlar, askerlerin ihtilafı nedeniyle geceyi gamlı ve kederli olarak geçirdiler. Sah günü sabahleyin Cabiye kapısı dışında şehrin diğer kapılan kilitli kaldı. Durum eski halini koruyordu. O gün akşamleyin iki ordu karşı karşıya geldi. Tanboğa ile emirleri toplantı yaptılar. Dımaşk emirleri ile yanlarındaki askerler Müslümanlarla savaşmamak, Kutluboğa el-Fahrî'ye ve adamlarına karşı kılıç çekmemek hususunda görüş birliğine vardılar. Şam kadıları da sulh için Alaeddin Tanboğa'nın yanına defalarca gittiler. Ancak o, sulhe yanaşmadı ve inadı sürdürdü. Doğrusunu noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.