El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yediyüzdokuzuncu Senesi

Bu sene başında Müslümanların halifesi Müstekfî b. Hakim bi-Em-rillah el-Abbasî, ülkenin sultanı Melik Muzaffer Rükneddin Baybars el-Caşnigir, Mısır'daki naibi Emir Seyfeddin Salar, Şam'daki naibi Emir Akkuş el-Efrem …

Bu sene başında Müslümanların halifesi Müstekfî b. Hakim bi-Em-rillah el-Abbasî, ülkenin sultanı Melik Muzaffer Rükneddin Baybars el-Caşnigir, Mısır'daki naibi Emir Seyfeddin Salar, Şam'daki naibi Emir Akkuş el-Efrem idi. Mısır ve Şam'ın kadılarına gelince bunlar da önceki senede adları anılan kimselerdi.

Safer ayının son gecesinde Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye, Emir Mukaddemle birlikte Kahire'den İskenderiye'ye gitmek üzere yola koyuldu. Emir Mukaddem onu sultanın konağında geniş bir burca yerleştirdi. Bulunduğu yer gerçekten rahat ve genişti. İnsanlar ziyaretine geliyorlar. Kendisinden çeşitli ilimleri tahsil etmeğe çalışıyorlardı. Bundan sonra cumalara gitti. Adetini sürdürerek camilerde toplantılar yapıp vaazlar verdi. İskenderiye'ye pazar günü ulaşmıştı. On gün sonra İskenderiye'ye ulaştığına dair haber Dımaşk'a ulaştı. Halk onun için üzüldü. Caşnigir ile Şeyhi Menbicî'nin ona bir tuzak kurmasından korktular. Onun için çok dualar ettiler. Çünkü Caşnigir ile Şeyhi Menbicî, İskendi-reyeye gidişinde İbn Teymiye'ye, arkadaşlarından hiçbirinin refakat etmesine izin vermemişlerdi. Dostları onun için üzüldüler.

Çünkü düşmanı olan Nasır el-Menbicî ona zarar verme fırsatını ele geçirmişti. Ona düşman olmasının sebebi; İbn Teymiye'nin Caşnigir ile Caşnigir'in Şeyhi Nasr el-Menbicî'nin aleyhinde konuşması ve "Artık Caşnigir'in iktidarı sona erdi. Reisliği son buldu. Eceli yaklaştı" demesi; İbn Arabi ile Muridlerini eleştirmesi idi. Onu sürgüne gönderir gibi İskenderiye'ye göndermek istemişlerdi. "Ola ki İskenderiye halkından biri cür'et gösterip de suikast yaparak onu öldürür" dediler. Ama onu İskenderiye'ye göndermeleri halkın ona olan sevgisini, yakınlığını daha da artırdı. Halk, ondan yararlandı. İlim tahsil etti. Ona daha çok meyil gösterdiler, ikramda bulundular. Bu arada Şeyh Takiyyüddin İbn Teymiye'nin kardeşinin yazdığı mektup Dımaşk'a ulaştı. Mektupta şunlar yazılıydı:

"Kıymetli kardeşim, korunmuş olan İskenderiye limanına sanki ci-had nöbeti tutmak niyetiyle geldi. Allah'ın düşmanları onu buraya göndermekte kendisine, İslâm'a ve Müslümanlara tuzak kurmayı amaçlamışlardı; ama bu bizim hakkımızda uaha iyi oldu. Onlar Şeyh İbn Tey-miye'nin böylece helak olacağını zannetmişlerdi. Ama kötü maksatları geri tepti. Her bakımdan beklediklerinin aksi durumlarla karşılaştılar. Allah katında ve arif insanlar nezdinde yüzleri karardı. Hasret çekmeye, pişman olmaya, yaptıklarından ötürü eseflenmeye başladılar. Bütün İskenderiye halkı kardeşim İbn Teymiye'ye yöneldi. Ona saygı, gösterdiler. O da her zaman Allah'ın kitabını ve Rasûlunun sünnetini, gözleri doyuracak, müminlerin gözünü aydınlatacak derecede yayıyor; bu da düşmanların boğazına bir düğüm gibi çöküyor. İskenderiye'de yumurtlayan, yavrulayan, fırkaların ve Arapların yolunu saptıran bir İb-lis'e rastlandı.

