El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Çok Garip Bir Olay

Baalbek naibi Emir Nasirüddin İbn Akvas'ı tebrike gittiğimde, meclisinde bir genç gördüm. Orada bulunanlardan biri bu gencin daha önce kadın olduğunu, sonra erkeklik alametinin ortaya çıktığını, durumunun Trablus …

Baalbek naibi Emir Nasirüddin İbn Akvas'ı tebrike gittiğimde, meclisinde bir genç gördüm. Orada bulunanlardan biri bu gencin daha önce kadın olduğunu, sonra erkeklik alametinin ortaya çıktığını, durumunun Trablus mıntıkasında meşhur olduğunu, bu halin Dımaşk'ta ve diğer beldelerde de duyulduğunu, insanların bunu dillerine doladıklarını anlattı. Genci gördüğümde başında bir Türk serpuşu vardı. Onu yanıma çağırdım ve meseleyi bana anlatan kişinin huzurunda kendisine "Senin durumun nasıl oldu?" diye sordum. Utandı, kadınlara benzer bir utanca büründü ve şöyle anlatmaya başladı:

"Daha Önce onbeş sene müddetle kadındım. Beni üç erkekle evlendirdiler, ama hiç biri benimle ilişkiye giremedi. Üçü de beni boşadı. Sonra bende garip bir hal meydana geldi. Memelerim küçülüp kayboldu. Gece gündüz beni uyku bastırıyordu. Sonra vajinamdan azar azar bir şey meydana çıkmaya ve büyümeye, nihayet penisi andırmaya başladı. İki yumurtalı testis de teşekkül etti."

Ben kendisine tenasül organı büyük mü, küçük mü olduğunu sorduğumda utandı. Sonra parmak kadar küçük olduğunu söyledi. Hamamcı olup olmadığını sorduğumda bu hal başına geleli iki kez hamamcı olduğunu, en son olarak da altı ay önce hamamcı olduğunu söyledi. Kadınların örgü örme, dokuma, sim çekme ve benzeri sanatlarını da güzelce bildiğini anlattı. Kendisine "Sen kadın vasfında iken adın neydi?"diye sorduğumda o zaman adının Nefise olduğunu söyledi. "Ya bu gün adın nedir?" diye sorduğumda da Abdullah olduğunu söyledi. Erkeklik alametleri belirdiğinde bu durumu ailesinden, hatta babasından gizlediğini söyledi. Ancak daha sonra onu dördüncü bir kocayla evlendirmek istediklerinde durumu annesine anlatmış, böylece ailesi durumdan haberdar olunca meseleyi Baalbek şehrinin saltanat naibine bildirmişlerdi.

O da bu durumu tutanakla teshit etmişti. İşte böylece durumu etrafa yayılmıştı. Dımaşk'a gelmiş, saltanat naibinin huzuruna çıkmış, meseleyi o da kendisine sormuş ve tıpkı bana anlattığı gibi başından geçenleri Dımaşk'ın saltanat naibine de anlatmıştı. Hacib Seyfeddin Kahlan b. Akvas da onu yanına almış, ona asker üniformasını giydirmişti. Yakışıklı bir gençti. Yüzünde, hareketlerinde, yürüyüşünde, konuşmasında kadınsılık vardı. Dilediğini yapan Allah, noksanlıklardan münezzeh ve yücedir. Bu, dünyada misli cidden çok az görülen bir olaydır. Önceleri penisi bir kuş yumurtasında kaybolacak kadar küçüktü. Bu yumurta çatlayıp yavru ortaya çıktığı gibi bunun da penisi azar azar ve yavaş yavaş büyümeye, nihayet zuhuru tekamül etmeye başlamıştı. İşte o zaman ailesi onun erkek olduğunu anlamıştı. Bana anlattığına göre penisi sünnet edilmiş şekilde ortaya çıkmış ve buna ay sünneti denilmişti.

Bu durum çokça rastlanılan bir durumdur. Doğrusunu Allah bilir.

Receb ayının beşinde salı günü Emir İzzeddin Baktiye ed-Düvey-dar, Haleb'ten Dımaşk'a geldi, Haleb askerlerinin nâibleri ve o yöredeki kalilirin naibltri v§ aiktrliriyls birlikte Ytlboğa vs adamlarına §ulta-ni iiy&n itme işindi yarfam eta Zülkadir it=TurkmanWa p§fis§ git» tiklid habarisi virdi, Nttad© Ytlböğa ve arkadaşları pçen §§n§d§ Dı= m&fk'a |itirilmişigr, malları, mülkliri v© ify&Ian yağmalanmış £ı. Af-kirltr enua soğuklarını, yakanlarına vg Harsmîndskilerî di asir almaşlardı. Ayrıca çok miktarda koyun, sığır, köle, binek ve eşyayı da ganimet edinmişlerdi. Yelboğa, İbn Artena'ya sığınmış, ancak İbn Artena onu göz altına alıp hapsetmiş, sonra durumu sultana haber vermişti. İnsanlar, Halebli askerlerin çok sıkıntı çekip yorgunluğa maruz kalmalarından sonra rahat ve selamete kavuşmaları sebebiyle çok sevindiler.

Receb ayının onüçünde çarşamba günü İskenderiye'de Yelboğa'yla işbirliğine girmiş ve ona hizmet etmiş Emir Seyfeddin Melek Aci, Alaed-din Ali Simakdar, satılmış el-Celalî ve bunların beraberinde bulunan emirler, sultanın Mısır'a dönüşünden sonra Dımaşk'a geldiler.

Ramazan ayı başında bir grup müftünün alimler tarafından ileri sürülen iki kavilden birine dayanarak fetva verdikleri görüldü. Yani Şafiîlerden olan ashabımıza ait kavle göre yıkılmış olan kiliselerin yeniden onarılmasının caiz olduğunu söylediler. Kadilkudat Takiyyüddin es-Sübkî onlara karşı çıktı ve bu şekilde fetva vermelerini men etti. Bu hususta ed-Desais fi'1-kenais adlı bir kitap yazdı. Bu kitabında yıkılmış kiliselerin yeniden yapılmasının caiz olmadığını, bunun men edilmesi gerektiğini anlattı. Ramazan ayının onbeşinde emir, Ebu'l-Gadir et-Türknıanî, baskı ve gözetim altında Dımaşk'a getirildi. Geçtiğimiz senede bu yaptığı çirkin işler hususunda Yelboğa'ya destek vermişti. Naibin huzuruna çıkarıldı. Sonra aynı günde Mansure kalesine götürülerek hapsedildi.