El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yediyüzaltmışbeşinci Senesi

Bu sene başında Mısır diyarının, Şam'ın, Haremeyn'in ve buralara bağlı mıntıkaların sultanı Melikü'l-Eşref Nasirüddin Şaban b. Seyyidî Hüseyin b. Sultan Melikü'n-Nasır Muhammed b. Mansur Kalavun es-Salihî idi. Henüz on …

Bu sene başında Mısır diyarının, Şam'ın, Haremeyn'in ve buralara bağlı mıntıkaların sultanı Melikü'l-Eşref Nasirüddin Şaban b. Seyyidî Hüseyin b. Sultan Melikü'n-Nasır Muhammed b. Mansur Kalavun es-Salihî idi. Henüz on yaşındaydı. Onun kontrolü altında memleketi Emi-rü'1Kebir Nizamülmülk Seyfeddin Yelboğa el-Haseki idare ediyordu. Mısır'ın kadıları, önceki senede adları anılan kimseler; Mısır'ın veziri ise Fahreddin b. Kazvinî idi.

Dımaşk naibi, Emir Seyfeddin Mengliboğa eş-Şemsî idi ki, bu zatın idaresi ve yaşantısı şükranla karşılanıyor, takdir ediliyordu. Dımaşk'm kadıları, önceki senede adları anılan kadılar; Divanlarının nazırı Sahip Saadeddin Macid; Ordu nazırı Alamüddin Davud; Sır katibi Kadı Fed-hüddin b. Şehid; Beytü'1-mal vekili de Kadı Cemakddin b, Ruhavî idi.

Bu sene başında taun hastalığı insanlar arasında hâlâ varlığını iürdürmikteydi Yalnız birag hâfıflgmi^ ve agalmıştt Allah'a hâmd el Cumartesi günü Kadilkudat Bahaeddin Ebü'1-Bskâ ü-Sübkî, İmir Yelboğa'nın çağrısı üzerine Mısır'a gitti. Gelen çağrı mektubunda onun bazı isteklerinin karşılanacağı bildiriliyordu. Kendisinden sonra Kadilkudat Taceddin hâkim ve hatip olarak muharremin ondördünde pazartesi günü posta atıyla Dımaşk'a geldi. Bunlardan Mısır'a gelmeleri emredilen Şeyh Şerefüddin b. Kadilcebel el-Hanbeli ile Şeyh Zeyneddin el-Menfelütî de Mısır'a gitmek üzere yola çıktılar.

Muharremin onu ile yirmisi arasındaki giyılerden birinde sahibimiz Şeyh Şemseddin b. Attar eşŞafıî vefat etti. Faziletli, ilimle iştigal eden keskin zekâlı bir kimseydi. Kendi yazısıyla faydalı ve güzel bir çok talikatta bulunmusJ;u^<Dımaşk Camii'nin Meşhed-i Ali b. Hüseyin tarafındaki zindanda imamlık, Emevî Camii'nde ise yöneticilik yapardı. Bu görevlerin yanı sıra medreselerde fakihlik yapmış, Vedâiye Darü'1-Ha-disinde de müderrislik görevini ifa etmişti. Vefat ederken elli yaşını geçmiş, hiç evlenmemişti.

Muharremin yirmidördünde Şamlıların hac kafilesi geri döndü. Bunlar Hicaz yöresinde bu sene de bolluk ve güvenliğin bulunduğunu övgü ve şükranla anlatıyorlardı. Allah'a hamd olsun.

Safer ayının onbirinde pazar günü sahibimiz Şeyh İmadüddin İsmail b. Halife eş-Şafiî, Fethiye Medresesi'nde ders verdi. Dersinde ayan tabakasına mensup kimselerden ve faziletli insanlardan bir grup da hazır bulundu. Derste şu ayet-i kerimeyi ele aldı:

"Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre, Allah'ın katında ayların sayısı onikidir." (et-Tevbe, 36).

