Şeyh, imam, âbid, zahid ve hatip bir kimseydi. Şeceresi şöyledir: İz-zeddin Ebü'l-Abbas Ahmed b. Şeyh Muhyiddin İbrahim b. Ömer b. Ferec b. Sabur b. Ali b. Ganime el-Farusî. Vâsıtlıydı. Hicretin 614. senesinde doğdu. Hadis dinledi. Hadis toplamak amacıyla çeşitli beldelere seyahatlerde bulundu. Hadiste, tefsirde, fıkıhta, vaaz ve belagatta otoriteydi. Dindar, takvah ve zahid bir kimseydi. Melik Zahirin zamanında Dı-maşk'a geldi. Carudiye Medresesi'nin müderrisliği ile Mescid-i İbn Hi-Şam m imamlığı kendisine verildi. Bu sebeple kendisine ihtiyaçlarını arşılayacak derecede maaş bağlandı. Başkalarının menfaatini kendi nıenfaatine tercih ederdi. Harika halleri ve salihane yaşantısı vardı. TH J? ^efelerde bulunmuştu. Bir gün cemaate namaz kıldırmak için n Hişanı Mescidi'nin mihrabına geçti. îftitah tekbirini almadan önce j*g tarafına dönerek "Çık gusül yap» dedi. Saflar arasından çıkan kimse ûı* Bu emrini ikinci kez, üçüncü kez tekrarladı. Ama yine kimse çıkinadı. Bu defa «Ey Osman çık guslet» dedi. Böyle demesi üzerine saflar arasından bir adam çıktı. Gidip gusletti. Sonra döndü ve Şeyh Farusî'nin yanına gelip özür diledi. Aslında Osman, salih bir insandı. Kimseyi görmeden kendisinde meni akıntısı meydana geldiğini, bu yüzden gusletmesi gerekmediğine inandığım, ancak Şeyh Farusî'nin «Çık da guslet» demesi üzerine başkasını kasdettiğini sandığını, ama ismen «Ey Osman çık da guslet» deyince kendisini kasdettiğini anladığını söylemişti.
Farusî, Melik Mansur Kalavun'un hakimiyetinin son zamanlarında bir kez daha gelmiş ve Dımaşk Canıii'nde bir kaç ay hatiplik yapmıştı. Daha sonra azledilerek yerine Muvaffaküddin el-Hamevî atanmıştı. Önceki sayfalarda bundan bahsetmiştik.
Farusî, Necibiye Medresesi'nde ve Zahiriye Darü'l-Hadisinde ders vermişti. Bütün bunları bırakarak kendi yurduna döndü. Bu senenin zilhicce ayı başında çarşamba sabahı vefat etti. Cenaze merasimi görülmeye değerdi. Vasıfta cenaze merasimi tertiplenmiş ancak cenaze namazı Dımaşk'ta ve diğer beldelerde de gıyaben kılınmıştı. Allah ona rahmet etsin.
Farusî, tasavvuf hilafetini Sühreverdî'den alıp hırka giymiş, kıra-at-ı aşereyi okumuş, geride 2.200 ciltlik bir kütüphane bırakmış, çok hadis rivayet etmişti. Berzalî de ondan çok hadis dinlemişti. Bu meyanda Sahihi Buharî, Camiü't-Tirmizî, Süneni İbn Mace, Müsned-i Şafiî, Müs-ned-i Abd b. Hamid, Mucemü't-Taberanî es-Sağir, Müsnedü'd-Darimî ve Ebu Ubeyd'in Fezailü'l-Kur'an adlı eserlerini dinlemiştir. Ayrıca seksen cüz hadis ve diğer kitapları da rivayet etmiştir.

