Bu sene başında yöneticiler değişmemişti. Yine eskileriydiler. Emir Seyfeddin Salar Şam'da bulunuyordu. Dımaşk naibi ise Efrem'di. Sene başında Emir Kutlubek sahil beldelerinin naibliğinden azledilerek bu göreve Emir Seyfeddin İstedmür atandı. Şemseddin el-Aser, Mısır vezirliğinden azledildi. Seyfeddin Akbacak el-Mansurî Gazze naibliğine atandı. Onun yerine kale naibliğine, Rahbeli Emir Seyfeddin Bahadır es-Seycerî atandı.
Safer ayında Tatar elçileri Mısır'dan Dımaşk'a döndüler. Saltanat naibi, askerler ve halk onları karşıladılar.
Safer ayının ortasında Nuriye Medresesi'nin müderrisliğine Şeyh Veliyüddin es-Semerkandî'nin yerine Şeyh Sedreddin Ali el-Basravî el-Hanefî atandı. Ancak o da bu görevde sadece altıgün kaldı. Dört ders verdi. Beni Sadr Süleyman'dan sonra kendisi de vefat etti. Büyük ve salih insanlardandı. Günde 100 rekat namaz kılardı.
Rebiyülevvel ayının ondokuzunda çarşamba günü Kadilkudat Ha-tibü'l-Hutaba Şeyhü'ş-Şüyuh Bedreddin b. Cemâa, sofilerin talebi ve arzusu üzerine Şemsatiye hankâhmda oturdu. Bu hadise, Şeyh Yusuf b. Hameveyh el-Hamevf nin vefatından sonra olmuştu. Onun bu hankah-ta oturması sebebiyle sofiler sevinmişler ve çevresinde oturmuşlardı, kadilkudatlık, hatibü'l-hutabalık ve şeyhü'ş-şüyuhluk gibi üç görevi bir arada yürüten başka bir şeyh ondan önce görülmediği gibi ondan sonra günümüze kadar da görülmüş değildir.
Rebiyülevvel ayının yirmidördünde pazartesi günü Kadı Zeyned-din b. Mahluf el-Malikî'nin hükmü üzerine el-Feth Ahmed b. Sakafî, Mısır diyarında öldürüldü. Çünkü Kadı Zeyneddin onun şeriatı küçümse-diği, muhkem ayetleri alaya aldığı, müteşabih ayetlerin birbirleriyle çelişkili olduklarını söylediği, livatayı, şarapçılık ve benzeri haramları helal saydığı hususunu tesbit etmişti. Fetih, Ahmed b. Sakafî, yanında toplanan Türklerden ve diğer kavimlerden olan cahil fasıklara bu gibi haramları helal kılıyordu. Bununla beraber, onun zahiren güzel bir görünümü, ilimle iştigali, güzel kıyafetleri, elbiseleri ve fazileti vardı. Öldürülmek üzere Kâmiliye Darü'l-H adisi'nin penceresinin önüne getirildiğinde Kadı Takiyyüddin b. Dakikü'l-Id'den yardım isteyerek "Benim nasıl bir insan olduğumu biliyormusun?" dedi.
O da "Sende fazilet olduğunu biliyorum. Ancak, senin hükmünü Kadı Zeyneddin vermiştir" dedi. Kadı, valiye onun boynunu vurmasını emretti. Boynu vuruldu ve kesik başı şehirde dolaştırılıp teşhir edildi "Bu, Allah'a ve Rasûlüne dil uzatanın cezasıdır" diye duyuru yapıldı. Berzalî, tarihinde şöyle demiştir : "Bu senenin rebiyülevvel ayının ortasında Hama'dan kadı'nm mektubu geldi. Kadı bu mektubunda o günlerde Hama'nm kazalarından birinde muhtelif hayvanların suretinde iri dolu taneleri yağdığını, btrta-nelerden bazısının canavarlara, yılanlara, akreplere, kuşlara, keçilere, kadınlara, erkeklere benzediğini, aralarında ince uzun taneler de bulunduğunu, bu hususun nahiye kadısının yanında sicilde tesbit edildiği-*ıı, sonra bunun sicillerinin Hama kadısına nakledildiğini anlatıyordu. Rebiyülahır ayının onunda salı günü Zahiriye kapısının yanında S>eyh Ali el-Hüveyr idam edildi.
Çünkü o, Şeyh Zeyneddin es-Semerkandî'yi öldürdüğünü itiraf etmişti.
Rebiyülahir ayının ortasında Kadı Bedreddin b. Cemaa, Kemaled-din b. Şerişî'nin yerine Nasiriyetü'l-Cevvaniye Medresesi'nde ders verdi. Zira bu medresenin Dımaşk'taki Şafiî kadısına ait olduğu sicilde tes-bit edilmişti. Bu yüzden Kadı Bedreddin burayı İbn Şerişî'nin elinden aldı.
Cemaziyelevvel ayının yirmidokuzunda salı gün Sadr Alaaddin b Şerefiiddin b. Kalanisî, iki sene ve birkaç günlük esaretten sonra Tatarlardan kurtulup ailesinin yanma geldi. Tatarların yanında bir süre hapiste kalmış, sonra Oenâb-ı Allah, kendisine lütfedip onu kurtarmıştı. O da bundan sonra altesinin yanına dönmüş, ailesi onun dönüşüne çok sevinmişti.

