El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Çok Garip Bir Olay

Rebiyülevvel ayının yirmi sekizin de sah günü Dımaşk askerleriyle, Trablus naibi olan ve perşembe gecesi Dımaşk'a Emir Seyfeddin Ergun Şah'ı tutuklamaya gelen ve cuma gecesi de onu öldüren Emir Seyfeddin Olcayboğa …

Rebiyülevvel ayının yirmi sekizin de sah günü Dımaşk askerleriyle, Trablus naibi olan ve perşembe gecesi Dımaşk'a Emir Seyfeddin Ergun Şah'ı tutuklamaya gelen ve cuma gecesi de onu öldüren Emir Seyfeddin Olcayboğa arasında anlaşmazlık çıktı. Kendisi Meydan-ı Ahdar'da ikamet etmeye başladı. Emir Seyfeddin, Ergun Şah'ın mallarını ve eşyalarım kendine alıp topladı. Büyük emirler onun bu hareketini protesto ettiler. Malları, sultanın kalesine göndermesini istediler, ama o bunu kabul etmeyince durumundan kaygılanıp şüphelendiler. Emir Seyfeddin, Ergun Şahı tutuklayıp öldürmesi gerektiğine dair sultandan getirdiğini iddia ettiği mektuptan şüphelendiler. Üniformalarını giyip silahlanarak kale altında ve meydan kapılarında hazır vaziyete geçtiler, öte yandan kendisi de 100'ün altında olan adamlarıyla hazırol vaziyetine geçti.

Bir rivayette anlatıldığına göre onun etrafındaki adamlar yetmiş, seksen veya doksan arasında idiler, intihar edercesine askerlerine saldırdılar. Suçsuz kimseler gibi kendilerini savunmaya da başladılar. Aslında kimseyi öldürmeye veya kimselerle savaşmaya yetkileri olduğuna dair bir fermanları da yoktu. Bu yüzden çoğu hezimete uğrayıp kaçtı. Bu sebeple askerlerden bir grup hatta bazı öncü komutanlar ki bunlardan biri de Emirü'l-Kebir Seyfeddin Olcayboğa el-Adilî idi. Öne çıktılar, bunun eli kesildi, yaşı doksana varmıştı. Diğer askerlerden ve hizmetçilerden de bazıları öldürüldü. Neticede Olcayboğa elMuzafferî, öldürülmüş olan Ergun Şah'm tavlasından dilediği atları seçip aldı ve zelil olarak Mizze taraflarına gerisin geri döndü. Ama yanında Ergun Şah'ın malı ve eşyaları da vardı. Yoluna devam etti.

Dımaşk askerlerinden hiç biri onu takip etmedi. Beraberinde hacib ve geçen senede de Haleb naibi olan Emir Fahreddin İyas vardı. Bunlar beraberlerindeki askerlerle birlikte

Trablus'a gittiler.

Öte yandan Şam ümerası sultana bir mektup yazarak olup bitenleri kendisine bildirdiler. Sonraposta geldi ve sultanın olup bitenlerden hiç haberi olmadığını ve Emir Seyfeddin Olcayboğa'nın getirdiği mektubun da uydurma olduğunu bildirdi. Şam ordusundaki 4.000 askerin onu yakalamak üzere harekete geçmesine dair emir geldi ve bu askerlerin basma komutan olarak da Suğd naibi atandı. Bunlar, rebiyülâhır ayının ilk on gününde yola çıktılar. Rebiyülâhir ayının altısında çarşamba günü askerler, Seyfeddin Olcayboğa el-Adilî'yi yakalamak ve onunla savaşmak üzere yola koyuldular. Seyfeddin Olcayboğa, 1.000 askerin komutam olan bir emirdi. Rebiyülâhir ayının yedisinde perşembe gecesi Dımaşk'ta kalan askerlerin, sabahleyin mutlaka harekete geçmeleri gerektiğine dair ilanat yapıldı ve askerler sabahleyin büyük bir süratle harekete geçtiler. Emir Bedreddin el-Hadir de asıl naibe vekil olarak atandı ve naibler gibi Dârüssaâde Sarayında yönetimin başına geçti. Rebiyülâhir ayının onaltısında cumartesi gecesi akşamla yatsı arasında bu askeri birlik Seyfeddin Olcayboğa el-Muzafferi'yi esir alarak zelil ve hakir vaziyette Dımaşk'a getirdi. Aynı şekilde beraberlerinde, Emir Fahreddin İyas el-Hacib de esir olarak getirilmişti. Bunlar horlanarak Babü'n-Nasır'daki Dârüssaâde konağı karşısındaki köprüden götürülerek kaleye konuldular. O esnada naib vekili Emir Bedreddin el-Hadir de hazır bulundu. İnsanlar bu duruma çok sevindiler. Hamd ve minnet Allah'adır.

Rebiyülâhir ayının onsekizinde pazartesi günü bu ikisi kaleden çıkarılarak Sukü'l-Hayl'e götürüldüler ve askerlerin huzurunda öldürülüp cesetleri halk tarafından görülsün diye ağaca asıldı. Orada günlerce kaldıktan sonra indirilip Müslüman mezarlığına defnedildiler.

Cemaziyelâhir ayı başlarında halkın büyük bir kısmı Haleb naibi Seyfeddin Kutlu Şah'ın ölümüne sevindi. Çünkü taun zamanında Hama şehrinde çok kötü bir yönetim tarzı sergilemişti. Anlatıldığına göre kendisi ölen kimsenin erkek çocuğu veya başka mirasçısı bulunsa bile terekelere el koyarmış ve insanların mallarını açıkça gasp edermiş. Bu yüzden çok büyük servete sahip olmuş, Ergun Şah'm ölümünden sonra Dık naibliğine atanan Emir Seyfeddin Oraktiye'den sonra Haleb naibğine nakledilmişti. İnsanlar onu karşılamaya çıktılar. Kendisi Ha-leb'te kısa bir süre kaldıktan sonra öldü ve toplamış olduğu mallar ne dünyasına ne de ahiretine yaradı.

Cemaziyelâhir ayının onbirinde perşembe günü Emir Seyfeddin Ayitmiş en-Nasırî, naib olarak Mısır'dan Dımaşk'a geldi. Adet üzere önünde askerleri vardı. Eşik öptü ve kemer takıp kılıç kuşandı. Fermanı ve beratı orada kendisine verildi. Daha sonra naiblerin adetince merasim birliğinin yanında durdu. Sonra da Dârüssaâde Sarayına dönüp yönetimin başına geçti. İnsanlar onun Dımaşk'a atanmasına sevindiler. Şekli güzel, yaratılış, tam idi. İki buçuk aydan beri Şam şehri asıl bir na-ibten yoksun kalmıştı. Onun şehre girdiği günde tabılhane emirlerinden dördü hapse atıldılar. Şam naibi Ergun Şah'a karşı Olcayboğa el-Muzafferfye destek verip kendisiyle iş birliği yaptığından hapse atılan bu emirler Kasımı ve evlâd-ı ÂI-i Ebu Bekir'den idiler. Cemaziyelâhir ajanın onbeşinde cumartesi günü sultanın ataması, buna dair fermanı ve hil'atı Mısır diyarından Dımaşk'a göndermesi sebebiyle Kadı Nec-meddin b. Kadı İmadüddin et-Tarsusî el-Hanefî hüküm vermeye başladı.

Cemaziyelâhir ayının onaltısında salı günü Kadükudat Takiyyüd-din es-Sübkî ile Şeyh Şemseddin b. Kayyım el-Cevziye arasında Emir Seyfeddin b. Fadl Melikü'1-Arap vasıtasıyla kadilkudatın bahçesinde barış gerçekleşti. Kadilkudat Takiyyüddin, talak meselesinde çok fetva vermesi yüzünden Şemseddin b. Kayyım'a kızmıştı.