Safer ayının onbeşinde perşembe günü Dımaşk şehrinde duyuru yaptırılarak; zimmîlerin küçük sarık takmaları, resmî görevlerde çalış-tırılmamaları, atlara ve katırlara binmemeleri, ancak geniş semerli merkeplere binebilecekleri, hamamlarda kendilerinin ve kadınlarının boynuna çıngırak takmaları diğerinden ayrılması için ayakkabılarından birinin renginin siyah olması emredildi. Müslümanlar bu duruma sevindiler ve bu emri verene dua ettiler.

Rebiyülevvel ayının üçünde pazar günü Kadilkudat Taceddin, Mısır diyarından Dımaşk'a geldi. İnsanlar onu karşıladılar. Selametle geri geldiğinden ötürü onu tebrik ettiler. Kadılık ve hatiplik görevine devam etmeye başladı.

Rebiyülevvelin yedisinde perşembe günü kadı sahip el-Behnesî, Dımaşk divanlarının nazırlığına atandı, bu münasebetle kendisine hil'at giydirildi ve insanlar tarafından tebrik edildi. O da kararlı ve otoriter bir eda ile görevine başladı, bir çok cihetlerde yolcular için faaliyetlerde bulundu.

Rebiyülevvel ayının onbirinde pazartesi günü, Kadilkudat Bedred-d'in b. Feth, Dımaşk'ta Şafiîlerin kadilkudathğı görevine atanmak amacıyla posta vasıtasıyla Mısır diyarına gitti, Dayısı Kadilkudat Taceddin, onun lehine bu görevden kendi rızasıyla ayrılmış ve bu makamı boşaltmıştı.

Rebiyülevvel ayının beşinde perşembe günü Babü'l-Ferec dışındaki köprünün koruma siperi yandı. Kapıdaki taşlar da yangından nasiplerini aldılar ve böylece kapı genişledi. Saltanat naibi ile büyük hacib, yangın söndürme esnasında hazır bulundular. Kale naibi ve diğer yöneticiler de oraya gelmişlerdi. Aynı günün sabahında nehrin suları yağmurların çok yağması nedeniyle aşın şekilde arttı. Sûkü'l-Hayl'in tümü sular altında kaldı ve bu sular Babü'l-Feradis dışına kadar uzandı, Yelboğa Camii'nin yanındaki tahta köprü ile Zülabiye Köprüsü de bu suların çarpması sonucu parçalandı.

Ayın onikisinde perşembe günü Hacibü'l-Hüccap Kumarı, Dârüs-saâde'deki görevinden alındı. Kadılar da ondan uzaklaştılar. Az sayıdaki insanla birlikte evine geri döndü. Halk bu duruma çok sevindi. Çünkü şer'î hükümler aleyhine bol bol ahkâm keserdi.

Bu ayın sonlarında Kadı Taceddin el-Menavî'nin Mısır diyarında vefat ettiği, yerine Kadilkudat Bahaddin b. Ebü'1-Bekâ es~Sübkfnin atandığı haberi etrafa yayıldı. Kadıaskerlik ve Beytü'1-mal vekilliği görevleri de kendisine verildi. Bu günlerde Şeyh Siraceddin el-Belkinî'nin Şeyh Bahaeddin Ahmed b. Kadilkudat es-Sübkî ile birlikte Şam Adalet Sarayında müftü olarak görevlendirildikleri duyuldu. Kendisi daha önce Şam kadılığı da yapmıştı. Daha sonra saygın ve muazzam bir şekilde Mısır diyarına döndü. Kardeşi Taceddin ise Şam'a geldi. Belkinî ile birlikte Hanefîler için adalet sarayındaki müftülüğe Şeyhâ adıyla meşhur Şemseddin b. Saiğ de atandı ve Hanefî müftüsü oldu.

