Bu sene başında yöneticiler önceki senede adlan anılan kimselerdi. Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye Cebel kalesindeki Cüb zindanmdaydı. Çarşamba günü hatipliğe Kilase imamı Şeyh Şemseddin'in atandığı postayla bildirildi. Aylardan da rebiyülevvel ayı idi. Bu sebeple adı geçen hatip tebrik edildi. Ama bu göreve atandığına memnun olmadığını ve bu hususta zayıf bir kimse olduğunu açığa vurdu. Saltanat naibinin avda bulunuşu yüzünden göreve başlamadı. Saltanat naibi gelince göreve başlamasına izin verdi. O da rebiyülevvel ayının yirmisinde cuma günü göreve başladı. İlk olarak cuma günü sabah namazım kıldırdı. Sonra kendisine hil'at giydirildi. Aynı günde hutbe irad etti.
Rebiyülevvel ayının onsekizinde çarşamba günü, Taceddin b. Salih b. Tamir b. Han el-Caberî'nin yerine atanan ve Dımaşkî adıyla tanınan Kadı Necmeddin Ahmet b. Abdü'l-Muhsin b. Hasanın yerine vekaleten
hüküm verdi.
Şeyh Şemseddin uzun bir ömür yaşamış, çok eskilerden beri kötülüklerden el çekmiş, faziletleri çok, dindar, takvah, görevini güzelce ifa eden bir kimseydi. Hicretin 657. senesinde hakimliğe atanmıştı. İbn Saserî kadılığa atandığında onun naibliğinden hoşlanmamıştı.
Rebiyülahir ayının yirmisinde pazar günü Kahire'den posta geldi. Postanın getirdiği fermanlardan birinde Kadı Şemseddin el-Ezraî el-Hanefî'nin yeniden kadılığa atandığı bildiriliyordu. Halk, bu fermanın İbn Harirî'ye ait olduğunu zannederek postayla birlikte Zahiriye semtinde bulunan İbn Harirî'nin yanma tebrike gittiler. Adet üzere fermanın okunması için cemaat toplandı. Şeyh Alemüddin el-Berzalî, fermam okumaya başladı. İsim yerine geldiğinde fermanın İbn Harirî'ye değilde el-Ezraî'ye ait olduğunu anladı. Okumayı bıraktı halk da postacıyla birlikte Ezraî'nin yanına gitti bu yüzden İbn Harirî'de ve orada hazır bulunanlarda bir kırgınlık ve mahcubiyet meydana geldi. Postacı ayrıca bir mektup daha getirmişti. Bu mektupta Şeyh Ke-maleddin b. Zemlekanî Kahire'ye çağrılıyordu. Şeyh Kemaleddin b. Zemlekanî bundan kuşkulandı. Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye'den taraf oluşu sebebiyle arkadaşları onun adına korktular. Ancak saltanat naibi ona lutufkâr davrandı. Onu idare etti. Nihayet Mısır'a çağrı emri iptal edildi. Allah'a hamd olsun.
Bu senenin cemaziyelevvel ayının dokuzunda perşembe günü Şeyh o. Burak Dıınaşk'a geldi. Beraberinde 100 fakir vardı ki bunların tamamı sakallarını tıraş etmişler, bıyıklarım sünnete muhalif şekilde uzatışlardı. Başlarında da keçeden boynuzlar vardı. Yanlarında ziller, zorlar, çöğenler, tahta bastonlar vardı. Menbic'e konuk oldular. Hanbelîîer revakmda cuma namazını kıldılar. Sonra Kudüs yoluna koyuldular.
Gidip orayı ziyaret ettiler. Daha sonra Mısır'a girme izni istediler. Ancak kendilerine bu izin verilmedi. Dımaşk'a döndüler. Ramazan orucunu orada tuttular. Sonra Dımaşk'ta kabul görmedikleri için şark beldelerine döndüler. Şeyhleri Burak, Rum olup kırklardan sayılırdı. Tokat'ın koylerindendi. Kazan hanının yanında itibarlı idi. Çünkü Kazan han onun üzerine bir kaplanı musallat etmiş, kendisi kaplana bağırınca kaplan geri çekilmiş, ona ilişmemişti. Bu yüzden Kazan hanın yanında itibarlı biri olmuştu. Kazan han ona bir günde 30.000 dinar vermiş, o da bu paraların tamamını yoksullara dağıtınca Kazan han onu sevmeğe başlamıştı, Burak'ın adamlarının tarikat prensibine göri hiç biri namazı ttrk etmagdi. Namazı ttrk adine kırk değnik vururlardı. Kendini de tuttuğu yolu, kendi nefsini tahrip etmek için tuttuğunu iddia ederdi, Üzerindeki elbiselerin maskara elbisesi olduğunu, bunun dünyaya uygun olmadığım, ama amaçlarının iç alemi ve kalbi şenlendirmek olduğunu söylerdi. Biz ancak zahire göre hüküm veririz, İnsanın içini ancak yüce Allah bilir.