Cemaziyelâhir ayının yirmialtısmda cuma günü Emir Seyfeddin Ergun Şah'ın cesedi Sufiye Mezarlığı'ndan alınarak tarime (saray) altında yaptırmış olduğu türbesine nakledildi. Türbenin tamamlanmasına ve ondan önce de mescidin tamamlanmasına başlandı. Çünkü kendisi bunları tamamlayamadan Olcayboğa el-Muzafferî tarafından öldürülmüştü. Kendisini boğazlayıp öldürdüklerinde geceleyin Sufiye Me-zarlığı'na Şeyh Takiyyüddin b. Salah'm mezarının yakınına defnetmiş-lerdi. Daha sonra mezkur gecede türbesine nakledildi.

Receb ayının ondokuzunda cumartesi günü müezzinler, fecirden bir saat önce ezan okudular. İnsanlar da adetleri üzere imamların tertibine göre Emevî Camii'nde namazlarını kıldılar. Ama daha sonra vaktin henüz girmediğini görünce hatip, bütün imamların kıldırmalarından sonra fecir namazını yeniden kıldırdı. Bu, daha önce benzeri görülmemiş bir durumdu.

Şaban ayının sekizinde perşembe günü Kadilkudat Alaeddin b. Menca el-Hanbelî, Mismariye'de vefat etti. Öğle vakti Emevî Camii'nde cenaze namazı kılındı. Daha sonra Babü'n-Nasır dışında da kılındı ve Kasyun Mezarlığı'na defnedildi. Allah rahmet etsin.

Ramazan ayının ilk pazartesi günü sabahleyin Şeyh Cemaleddin el-Merdavî, Salihiye Medresesi'nden Dârüssaâde Sarayına çağırıldı. Bundan bir kaç gün Önce kendisinin, kendi mezhebinin kadılığına atandığına dair ferman, imzalanmış ve Dımaşk'a gönderilmişti. Bu münasebetle naibin ve diğer mezheplerin kadılarının huzurunda kendisine hil'at giy dirilecekti. Giydirilmek istenildi, görevi kabul etmesi teklif edildi, ama o kabul etmedi. Israr ettiler o da direttikçe diretti. Öfkeli halde saraydan çıkıp Salihiye'ye gitti. Bu yüzden insanlar ona daha fazla saygı göstermeye başladılar. O gün de diğer kadılar Dârüssaâde Sarayında kaldılar. Öğleden sonra yine kendisine haber saldılar. Salihi-ye'den Dârüssaâde Sarayına geldi. Israr ettiler. Nihayet görevi kabul etti. Hil'ati giydi ve camiye gitti. İkindiden sonra atanma fermanı orada okundu. Kadılar yanında toplandılar. İnsanlar kendisini tebrik ettiler. Dindar, iffetli, faziletli, güvenilir bir insan olduğundan bu göreve gelişine çok sevindiler. Bundan bir kaç gün sonra fakih Şemseddin Muham-med b. Müflih el-Hanbelî, Kadilkudat Cemaleddin el-Merdavî el-Makdisî'ye niyabeten hüküm verdi. İbn Müflih, Kadilkudat Cemaled-din'in damadı idi.

Zilkade ayının yirmisinden sonra fakih, imam, muhaddis, faydalı bilgiler sunan Eminüddin el-İcî elMalikî, Nasınyetü'l-Cevvaniye Med-resesindeki Darü'l-Hadis'in şeyhliğine atandı. Bu görevi Beytü'1-mal vekili Sadr Eminüddin b. Kalanisî ona devretmişti. Şeyhliğe atandığında verdiği ilk derste devlet büyükleri ve ayan tabakasına mensup kimseler yanında hazır bulundular.

Bu senenin sonlarında, tarime (saray) altındaki Emir Seyfeddin Ergun Şah'ın türbesinin yapımı tamamlandı. Bu zatx bir zamanlar Dı-maşk'm saltanat naibiydi. Türbenin ön tarafındaki camiin de yapımı tamamlandı. İnsanlar orada namaz kıldılar. Burası daha önce küçük bir mescitti. Genişletilip onarıldı. Büyük bir cami haline getirildi. Allah bu hayrını kabuJ buyursun. Bu konuda anlatacaklarımız burada sona ermektedir.