Bu sene başında Mısır'ın, Şam'ın, Haremeyn-i Şerifeyn'in ve buralara bağlı İslâmî beldelerin sultanı, Melikü'l-Mansur Selahaddin Mu-hammed b. Melikü'l-Muzaffer Emir Hacı b. Melikü'l-Mansur Kalavun idi. Sultan henüz yirmi yaşına varmamış bir gençti. Memleketin idarecisi Emir Yelboğa idi. Sultanın kontrolü altında görev yapmaktaydı. Mısır diyarının naibi Taşdemir, kadıları önceki senede adları anılan kişiler, vezir ise Seyfeddin Kazvine idi. Seyfeddin ağır hastaydı. Dımaşk naibi Emir Alaeddin el-Mardanî, Dımaşk'ın kadıları ise, önceki senede adlan anılan kimselerdi. Hatip, Beytü'1-mal vekili ve muhtesip ise Alaeddin el-Ensarî idi. Bu zat önceki sene bu göreve yeniden getirilmişti. Baş hacib Kumarı, alt derecedeki hacib ise Süleymanî idi, Mısırlı bir başka hacib de vardı. Sır kâtibi Kadı Nasirüddin Muhammed b. Yakup el-Halebî, Emevî Camii'nin nazın ise Kadı Takiyyüddin b. Meracil idi. Kadilkudat Taceddin eş-Şafîî'nin bana anlattığına göre kendisi bu sene başında Suğd şehrindeki Hanefî ve Şafiî kadılarını değiştirmiş, Hama, Trablus ve Suğd şehirlerinde Şafiî ve Hanefî kadıları görevlendirilmişti.
Muharrem ayının ikisinde onbeş günlük bir aynlıktan sonra saltanat naibi Dımaşk'a geldi. Ferir mıntıkasına korku salan, onlann öncülerinden bir kısım kişiyi tutuklayıp hapse attı. Kendisinin Aclon beldesindeki aşiretler üzerine de yürüdüğü haberi etrafa yayıldı. Ancak ben yanma gidip kendisine bu durumu sorduğumda o, ferir mıntıkasının ötesine gitmediğini, aşiretlerin banşıp ittifak ettiklerini, devriye askerlerin henüz orada bulunduklarını bana anlatarak şöyle dedi:
"Bedeviler Türklerin sınırına baskın yapmış, fakat Türkler onlan bozguna uğratıp onlardan çoğunu öldürmüşlerdi. Sonra Arapların bir pusu kurduklan ortaya çıkınca Türkler, Sarh vadisine akın düzenlemiş, onlan orada çembere almışlardı. Bundan sonra Arabîler kaçıp gitmişler ve Türklerden bir kişiyi dahi öldürememişlerdi. Sadece bir Türk emirini yaralamışlardı. Bedevilerden ise elliden fazla kişi öldürülmüştü."
Dımaşk hacılan muharremin ikisinde pazar günü döndüler. Sultanın kafilesi ise pazartesi gecesi yatsıdan sonra şehre girdi. Adet üzere onu karşılamaya çıkan olmadı. Çünkü kafile dönüş yolundayken Be-riz'den Dımaşk'a kadar şiddetli bir soğukla pençeleşmiş, hatta denildiğine göre bu yüzden yüze yakın kişi canından olmuştu. İnnâ hllâhi ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.) Hacılar, Hicaz bölgesinde bol miktarda ürün ve ucuzluk olduğunu, insanların güvenliğinin sağlandığını, Mekke sahibi Aclan'm kardeşi Nefse'nin ise Öldüğünü haber verdiler. Kardeşi Adil Aclan'a karşı taşkınlık ettiğinden ötürü o yörelerin insanlan Nefse'nin ölümüne çok sevinmişlerdi.