Cemaziyelahir ayının altısında çarşamba günü Necibiye Medrese-si'nin müderrisi Bahaeddin Yusuf b, Kemaleddin Ahmed b. Abdülaziz el-Acemî el-Halebî, vefat eden Şeyh Ziyaeddin et-Tusfmn yerinde ders vermeye başladı. Dersinde Kadı İbn Saserî ile bir grup faziletli insan hazır bulundular. Aynı senede berat gecesinde Dımaşk Camii'nde namaz kılındı. İbn Teymiye bu gecede orada namaz kılınmasını kırk seneden beri iptal ettirmişti, ama berat gecesi olunca Hacib Rükneddin Baybars elAlaî oraya geldi. İnsanların o gece camiye gelmelerini yasakladı. Ca-mii'nin kapılarını kapattırdı. İnsanların çoğu yollarda ağlamaya başladılar. Halk çok eziyet gördü. Hacibin amacı, cami karışıklıklardan, orada boş sözler söylemekten, günah kelimeler sarfedilmekten korumaktı. Ramazan ayının onyedisinde Kadı Takiyyüddin el-Hanbelî, Mu-hammed el-Bacrikî'nin canını bağışladı. Onun dokunulmaz olduğunu söyledi. Öldürülmesine hükmettiği zaman Maliki kadısının yanında aleyhinde şehadette bulanan altı şahit ile onun arasında düşmanlık bulunduğunu sicille tesbit etti. Aleyhinde şahitlik eden düşmanlarından bazıları şunlardı: Nasirüddin b. Abdüsselam, Zeyneddin b. Şerif Adnan, Kutbeddin b. Şeyhüssülamiye ve diğerleri.
Bu senede Kemaleddin b. Zemlekanî, ramazan ayının sonunda Şi-habeddin el-Hanefînin yerine Ümera mülkünün divan başkanlığı görevine başladı. Kendisine bir taylesan ve hil'at giydirildi ve yine ramazan ayında gidip adalet meclisinde oturdu.
Ramazan bayramı gecesinde Mısır naibi Emir Seyfeddin Solar, üç kadıyı ve bir grup fukahayı huzurunda topladı. Şafiî, Maliki ve Hanefî kadıları ile Bacî, Cezerî ve Nemravî adındaki fakihler toplantıya katıldılar. İbn Teymiye'nin hapisten çıkarılması konusunu görüştüler.
Toplantıda hazır bulunanlardan bazıları hapisten çıkarılması için İbn Teymiye'nin karşı olduğu akidenin bazı maddelerinden vazgeçmekle yükümlü kılınmasını istediler. Huzura gelmesi ve bu konuyu kendisiyle görüşmeleri için İbn Teymiye'ye haber saldılar. Ancak İbn Teymiye toplantıya gelmek istemediğini kesin bir dille bildirdi. Elçiler altı kez yanına gittiler. Ama o toplantıya gelmeyeceğini kararlı bir şekilde bildirdi. Onlara iltifat etmedi ve hiç bir konuda da vaadte bulunmadı. Toplantı uzadı. Hiç bir sonuç elde edemeden dağıldılar. Şevval ayının ikisinde çarşamba günü saltanat naibi Efrem, vefat eden Kilase imamı, Şeyh Şemseddin'in yerine Dımaşk Camii'nde imam ve hatiplik yapması için Kadı Celaleddin Kazvinî'ye izin verdi. O da aynı günde öğle namazım cemaate kıldırdı. Cuma günü hutbe irad etti. Bu atanması ile ilgili fermam Kahire'den gelinceye dek imam hatiplik görevini sürdürdü.
