Cemaziyelevvel ayının onaltısmda pazartesi günü Hiîleli Rafızî-lerden biri Dımaşk Camii'ne (Emevî Camii'ne) gelerek Muhammed ailesine ilk zulmeden adama aralıksız peş peşe sövmeye başladı. İnsanlarla birlikte namaz kılmadı ve hazır olan cenazenin de namazını kılmadı. Kaldı ki o esnada insanlar namaza durmuşlardı. Kendisi ise sövgüsünü tekrarlıyor, sesini yükseltiyordu. Namazı tamamlayışımızdan sonra insanlar üzerine yürüdüler. Onu yakaladılar. Şafiîlerin kadilkudatı da bu cenaze namazını insanlarla biklikte kılanlardandı. Söven bu adamın yanına gittim ve " Muhammed ailesine zulmeden kimdir?" diye sordum. O da "Ebu Bekir Sıdîk'tır." diye cevap verdi. Sonra yüksek sesle insanlara duyurarak: "Allah Ebu Bekir'e, Ömer'e, Osman'a, Muaviye ve Yezid'e lanet etsin." dedi ve bu sözünü de iki kez tekrarladı.
Hakim onun zindana atılmasını emretti. Sonra Maliki kadısı onu huzuruna çağırtıp kırbaçladı. Dayak yerken dahi yüksek sesle ancak bir şakinin söyleyebileceği sözleri söylüyor, sövüp lanet okuyordu. Bu mel'unun adı Ah b. Ebü'l-Fadl b. Muhammed b. Hüseyin b. Kesir idi. Allah onu kahretsin ve rezil rüsvay kılsın. Sonra cemaziyelevvel ayının onyedinci günü olan perşembeye girildiğinde Dârüssaâde Sarayında onunla ilgili görüşmeyi yapmak üzere bir meclis kuruldu. Bu mecliste dört mezhebin kadıları hazır bulundu. Kendisi de meclise çağırıldı. Cenâb-ı Allah, Maliki kadısının onun öldürülmesine hüküm vermesini mukadder kıldı. Bunun üzerine çabucak yakalanarak kale altında boynu vuruldu. Halk onu yakarak kesik başını şehirde dolaştırıp teşhir etti ve "Bu, Resûlullah (s.a.v.)'ın ashabına şovenin cezasıdır" diye yüksek sesle duyuru yaptılar.
Ben, Maliki kadısının evinde bu cahille münazara yaptım. Aşırı Rafîzîlerin bazı söylemelerini kendisinde gördüm. Kendisi, küfür ve zındıklıkla ilgili bazı sözleri İbn Mutahhar'ın arkadaşlarından almıştı. Allah onu da onları da kahretsin.
Bu ayda Zımmîlerin daha önce Hz. Ömer (r.a.) tarafından ileri sürülen şartlara uymaları gerektiğine dair olan sultanın mektubu Dı-maşk'a ulaştı.
Receb ayının onsekizinde cuma günü Emevî Camii'ndeki maksurede saltanat naibinin, Bedevî emirlerinin, büyük emirlerin, ehli hail ve akdin, halkın huzurunda sultanın zimmîleri Hz. Ömer tarafından ileri sürülen şartlara riayet etmekle yükümlü olduklarına ve başka yükümlülükler altına girdiklerine dair göndermiş olduğu mektup okundu. Bu şartlardan bazıları şunlardı:
1- Zımmîler sultanî dairelerde çalıştırılmayacaklar. Emirlerin yanında da çalıştırılmayacaklar ve hiç bir görev kendilerine verilmeyecek.
2- Zımmîlerden hiç birinin sarığının uzunluğu on zirayı geçmeyecek.
3-Atlara ve katırlara binmeyecekler. Sadece geniş semerli merkeplere binecekler.
4-Ancak çıngırak veya sarı tunç veya kurşundan yapılmış yüzükle alametlenerek topluluk arasına girebilecekler.
5- Kadınları, Müslümanların kadınlarıyla birlikte hamama giremeyecekler ancak kendilerine mahsus hamamlara girebilecekler.
6- Hristiyanların İzan, mavi ketenden; Yahudilerinin ise sarı ketenden olacak. Ayakkabılarından biri siyah, diğeri beyaz olacak.
7- Miraslanyla ilgili şer-i hükümler uygulanacak. Cemaziyelâhir ayının yirmisinde pazar gecesi Cabiye kapısı yandı.
Müslümanların o mıntıkada bulunan gıda maddeleri, faydalı eşyaları telef oldu. Yangın Babü'lCevvanî'den Babü'l-Berrani'ye kadar uzandı.
Ramazan ayı başında şeyh, imam, alim Şemseddin b. Nakkaş el-Mısrî eş-Şafîî Dımaşk'a Emevî Camii'ne geldi. Vaaz meclisine ayandan, faziletli kimselerden ve halktan çok sayıda insan geldi. Konuşmasını ve akıcı ibaresini güzel bulup takdir ettiler. Konuşmasında dili hiç sürçmüyor, kelimeleri bir birine karıştırmıyor ve hiç duraksamıyordu. İkindiye yakın bir zamana kadar vaazını devam ettirdi.
Ramazanın üçünde pazar günü sabahleyin Dımaşk Camii'nin sah-nında Nesir kubbesinin altında Kadı Kemaleddin Hüseyin b. Kadilku-dat Takiyyüddin es-Sübkî eş-Şafifnin ve naibinin cenaze namazları kılındı. Namazda saltanat naibi Emir Alaeddin Ali, şehir kadıları, ayan tabakasına mensup kimseler, devlet erkanı ve halktan da çok sayıda insan hazır bulundu. Cenaze merasimi kıskanılacak şekilde muazzam olmuştu. Babası kadilkudat da iki kişinin omuzlarına tutunarak namaza gelmişti. Hüzün ve gam emareleri üzerinde görülüyordu. Oğlunun cenaze namazını kıldırdı. Güzel ahlaklı, başkalarına karışmayan kendi nefsine yönelen, zararı başkalarına sirayet etmeyen bir kimse olduğundan insanlar onun ölümüne üzüldüler. Güzel hüküm venrdi. Bu hususta sicili çok temizdi. Bir çok medreselerde ders vermişti. Mesela Şamiye-tül-Berraniye ve Azraviye Merdereselerinde hocalık yapmış, fetva vermiş, karar çıkarmıştı. Nahiv, fıkıh, feraiz ve diğer ilimlerde otoriteydi. Kasyun Mezarlığında kendilerinin olduğu bilinen meşhur türbeye defnedildi. Allah hepsine rahmet etsin.

