El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altıyüzdoksansekizincî Senesi

Bu sene başında Müslümanların halifesi Hakim el-Abbasî, ülkenin sultanı Mansur Laçin, onun Mısır'daki naibi, kölelerinden Seyfeddin Mengutsmir; Şafiîlerin kadısı Takiyyüddin b. Dakiku'1-îd, Hanefîlerin kadısı Hüsameddin …

Bu sene başında Müslümanların halifesi Hakim el-Abbasî, ülkenin sultanı Mansur Laçin, onun Mısır'daki naibi, kölelerinden Seyfeddin Mengutsmir; Şafiîlerin kadısı Takiyyüddin b. Dakiku'1-îd, Hanefîlerin kadısı Hüsameddin er-Razî idi. Mâlikîlerle Hanbelîlerin kadılarına gemce bunlar, adları önceki senenin kadıları arasında zikredilen kimselerdi. Ayrıca Şam naibi, Seyfeddin Kıpçak elMansurî; Vezir Takiyyüd-ın Teybe, hatip de Bedreddin b. Cemaa idi. Şam kadıları da önceki senelerde adları zikredilen kadılardı.

Muharrem ayında Sis ülkesinde bulunan askerlerin bir kısmı has-ne cT anndan geri döndüler. Sultanın, onları azarlayıp tehdit ettiği-

aır mektubu geldi. Bu mektupta anlatıldığına göre askerlerin.

tamamı, saltanat naibi Kıpçak komutasında Sis'e doğru hareket etmiş, Özürlü veya özürsüz sefere katılmayan askerlerin asılması için sehpaların kurulduğu bildiriliyordu. Saltanat naibi Emir Seyfeddin Kıpçak, maiyetindeki askerlerle birlikte yola koyuldu. Âdet üzere ihtiyaçların karşılanmasına kolaylık sağlamak için şehir halkı da onları uğurlamaya çıkmışlardı. Saltanat naibi büyük bir debdebe ve alâyişle yola çıktı. Halk ona dua etti. Onu çok seviyorlardı. Askerler Sis ülkesine doğru yola koyuldular. Humus'a vardıklarında Emir Seyfeddin Kıpçak ve bir grup emir, Mengutemir'in aleyhlerinde bir çaba içinde bulunması yüzünden sultanın kendileri hakkında kötü düşünmeye başladığını duydular. Sultanın, çok sevdiğinden ötürü Mengütemir'in isteklerine muhalefet etmeyeceğini biliyorlardı. Emir Seyfeddin Kıpçak'ın maiyetindeki ümerâdan bir grup, Tatar ülkesine gidip kendilerini kurtarmanın çarelerini aramak hususunda anlaştılar. Kendilerine itaat eden askerlerle birlikte bunlar Humus'tan Tataristan'a doğru yöneldiler. Aralarında Kıpçak, Bezli, Bektimur es-Silahtar ve Eylî de vardı. Yola koyuldular. Askerlerin çoğu ise Dımaşk'a döndü. İşler karıştı. Halk, iyi bir insan olan Kıpçak'ın bu tutumundan ötürü çok üzülmüştü. Bu hadise bu senenin rebiyülahir ayında vuku bulmuştu. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz).