El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yediyüzaltmışıncı Senesi

Bu sene başında Mısır, Şam ve buralara bağlı İslâmî beldelerinin Sultanı Melikü'n-Nasır Hasan b. Sultan Melikü'n-Nasır Muhammed b. Sultan Melikü'l-Mansur Kalavun es-Salihî; bunun Mısır'daki kadıları, önceki senede adları …

Bu sene başında Mısır, Şam ve buralara bağlı İslâmî beldelerinin Sultanı Melikü'n-Nasır Hasan b. Sultan Melikü'n-Nasır Muhammed b. Sultan Melikü'l-Mansur Kalavun es-Salihî; bunun Mısır'daki kadıları, önceki senede adları anılan kimselerdi. Dımaşk'taki naibi, Emir Alaed-din Emir Ali elMardanî; Şam'daki kadıları, önceki senede adlan anılan kimselerdi. Sadece Maliki Kadısı Cemaleddin el-Meslatî a'zledilerek yerine Şerefuddin el-İrakî atanmıştı. Baş hacib, Emir Şihabüddin b. Sübh idi. Dımaşk şehrinin hatiplerinin çoğu da önceki senede adları anılan

hatiplerdi.

Muharrem ayının üçünde çarşamba günü sabahleyin Dımaşk saltanat naibi Emir Alaeddin Emir Ali Haleb naibliğinden ayrılıp Dımaşk naibliğine gelip başladı. İnsanlar onun gelişine sevindiler. Yol ağzına giderek onu karşıladılar. Halk onun için şehrin bütün yollarında mumlar yaktı. Emir Şihabeddin b. Sübh, Suğd naibliğinden alınarak Dımaşk baş hacibliğine atanması münasebetiyle hil'at giydi.

Yirmiyedi zilhicce tarihini taşıyan bir hacı mektubu muharrem ayının onüçünde cumartesi günü Dımaşk'a ulaştı. Bu mektupta anlatıldığına göre Medine-i Nebevf ye vahşine sultanın hü'atini giydiği esnada iki fedai hücum etmişler ve sultan tahtı revaninin Medine'ye girişi esnasında onu Öldürmüşlerdi. Bunun üzerine sultanın köleleri Medine dahilindeki hacılara saldırarak mallarım yağmalamışlar, bazılarını da öldürerek şehir dışına çıkmışlardı. Bunlar askerlere karşı Medine şehrinin kapılarını kilitlemişler, bazılarını da yakmışlardı. Sultanın askerleri şehre girmiş ve halkı zalimlerin elinden kurtarmışlardı. Sultanın tahtı revanı bu ayın yirmisinde cumartesi günü adet olduğu üzere Dı-maşk'a girdi. Önünde Medine valisini öldürmüş olar/iki fedai de yürümekteydiler. Aşırı derecede Rafızî oluşundan ötürü sultan hakkında çok çirkin şeyler anlatılmıştı. Güya imkanı ve gücü olsa da Hz. Ebu Bekir'le Hz. Ömer'i, Peygamber Efendimizin hücresinden dışarı çıkaracakmış. Buna benzer daha bir çok çirkin ifadeler kullandığı söylenmişti. Çünkü bu sözleri doğru ise imanın olmadığına hükmedilir. Doğrusunu Allah bilir.

Safer ayının altısında salı günü sabahleyin baş hacib Emir Şiha-beddin b. Sübh ile oğullan -ki aynı zamanda bunlarda emir idiler- yakalanarak Mansure kalesinde hapsedildiler. Bundan bir kaç gün sonra Emir Nasirüddin b. Harbek Şihabüddin b. Sübh'u ayağından zincirli olduğu halde Mısır diyarına götürmüştü. Anlatıldığına göre yoldayken ayağındaki bu zincirler Nasirüddin tarafından çözülmüştü.

Safer ayının onüçünde pazartesi günü Trablus naibi Emir Seyfed-din Abdülgani Dımaşk'a geldi. Kaleye konuldu. Sonra onu Emir Alaed-din b. Ebi Bekir gözetim altında Mısır diyarına götürdü. Mencük'ün de sultan tarafından çağırılması üzerine Suğd şehrinden ayrılıp posta vasıtasıyla Mısır diyarına gittiği haberi Dımaşk'a ulaştı. Ancak Mısır yolundayken Gazze'ye bir beridlik mesafede beraberindeki adamlarıyla ve köleleriyle birlikte sultandan kaçıp Tih çölüne gitmişti, Gazze naibi durumdan haberdar olunca onu yakalatmak için çabalamış, ancak iş işten geçtiğinden onu yakalayamamıştı.

Bu konuda anlatacaklarımız burada sona ermektedir. Doğrusunu Alla bilir.