Receb ayında Tebriz ve Horasan taraflarından bir Acem genci Dımaşk'a geldi. Buharfyi, Müslim'i, Camiü'l-Mesânid'i, Zemahşerî'nin Keşşafım ve bu diğer husustaki diğer eserleri ezberlemiş olduğunu, hatta diğer ilimlere dair bazı eserleri de ezberinde bulundurduğunu söyledi. Receb ayı bitiminde çarşamba günü Emevî Camii'nin kuzey duvarının yanında, Külase kapısının bitişiğinde Sahih-i Buharî'nin başından ezbere okumaya başladı ve Kitâbül-İlm'e kadar geldi. Ben de elimdeki Buharî nüshasından onu dinleyip takip ediyordum. Gerçekten güzel okudu. Yalnız bazı kelimelerde Acem oluşundan ötürü ufak tefek hatalar yaptı. Avamdan, havastan ve muhaddislerden bir cemaat da gelip onu dinlediler. Hepsi de bu duruma hayret ettiler ve: "Eğer Buharî'nin geri kalan kısmını da bu şekilde okuyacak olursa, bu cidden büyük bir olay olur" dediler.
İkinci gün yani şabanın ilk gününde mezkur yerde tekrar toplandık. Şafiîlerin kadilkudatı ve bir grup faziletli insan da oraya geldi. Avamdan bazı kimseler de gelip onların etrafını kuşattı. O da âdet üzere Buharî'yi okumaya başladı. Yalnız ilk günkü kadar uzun süre okumadı. Bazı hadisleri de atladı. Lafizlann bazısında telaffuz hatası yaptı. Hanefî ve Malikî kadıları gelince biraz da onların huzurunda okudu. Halk onu çember içine almış, durumu hayretle durumu izlemeye başlamıştı. Bazıları da yanına yaklaşarak ellerini öpüyordu. İcazet yoluyla onun okuduğu hadisleri dinleyip yazmama çok sevindi ve: "Aslında ben memleketimden sırf seni ziyaret etmeye, senden icazet almaya gelmiştim, senin ünün bizim memleketimizde çok yaygındır, adın da hayli şöhretlidir" dedi. Sonra cuma gecesi Mısır'a döndü.
Kadılar ve ayan tabakasına mensup kimseler ikram olarak ona 1.000 dirhem para Virdiltr.

