Bu sene başında Müslümanların sultanı Melikü'n-Nâsır Hasan b. Melikü'n-Nâsır Muhammed b. Melikü'l-Mansur Kalavun; Mısır'ın ve Şam'ın kadıları, önceki senede adlan anılan kadılar, Şam naibi Emir Seyfeddin îsdetmür idi. Bu zat Yelboğa el-Bahnavî'nin kardeşiydi. Sır kâtibi ise Kadı Eminüddin b. Kalanisî idi.
Muharrem ayı başında Şeyh Sslahaddin Alâî'nin, muharrem'in üçünda pazartesi gscasi Kudüs-ü Şerifte öldüğüne, ertesi gün da öğle namazından sonra Mescid-i Aksada cenaze namazının kılındığına ve Rahbe naibinin mezarlığına defin edildiğine dair haber Dımaşk'a ulaştı. Vefat ederken altmışaltı yaşındaydı. Kudüs'te ikamet ettiği süre zarfında Selahiye Medresesi'nde müderrislik yapmıştı. Üç sene süreyle de Sükkeriye Dârü'l-Hadisinde şeyhlik yapmış, eser tasnif ve te'lifat ile uğraşmış, derlemeler yapmış, hadis toplamış ve tahriç etmişti. Âli ve nazil isnadlarma, hadis cüzlerini tahric etmeye, faydalı bilgiler toplamaya dair güçlü bir istidadı vardı. Bu alanda otoriteydi. Fıkıh, lügat, arapça, edebiyat dallannda pay sahibiydi. Yazısı biraz zayıftı. Ama yine de doğru ve düzgün yazardı. Bir kaç tasnifatı vardı. Duyduğuma göre Dımaşk'taki Samsatiye hankahına bu tasnif eserlerini vakfetmiştir. Vefatından sonra Serahsiye Medresesi'nde hatip Burhaneddin b. Cemâa müderrislik ve nazırlık yapmıştır. Eski tarihlerde orayı yıktırarak daha güzel bir şekilde inşa ettirmişti.
Muharrem ayının altısında perşembe günü Berr Mütevellisi İbn Bahadır eş-Şeyrecî gözaltına alındı ve Azraviye Medresesi'ne konuldu. Kendisinin hacib Kanlan ve Kadı Hasan İle Birlikte Numan elBel-ka'dan bir şeyler talep ettiği iddia edildi Bu, onlann düşmanları tarafından ortaya atılmış bir iddia idi. Ancak bu hususta her hangi bir şey ispatlanamadı, doğrusunu Allah bilir. Sonra bir adamın fernıanlan tahrif ettiği ve uydurma fermanlar yazdığı ortaya çıktı. Bu sebeple Sarimiye Medresesi'nin müderrisi tutuklandı. Çünkü bu adam o medresede kalıyordu. Melikü'l-ümeranm huzurunda dövüldü. Aynı şekilde Şeyh Zey-neddin Zeyd el-Mağribî eş-Şafiî de yakalanıp sorgulandı. Anlatıldığına göre o da Ekriye Medresesi'ne atanmak için bir ferman uydurup yazmasını o adamdan talep etmişti. Bu yüzden Şeyh Zeyneddin de dövüldü ve saray kapısındaki hapse atıldı. Aynı şekilde Emir Şihabüddin de hapse atıldı. Şehir mütevellisi olan Emir Şihabüddin göreve atanmak için bu sahtekara bir ferman yazdırmıştı. Sır katibi bunu anlayınca durumu saltanat naibine iletti. O da kapıyı açtı ve hepsini saray kapısındaki hapse tıkadı.
Muharrem ayının onbeşinde cumartesi gecesi Dımaşk'a hacıların mektupları ulaştı. Bu mektuplarda bolluktan, ucuzluktan, güvenlikten haber veriliyordu. Hamd ve minnet Allah'adır.
Ayın yirmibirinde cumartesi gecesi akşam namazından sonra sultanın tahtırevanı Dımaşk'a girdi. Ardı sıra diğer hacılar da şehre girdiler. Çamurdan ve yakıcı sıcaktaki taşlık mıntıkalardan geçerken Hav-ran'da şiddetli bir yorgunluğa ve bitkinliğe maruz kalmışlardı. Ayrıca oradaki fitne ve kargaşa yüzünden bir çok develeri ellerinden alınmış, çok sayıda kadınları esir alınmıştı. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz)
Bu yüzden insanlar çok yorgunluk ve zahmetlerle karşılaşmışlardı.
Muharrem ayının yirmidördünde pazartesi günü uydurma fermanlar hazırlayan Sirac Ömer el-Kıftî eî-Mısrî'nin eli kesildi. Anlatıldığına göre bu genç bir adam olup çok güzel ve ustaca yazı yazarmış. Bir kafese konulup deveye bindirilmişti. Elleri kesilmiş, ama yağda dağlan-mamıştı. Bu yüzden kesik yerden kan akmaya devam ediyordu. Onunla birlikte Şeyh Zeyneddin Zeyd de ters şekilde deveye bindirilmişti. Çıp-kk vi başı açıktı. Aynı şikîlda Badir t l=Humu§î d© başka bîr daveye bindirilmişti. Ayağında mesti, sırtında kabam vardı. Bu şekilde şehirde dolaştırılıp teşhir edildiler ve: "İşte bu, sultana karşı iftira eden ve yalan ferman hazırlayanların cezasıdır." diye yüksek sesle duyuru yapıldı. Daha sonra Babü's-Sağir'de hapse atıldılar. Bundan önce saray kapısındaki hapishanede idiler. O hapishanedeyken alınıp şehirde dolaştırılmış ve teşhir edilmişlerdi. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz)
Bu konuda anlatacaklarımız burada sona ermektedir.