Ama Cenâb-ı Allah'ın, kardeşim şeyhi oraya getirmesi sebebiyle onların düzeni bozuldu. Adamları tarumar oldular. Sırlan açığa çıktı. Perde aralandı. Rezil rüsvay oldular. Onların çoğundan tevbe etmeleri istenildi. Reislerinden biri de tevbe etti. Müminlerin avam ve havasının emir, kadı ve fakihlerinin, müftü ve şeyhlerinin, müctehidler cemaatinin huzurunda -sadece cahil zelil ve alçak kimseler hariç- Şeyh İbn Teymiye'nin sevgisi, saygısı karşı konulmaz bir hüküm gibi yerleşti. Sözü kabul edildi emir ve yasaklarına uyuldu. Allah'ın kelimesi böylece Allah ve Rasûlunun düşmanlarına karşı yüceldi. Allah ve Rasûlunun düşmanları gizli aşikâr lanetlendiler. Hem de her yerde ve adlarıyla lanetlendiler. Yerinde çöküp kalan Nasr el-Menbicî'nin yanında da bu durum gerçekleşti. Kelimelerle ifade edilemeyecek derecede korkuya kapıldı.

Alçalıp zillete maruz kaldı......"

Bu mektupta daha bir çok sözler söyleniyor ve durumlar anlatılıyordu.

Kısaca demek istediğimiz şudur ki; Şeyh Takiyyüddin İbn Teymi-ye, iskenderiye liman şehrinde sekiz ay ikamet etti. İkametgahı geniş, güzel ve temiz bir kale burcuydu. İki penceresi vardı. Pencerelerden biri deniz tarafına diğeri de şehir tarafına bakıyordu. İsteyen herkes ziyaretine gidiyor, devlet büyükleri, fakihler ve ayan tabakasına mensup kimseler yanına gidip geliyorlardı. Kendisinden ilim tahsil ediyorlar, yanında kitap okuyorlar ve istifade ediyorlardı. O da rahat bir yaşam sürüyor rahat ve huzur içinde günlerini geçiriyordu.

Rebiyülevvel ayı sonlarında Menbicî'nin tavsiyesi üzerine -İbn Teymiye taraftarı olmakla suçlananŞeyh Kemaleddin b. Zemlekanî, Maristan nazırlığından azledildi. Yerine Şemseddin Abdulkadir b. Hatirî atandı.

Rebiyülahir ayının üçünde sah günü Mısır'da Hanbelîlerin kadılıgına Mısır Şeyhti' 1-Hadisi Şeyh İmanı, Hafız Sadeddin Ebu Mahmut Mes'ud b. Ahmet b= Mes'ud b. Zeyneddin el-Harisî atandı. Daha önce bu görevde bulunan Kadı Şerefüddin Ebu Muhammed Abdülgani b. Yahya b. Muhammed b. Abdullah b. Nasr b. Ebu Bekir el-Harranî vefat etmişti. Cemaziyelevvel ayında Sultan Muzaffer'in buyruğu ve fermanı sahil beldelerine gönderildi. Bu fermanda içki içmenin yasaklanması, meyhanelerin yıkılması, meyhanecilerin ve içkicilerin sürgün edilmesi yetkililere emrediliyordu. Emir yerine getirildi. Müslümanlar buna çok

sevindiler.

Cemaziyelahir ayı başında Dımaşk'taki Hanbelîlerin kadılığına Şeyh Şihabeddin Ahmed b. Şerifüddin Hasan b. Hafız Cemaleddin Ebu Musa Abdullah b. Hafız Abdülgani el-Makdisî'nin atandığına dair ferman postayla geldi. Daha önce bu görevde Taki Süleyman b. Hamza bulunuyordu. Bu zat, Melik Nasırın tahttan inişini diline doladığı onun kendi iradesiyle, değil zorla tahttan indirildiğini söylediği için -ki bu söyledikleri doğruydu- görevden azledilmişti.

