Hicrî 763. senede muharrem ayının yirrniikisinde pazartesi gecesi rüyamda Şeyh Muhiddin enNevevî merhumu gördüm. Kendisine, "Ey efendim! Niçin İbn Hazm'ın musannef eserlerinden bir kısmını Mühez-zep şerhiniz dahil etmediniz?" diye sordum. O da İbn Haznı'ı sevmediğini ifade eden bazı sözler sarfetti. Kendisine dedim ki: "Bu hususta haklısınız. O, usûl ve fürûunda iki zıddın uçlarını bir araya getirmiştir. Fürû'atta kupkuru bir Zahirî'dir. Usûlde ise Karmatîler gibi sıvı ve akıcıdır, yani çok elastikidir." Ben böyle derken sesimi o kadar yükseltmiştim ki uyurken dahi sesimi duydum. Sonra ona hurmalığa benzer yeşil bir yeri, hatta şekil bakımından hurmalık kadar güzel olmayan bir yeri, ne ürün elde etmek, ne de davar otlatmak için elverişli olmayan bir yeri gösterdim ve: "İşte İbn Hazm'ın ekip biçtiği yer burasıdır." dedim. O da "Bak bakalım, orada meyve veren bir ağaç veya yararlı bir ekin görüyor musun?" diye sordu. Ben de, "Ay ışığında orası oturmaya elverişli bir yerdir" diye karşılık verdim. Gördüğüm rüya buydu. Sonra aklımda kaldığına göre ben rüya halindeyken İbn Hazm'a ait o yeri Şeyh Muhiddin en-Nevevî'ye gösterdiğimde İbn Hazm da orada oturuyordu, ama susmuş, konulmuyordu.
S&ftr ayının ytaiüçüsdt pgrş§mb§ günü K&dî Imadüddin b. Şeyrecî'yg, muhtiiipliğ© yenidan dönmesi n©daniyla hil'at giydirildi. Alaeddin el-Ensarî, hastalığı sebebiyle muhtesiplik görevini yapamadığından bu görev, Kadı İmadüddin'e verilmişti. İnsanlar âdet gereği gidip Kadı İmadüddin'i tebrik ettiler.
Safer ayının yirmıaltısında cumartesi günü Şeyh Alaeddin el-Ensarî, Eminiye Medresesi'nde vefat etti. Cenaze namazı öğle namazından sonra Emev^Camii'nde kılındı ve Babü's-Sağir Mezarlığı'ndaki Cerrah Camii'nin mihrabının arka tarafındaki türbeye defnedildi. Vefat ettiğinde kırk yaşım aşmıştı. Eminiye Medresesi'nde ders vermiş, iki kez muhtesiplik yapmıştı. Geride küçük çocuklar ile bol miktarda mal ve para bırakmıştı. Allah onu affetsin ve rahmetiyle örtsün. Vefatından sonra sultanın fermanı gereği yerine Kadilkudat Taceddin b. Sübkî
atandı.
Safer ayının yirmisinden sonra Kadilkudat Maliki el-Ahnaî Mısır'da vefat etti. Yerine kardeşi Burhaneddin b. Kadilkudat Alemüddin el-Ahnaî atandı. Bunların babalan Şafiî idi. Kadilkudat Burhaneddin Mısır'da muhtesiplik görevini de hakkıyla yürütmüştü. Maliki kadilku-datlığı görevine ek olarak hazine nazırlığı görevi de kendisine verildi. Rebiyülevvel ayının dördünde pazar günü sabahleyin Kadilkudat Taceddin Ebu Nasr Abdülvehhab b, Kadilkudat Takiyyüddin b. Hasan b. Abdülkâfî es-Sübkî eş-Şafiî, vefat eden muhtesip Şeyh Alaeddin'in yerine Emmiye Medresesinde müderrisliğe başladı. Allah ona rahmet etsin.
Kadilkudat Taceddin Ebu Nasır'ın dersinde alimler, emirler, fakih-ler ve avam tabakasından bazı kimseler dinleyici olarak hazır bulundular. Muazzam bir ders oldu. Derste şu ayet-i kerime ele alındı.
"Yoksa Allah'ın lûtfundan insanlara verdiği (vahiyler) yüzünden onları kıskanıyorlar mı?" (en-Nisâ, 54).
Ayetten güzel hükümler çıkardı. Çeşitli ilimlerden misaller verdi. Konuşurken dili sürçmedi, takılmadı, kendini zorlamadı, faydalı ve güzel ifadeler kullandı. Derste bulunan herkes onu takdir etti. Hatta bazı
büyükler şimdiye kadar böyle güzel bir ders dinlemediklerini ifade ettiler.
Rebiyülevvel ayının yirmibeşinde pazartesi günü Sadr Burhaneddin b. Lü'lü' el-Havzî, Kassain rnıntıkasındaki evinde vefat etti. Sadece bir gün hasta yatmıştı. Cenaze namazı ertesi gün öğle namazından sonra Dımaşk Camii'nde kılındı. Onu Babü'n-Nasır'dan şehir dışına çıkardılar, Saltanat naibi lOmir Ali de eânazenin yanma ğML Senrâ dinagayi Bâbü's-İağîr Megâflığf nâ ğötürerik babasının nii^ârınin yanma defnettiler. Mürüvvetli, halkla birlikte hareket sd©n( devlet nezdmda itibârı olan, saltanat naibi ve diğerlerinee de hüsn-ü kabulle karşılanan, âlimleri ve hayır ehli kimseleri seven, hadis derslerine ve hayırlı konuşmaları dinlemeye devam eden bir kimseydi. Mal ve servet sahibiydi. Hayırlar yapmıştı. Vefat ederken seksen yaşma yaklaşmıştı. Allah rahmet etsin. Mısır diyarından Dımaşk'a gelen posta, Şeyh Şemseddin Muhanı-med b. Nakkaş el-Mısrî'nin Mısır'da kırk yaşlarında vefat ettiğini haber verdi. Bu zat meşhur bir vaiz, mahir ve fasih bir edip olup hem nahivci, hem de şairdi. Çeşitli ilimlerde otoriteydi. Düzgün cümleler kullanma gücüne sahipti. Devlet erkânının yanma rahatça girip çıkardı. Büyük bir servete sahip olmuştu. Allah rahmet etsin.