Zilkade ayı başında saltanat naibi, kadılar, emirler ve ayan tabakasına mensup kimseler, Dımaşk Camii'ne gelip onu dinlediler. Hutbesi güzel görüldü. Saltanat naibi Emir Cemaleddin Efrem'in Salihiye'deki Naşiri hankâhı yanında yaptırdığı caminin açılışı zilkade ayında yapıldı. Oraya cuma günleri hutbe irad etmek üzere Kadı Şemseddin Mu-hammed b. İz el-Hanefî maaşlı hatib olarak atandı. Hutbesini saltanat naibi ve kadılar dinlediler. Hutbesi güzel görüldü. Namazdan sonra mezkur camide sahip Şihabeddin el-Hanefî bir ziyafet verdi. Bu caminin onarımına çaba sarfeden kişi kendisiydi. Halkı buraya yardıma teşvik etmişti. Cami gerçekten mükemmel bir şekilde ve de son derece güzel olarak yapılmıştı. Allah hayırlarını kabul buyursun.
Zilkade ayının içinde İbn Saserî, Dariya hatibi Kadı Sadreddin Süleyman b. Hilal b. Şebel elCaberî'yi naib olarak tayin etti. Daha önce bu görevde Celaleddin el-Kazvinî bulunuyordu. Ancak o hatiplikle iştigal ettiğinden dolayı hüküm verme işini yapamıyordu.
Zilkade ayının yirmidokuzunda cuma günü Kadilkudat Sadreddin Ebu'l-Hasan Ali b. Şeyh Safıyyüddin el-Hanefî el-Basravî, Ezraî'nin yerine Hanefîlerin kadısı olmak için Kahire'den Dımaşk'a geldi. Ayrıca Nuriye ve Mukaddemiye medreselerinin müderrisliği de uhdesinde bulunuyordu. İnsanlar onu karşılamaya çıktılar. Kendisini tebrik ettiler. O da Nuriye Medresesinde hüküm vermeye başladı. Atanma fermanı Emevî Camii'nin doğu tarafındaki Maksuretü'l-Kindiye de okundu. Zilhicce ayında Emir İzzeddin b. Sabure, Dımaşk divanlarının nazırlığına atanan Emir Cemalecfâin Akkuş er-Rüstenıî'nin boşalttığı Kibeliye beldelerinin genel valiliği görevine başladı. Amcası oğlu Şerefüddin'in yerine reis İzzeddin b. Hamza el-Kalanisî'nin de vekalet görevine atandığına dair sultan fermanı geldi. Ancak İzzeddin bundan hoşlanmadı.
Zilhicce ayının yirmis eki zinde saltanat naibi, İbn Teymiye'nin, bulunduğu Cüb Hapishanesinden bir mektup gönderdiği haberini verdi.
Bunun üzerine İbn Teymiye huzura çağırıldı. Huzura geldikten sonra mektubu cemaate okundu. Saltanat naibi de İbn Teymiye'yi Övmeye; ilminde , dindarlığından, şecaatmdan ve zahidliğinden sitayişle bahsetmeye başladı ve "Ben bunun gibi birini görmedim" dedi. Mektubunda İbn Teymiye hapishanede iken Allah'a yöneldiğini, hiç kimseden bir şey kabul etmediğini, sultandan para, elbise ve benzeri bağışlan almadığını, bu gibi kirlere bulaşmadığını bildiriyordu.
Zilhicce ayının yirmiye dişinde perşembe günü İbn Teymiye'nin kardeşleri Şerefüddin ile Zeyneddin, bulundukları hapishaneden saltanat naibi Salar'ın huzuruna çağırıldılar. İbn Mahluf elMalikî de huzura çağırıldı. Aralarında uzun konuşmalar cereyan etti. Şerefüddin, Maliki Kadısı İbn Mahluf a karşı aklî ve naklî deliller ileri sürdü. Bilgisiyle onu mağlup etti. Onun ileri sürdüğü batıl iddialardaki hatalarını ortaya koydu. Konu, Arş, kelam ve nüzul konusuydu.
Zilhicce ayının yirmiikisinde cuma günü Nasreddin Muhammed b. Şeyh Fahreddin, posta arabasıyla Mısır'dan Dımaşk'a geldi. Bu zat Ka-dilkudat Basravî'nin kardeşinin oğludur. Dımaşk muhtesipliğini Ce-maleddin Yusuf el-Acemîden devir almak karşılığında kızını gelin etti. Kendisine bir taylesan hil'at olarak verildi. Hü"atini giydi. Bu halde hicri 707. senesinin başında şehirde dolaştı.
Aynı senede 100.000 kadar kişi Mekke'de umre yaptı. Bu senede Şamlı hacılara Emir Rükneddin Baybars el-Mecnun hac ettirdi.