Cemaziyelahir ayının yirmisinde divan nazırlığına Rüstemî'nin yerine Emir Seyfeddin Bektimur elHacibî'nin atandığına dair ferman postayla Dımaşk'a geldi. Ancak Emir Seyfeddin bu görevi kabul etmedi. Yine aynı postayla Emir İzzeddin Ahmed b. Zeyneddin Muhammed b. Ahmed b. Mahmud İbn Kalanisî'nin hazine nazırlığına atandığına dair ferman da geldi. Bu zat mezkur göreve başladı. Kendisinden önce anılan görevde bulunan şehir muhtesibi Basravî azledildi.

Yine bu ayda Kadilkudat Bedreddin b. Cemaa, Sufilerin talebi üzerine Kahire'de Saidü's-Suada Şeyhliği görevine başladı. Cuma günü yanlarında bir kez hazır bulunması sebebiyle kendisinden hoşlanmış-lardı. Daha önce bu görevde bulunan Şeyh Kerimüddin el-Eykî azledildi. Çünkü o, Saidü's-Suada hankâhmdaki şahitleri oradan uzaklaştır-mıştı. Bu yüzden kendisine karşı harekete geçtiler. Dine sığmayan bazı suçları olduğunu dilekçeyle ilgili makama bildirdiler. Şikâyetçi oldular. Bu sebepten o da bu görevden uzaklaştırıldı. Halka yaptığı, yoluna geldi. Zira bu kişi, Şeyhü'l-İslâm İbn Teymiye'ye karşı harekete geçmiş, ona iftiralarda bulunmuştu. Oysa kendisi cahil ve takvası az bir kimseydi. İşte bu iftirası yüzünden Cenâb-ı Allah onu kendi arkadaşları ve dostları vasıtasıyla rezil rüsvay etti. Bu da onun yaptığının tanı karşılığı olan bir ceza idi.

Receb ayında Dımaşk'ta korkular çoğaldı insanlar şehir dışından içerilere doğru akın ettiler. Bunun sebebi de şuydu : Sultan Melikü'n-Nasır Muhammed b. Kalavun, Dımaşk'a gelmek üzere Kerek'ten yola çıkmıştı. Tekrar tahta geçmeyi istiyordu. Ümeradan bir grup onunla ittifak kurmuşlar, gizlice mektup yazarak kendisinin samimi yandaşları olduklarım bildirmişlerdi. Mısırlı ümeradan bir grup da onun tarafına geçmişlerdi. İnsanlar Dımaşk naibi Efrem'in Kahire'ye gitmiş olması ve büyük kitlenin onunla birlikte olması yüzünden tedirgin oldular. Şehrin kapılarını kuşluk vaktine kadar açmadılar. İşler karman çor-man oldu. Kadılar ve ümeranın çoğu sarayda toplanarak Melik Muzaffer'e beyitlerini yenilediler. Cumartesi günü akşama doğru şehrin kapıları kilitlendi. Babü'n-Nasır önünde bulunan insanlar izdiham meydana getirdiler ve büyük bir yorgunluk ve bezginlik meydana geldi.

Köyden gelen insanlar sebebiyle şehirde kalabalık meydana geldi. Melik Nasır'ın Human'a ulaştığına dair haber postayla Dımaşk'a ulaştı. Şam naibi bundan rahatsız oldu. Melik Nasırla savaşacağını ve şehre girmesine engel olacağını bildirdi. Emir Rükneddin Baybars el-Mecnun ile Baybars el-Alemî onun yanma gittiler. Ona iltihak ettiler. Başhacib Emir Seyfeddin Bektimur da yanına giderek geri dönmesini önerdi ve Mısırlılarla savaşacak gücü olmadığını söyledi. Emir Seyfeddin Bahadır da yanma gidip aynı öneride bulundu. Sonra receb ayının beşinde salı günü Dımaşk'a döndü. Sultan Melik Nasırın Kerek'e döndüğünü halka bildirdi. İnsanlar sakinleştiler. Saltanat naibi saraya döndü. İnsanların bir kısmı evlerine döndü. Nizam sağlandı.