Postanın verdiği haberler arasında bir zamanlar Şam'da Maliki kadılığı yapmış olan, sonra bu görevden alınarak Mısır'da hazine nazırlığına atanan Kadilkudat Şerefüddin el-Malikî el-Bağdadfnin de vefat haberi vardı. Mısır'da hazine nazırlığına atandığında kendisine yetip artacak kadar bol maaş bağlanmıştı. Bu göreve gelmesine herkes çok sevinmişti.
Rebiyülâhir ayının onyedisinde pazar günü Reis Eminüddin Mu-hammed b. Sadr Cemaleddin Ahnıed b. Reis Şerefüddin Muhammed b. ICalanisî, vefat etti. Dımaşk şehrinin hayatta kalan reislerinden ve büyüklerinden biriydi. Babası ve amcası Alaeddin gibi o da bir çok büyük görevler ifa etmişti. Seleflerinin fevkine çıkmış, bir süre kadıaskerlik yapmış, Beytü'1-mal vekilliği görevini yürütmüştü. Daha sonra Şey-hü'ş-Şüyuhluk, Nasiriye ve Şamiyetü'l-Cevvaniye medreselerinin müderrisliğiyle birlikte Sır kâtipliği görevine de atanmıştı. Otuzaltı seneden beri Asraniye Medresesi'nde ders vermekteydi. Geçen sene sultan Dımaşk'a geldiğinde onu büyük görevlerden azletti ve 200.000 dirhem para cezası ödemekle yükümlü kıldı, o da emlâkinin büyük bir kısmım sattı. Elinde hiçbir görev kalmadı. O günden sonra da toplumdan uzak bir hayat yaşadı ve aniden vefat etti.
Aklî dengesini az da olsa yitirmiş, ama kimse bunun farkına varmamıştı. İkindi namazından sonra Dımaşk Camii'nde cenaze namazı kılındı ve Babü'n-Natifaniyyin'den çıkarılarak Kasyun'daki aile mezarlığına defnedildi. Allah rahmet etsin. Rebiyülâhir ayının onsekizinde pazartesi günü sabahleyin Kadı Cemaleddin b. Kadilkudat Şerefüddin el-Küfrî el-Hanefî'ye hil'at giydirildi. Kadılıkta babasına ortak kılındı. Sultanın onun Kadilkudat unvanı aldığına dair fermanı da postayla Dımaşk'a ulaştı. Bunun üzerine o, Dârüssaâde Sarayında hü'at giydi. Beraberinde Kadilkudat Taceddin gs-Sübkî olduğu halde Nuriy© Medresesi'ne gitti, mucitte oturdu, Orada Kur'âft okundu, kindim de Kur'an okudu. Ancak bu bir d§r§ değildi. İnsanlar babasıyla birlikte kendisin© verilin göriv nsdaniyk onu tebrike geldiler.
Salı günü sabahleyin şeyh, abid, nasik, salih, büyük alim Fethüd-din b. Şeyh Zeyneddin el-Farukî vefat etti. Bu zat Eşrefiye Dârü'1-Hadi-si'nin imamı, oradaki eserlerin koruyucusu ve Emevî Camii'nin de müezziniydi. Doksan yaşma yaklaşmıştı. Ömrünü hayır yaparak, Kur'an okuyarak, namaz kılarak ve insanlarla bir arada bulunarak geçirmişti. Aynı günün sabahında cenaze namazı kılındı ve Babü'n-Nasır'dan çıkarılarak Salihiye tarafına götürüldü ve oraya defnedildi. Allah rahmet etsin.
Cemaziyelevvel ayının onunda pazartesi günü sabahleyin Şam naibi Karâboğa Devaddar es-Sağir'in idaresindeki posta Dımaşk'a geldi. Yanında Şeyh Cemaleddin Yusuf b. Kadilkudat Şerefüddin elKüf-rî'nin, babasının görevi bırakması nedeniyle Hanefî Kadilkudatlığına atandığına dair fermanı da getirmişti. Şeyh Cemaleddin bu nedenle Dârüsaâde Sarayında hil'at giydi ve Maliki kadısının alt tarafına oturtuldu. Sonra hep birlikte Emevî Camii'ndeki mahfelin yanma geldiler. Atanma fermanı orada muhtesip vekili Şemseddin b. Sübkî tarafından okundu. Kendisi de arkadaşlarından Şemseddin b. Mansur ile Bedreddin b. Harraş'ı kendine kadı vekili olarak tayin etti. Sonra Maliki kadı-sıyla birlikte Nuriye Medresesi'ne gitti, orada ders verdi. Babası onun dersinde ve atanma fermanının okunuşuyla hil'at giyme merasiminde hazır bulunamamıştı.