Rebiyülevvel ayının yedisinde pazartesi günü Şeyh Nureddin Mu-hammed b. Şeyh Ebu Bekir Kavvam, Kasyun dağı eteklerindeki zaviyesinde vefat etti. Ertesi günü de insanlar cenazesini teşyî etmeye gittiler. Faziletli alimlerden olup Şafiî Mezhebinin fakihiydi. Babasından sonra senelerce Nasiriyetü'1-Berraniye Medresesi'nde ve Babü'l-Ferec dahilindeki Düveydarî hankâhmda ders verdi. Medreselere gider, oralarda ders verirdi. Necibiye Medresesi'nde yanımıza da gelmişti. Sünneti çok seven ve güzelce anlayanlardandı. Allah kendisine rahmet etsin.

Cemaziyelevvel ayı başında Kadilkudat Taceddin eş-Şafiî, Derbü'l-Kıbeli'de açılan medresedeki Darü'l-Hadisin şeyhliğine atandı. Burası, vakfedicisi olan Cemaleddin Abdullah b. Muhammed b. İsa et-Ted-mürfnin konağıydı. Bu zat, Emir Taz'ın üstadıydı. Burada Hanbelîler için de ders verdirdi. Müderris olarak Şeyh Burhaneddin İbrahim b. Kayyım el-Cevziye görevlendirildi. Kendisi de derste bazı Hanbelîler ile birlikte hazır bulundu. Daha sonra anlatımı burada uzun sürecek olaylar cereyan etti. Saltanat naibi, Hanbelî zabıt görevlilerini derste hazır bulundurdu. Her birinden ayrı ayrı sicilleri ve zabıtları nasıl tuttuklarını sordu. Onlar da bu hususta karışık cevaplar verince aleyhlerinde tutanak tuttu. İnsanların çoğu bunların aleyhinde çirkin sözler sarfetti-ler. Bunların tuttukları sicillerde, zabıtlarda büyük farklılıklar ve muhalefet vardı. Sonra Emir Taz'ın ailesinin burayı vakfeden Cemaleddin et-Tedmürî'den çok alacaklı olduğu anlaşıldı. Malikî kadısından, Hanbelî kadısının bu vakıfla ilgili olarak verdiği hükmü iptal etmesi istendi. Ancak o bu hususta tereddüt etti. Ayın yirmibirinde pazartesi günü kadıların dördünün de kapılarında görev yapan vekillerin azledildiklerine dair ferman okundu ve bunlar görevlerinden ayrılıp gittiler.

Cemaziyelâhir ayının sekizinde perşembe günü Birî adıyla tanınan ve Hanbelîlerin Şeyhiolan Şemseddin, Salihiye mahallesinde vefat etti. İkindiden sonra Muzafferî Camii'nde cenaze namazı kılındı ve Sefih Me-zarlığı'na defnedildi. Vefat ettiğinde seksen yaşına yaklaşmıştı.

Cemaziyelâhir ayının ondördünde Dârüssaâde Sarayında büyük bir oturum düzenlendi. Bu oturumda dört mezhebin kadıları ile bir grup müftü de hazır bulundu. Tedmuriye Medresesi sebebiyle ben de oraya çağırıldım ve oturumda hazır bulundum. Vakfedicinin yakınları da oraya gelmişler ve vakfedicinin, medresenin üçte birini kendilerine vakfettiğini iddia etmişlerdi. Hanbelî kadısı bunların iddiası üzerinde durmuş, onlara şiddetle karşı koymuştu.

Recep ayının ilk on gününde Dımaşk'ı çekirgeler istilâ etmiş, bunlar gün geçtikçe çoğalmış, her tarafa yayılmışlardı. Çevrede birçok üzüm bağı ile gölgelik ve ekin telef olmuş, büyük bir bozgun ve felâket yaşanmıştı.

Şaban ayının üçünde pazartesi günü kadılar ve Beytü'1-mal vekili, inceleme yapmak üzere Bab-ı Keysan'a gittiler, durum değerlendirmesi yaptılar. Saltanat naibi, insanların gelip geçmelerinde kolaylık sağlanması için orayı açmak niyetindeydi.