Bu ayda suların çoğalması nedeniyle nehir sulan yükseldi. Beredi ırmağından akan sular, at pazarı yanındaki merasim yerini tümüyle kapladı. Öyleki, orada kayıklar yüzmeye başladı. İnsanlar, kabaklara binerek yüzüyorlar, kayıklarla bir taraftan diğer tarafa geçiyorlardı. Bu durum bir kaç cuma devam etti. Saltanat naibi ve askerler merasime gelemediler. Bazan saltanat naibi, merasim için Tarime Sarayının altında duruyordu. Ömrüm boyunca böyle bir su taşkını görmemiştim. Bu sula-nn taşması nedeniyle o mıntıkadaki bir çok yapı ve ev yıkıldı. Sular altında kalan bir çok değirmen işlemez oldu.
Cemaziyelevvel ayının yirmisinde salı gecesi yatsıdan sonra Sadr Şemseddin Abdurrahnıan b. Şeyh İzzeddin b. Menca et-Tenuhî vefat etti. Cenaze namazı öğleden sonra kılındı ve Sefih Mezarhğı'na defnedildi.
Aynı günün sabahında da Yelboğa Camii'nin hatibi Şeyh Nasirüd-din Muhammed b. Ahmed elKonevî el-Hanefî vefat etti. Öğle namazım müteakiben cenaze namazı kılındı ve Sufiye Mezarhğı'na defnedildi. Vefatından sonra yerine Kadilkudat Kemaleddin el-Küfrî el-Hanefî
atandı.
Aynı günün ikindi vaktinde ise Dımaşk'taki meclis üyelerinden Kadı Alaeddin b. Kadı Şerefüddin b. Kadı Şemseddin b. Şihap Mahmud el-Halebî vefat etti. Çarşamba günü cenaze namazı kılındı ve Sefih Mezar-lığı'na defnedildi.
Cemaziyelevvel ayının yirmiüçünde cuma günü, Yelboğa Ca-mii'nde vefat eden merhum Şeyh Nasirüddin b. Konevfnin yerine Kadilkudat Cemaleddin eî-Küfrî el-Hanefî hutbe irad etti. Saltanat naibi Emir Seyfaddin Taşdemir ile birlikte Kadilkudat Tacaddin eş-Şafiî d© camid© hazır bulundu. Bir grup emir ile ayan tabakasına mensup kimseler de hutbe dinleyip orada namaz kıldılar. O gün gerçekten muazzam bir gündü. Camiide mahşeri bir kalabalık toplanmıştı. İbn Nebate, beliğ ve fasih güzel bir hutbe irad etti. Hutbesinde oldukça zor bir terkipler kullandı.
Cemaziyelâhir ayının onbeşinde cumartesi günü, Emir Seyfeddin Yelboğa'nın gönderdiği çağrı mektubuna dayanarak Hanbelî Kadısı Şeyh Şerefüddin, Mısır diyarına gitmek üzere yola çıktı.
Recep ayının ikisinde salı günü, Yahudi mahallesindeki damların birinden iki sarhoş yere düştü. Bunlardan biri Müslüman, diğeri ise Yahudi idi. Müslüman o anda can verdi. Yahudinin ise gözü çıktı, eli kırıldı. Allah ona lanet etsin. Saltanat naibinin huzuruna götürüldü. Ancak cevab verecek durumda değildi.
Şeyh Şerefüddin İbn Kadil Cebel, Gazze'ye yakın bir yere vardığında Mısır diyarında veba salgını baş gösterdiğini duyar duymaz Kudüs-ü Şerife geri döndü. Sonra memleketine gitti. Böylece sünnetin emrine uydu. Mısır diyarında şiddetli bir veba salgını çıktığına, günde 1.000 kişinin öldüğüne, Kadilkudat Taceddin el-Menavî ile Kâtibü'l-Hikem İbn Furat'm oğullarının ve tüm aile fertlerinin öldüklerine, diğer meşhur kimselerin de can verdiklerine dair bir çok mektup Dımaşk'a geldi. İnnâ îillâhi ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)
Receb ayının sonlarında Ebu Hatim b. Şeyh Bahaeddin es-Sübkî el-Mısrî'nin de aralarında bulunduğu bir cemaatın Mısır'da Öldüklerine dair haber Dımaşk'a ulaştı. Ebu Hatim, yirmi yaşını doldurmamış bir gençti. Mısır'ın bir kaç medresesinde ders vermiş, hatiblik yapmıştı. Babası onu genç yaşta kaybetti. İnsanlar onun ölümüne üzüldüler. Babasına acıdılar. Dımaşk'taki Şafiî Kadısı Kadilkudat Taceddin es-Sübkî'ye de başsağlığı dileklerini sundular. Bu arada Haleb Maliki Kadilkudatı Şihabüddin Ahmed er-Ribahî'nin de ölüm haberi geldi. Bu zat bu göreve iki kez atanmış, sonra azledilince Haleb Kadılığına yeniden atanabilmek için gerekli çabayı sarfedebilme imkanını bulmak maksadıyla Mısır'a giderek bir süre Mısır'ı yurt edinmişti. Ancak bu sene ölüm onu yakaladı. Kendisiyle birlikte iki oğlu da vefat etti.
Şaban ayının altısında cumartesi günü saltanat naibi, bir grup ümerayla birlikte Hıyar b. Mühennâ'nm adamları olan Bedevilerin ve bunların etrafında toplanan âsilerin uzaklaştırılıp cezalandırılması için Tedmür taraflarına sefer düzenledi. Bu âsilerin bir kısmı Tedmür şehrini tahrip etmiş, ağaçlarının çoğunu yakmış, bir çok eşyayı yağmalamış ve itaatin dışına çıkmışlardı. Bunlar, iktalarınm kesilmesi, mülklerine el konulması sebebiyle isyan etmişlerdi. Saltanat naibi, onları bu yörelerden uzaklaştırmak için maiyetiyle birlikte o tarafa doğru ilerledi. Saltanat naibinin beraberinde tabılhane emirlerinden Hamza b. Hayyat da vardı. Bu daha Önce Hıyar b. Mühennâ'nın hacibiydi. Ancak onun yanından ayrılmış, ona karşı Haseki Emirü'l-Kebir Yelboğa'nın yanında cephe almış ve naibin, kendisine emirlik ve büyük makam vermesi durumunda Hıyar b.
Mühennâ'yı yakalayıp başını kopararak kendisine getireceğini vaad etmişti. Kendisine emirlik verilince o da sultanın, askerlerin Hıyar b. Mühennâ ve adamlarının üzerine sevkedilmesi-ni emreden bir fermanını alıp Dımaşk'a gelmiş ve yukarıda da anlattığımız gibi saltanat naibiyle birlikte Hıyar b. Mühennâ'nm bulunduğu tarafa doğru ilerlemişti. Tedmür'e vardıklarında Sedevîler, Şam naibinin önünden sağa ve sola kaçmışlar, ondan korktuktan için onunla yüz yüze gelememişlerdi. Sadece Hamza b. Hayyat'm bulunduğu tarafa hücum ediyorlardı. Sonra Bedevilerin gece vakti askerlere baskın yaptıklarını, bir grup askeri öldürdüklerini, bir grubunu yaraladıklarını, bir grubunu da esir aldıklarım duyduk. İnnâ Îillâhi ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)

