El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yediyüzkırkbeşinci Senesi

Bu sene başında Mısır, Şam ve buralara bağlı mıntıkaların Sultanı Meliküssalih b. İsmail b. Sultan Melikü'n-Nasır Muhammed b. Meli-kü'1-Mansur Kalavun idi. Bunun Mısır diyarında ve Şam mıntıkasında-ki kadıları önceki …

Bu sene başında Mısır, Şam ve buralara bağlı mıntıkaların Sultanı Meliküssalih b. İsmail b. Sultan Melikü'n-Nasır Muhammed b. Meli-kü'1-Mansur Kalavun idi. Bunun Mısır diyarında ve Şam mıntıkasında-ki kadıları önceki senede adları anılan kadılar; Mısır'daki naibi Hacı Seyfeddin, veziri ise önceki senede adı anılan veziri, has nazın Kadı Me-kinüddin, ordu nazırı Kadı Alemüddin b. Kutup, muhtesibi önceki senede adı anılan kişi, divan başkanı Alemüddin en-Nasırî, vakıflar idaresinin başkanı Emir Hüsameddin en-Necibî, Beytü'1-mal vekili Kadı Alaeddin Şernuh, Hazine nazın Kadı Takiyyüddin b. Ebu't-Tib, diğer yöneticiler ve nazırlara gelince bunlar da önceki senede adlan anılan kimseler idi. Meclis katibi, Kadı Bedreddin b. Fadlullah idi. Bu aym zamanda sır kâtibi idi. Diğer kadılara gelince bunlar da şu kimselerdi: Eminüddin b. Kalanisî, Şihabüddin b. Kayseranî, Şerefüddin b. Şemseddin b. Şihap

Mahmud ve Alaeddin Şernuh.

Muharrem ayının ilk günü cumartesiydi. O zamanda Kerek kalesinin etrafındaki kuşatma halen devam etmekteydi. Kerek şehri ise ele geçirilmiş ve oraya Mısır diyarından gelen Emir Seyfeddin Kubliye naib olarak tayin edilmişti. Mısır diyarından ve Dımaşk'tan gelen süvari birlikleri ise kaleyi kuşatma altında tutmaktaydılar. Nasır Ahmed b. Nasır, kaleyi teslim ve sultanın emri altına girmeye, kardeşine itaat etmeye yanaşmıyordu. İşler iyiden iyiye fenalaştı. Savaş uzadı. Bu yüzden bir çok ihsan öldürüldü. Askerden ve Kereklilerden çok zayiat verildi. İş artık inşallah hayra doğru yönelmişti. Bundan bir kaç gün önce Kerek kuşatmasının ilk zamanlarında esir düşmüş olan Emir Seyfeddin Ebu Bekir b. Bahadır As ve Nasır Ahmed'in kölelerinden bir topluluk Kerek kalesinden kaçmıştı. Nasır Ahmed b. Nasır, bunları Şehip Ahmed'i öldürmekle suçlamıştı. Kendisi Şehip Ahmed ile çok ilgilenir, onu çok severdi. Askerler, Ebu Bekir b. Bahadır As'ın kaleden inip Nasır Ahmed b. Nasır diyarına saygın bir kişi olarak gitti. Bu esnada mancınıkların üçü de şehirde kurulmuş olup kaleye yöneltilmiş ve geceli gündüzlü kaleyi dövüyorlardı. Ama kalenin surlarına hiç tesir edemiyorlar di. Sonra kuşatmanın gevşediği söylendi. Ama bununla birlikte kaleye ne bir erzakın, ne de kalede ikamet etmeye yarayacak bir şeyin içeri bırakılmasına asla müsaade edilmiyordu. Akıbeti hayır eylemesi ancak Allah'tan dilenir,

Safer ayının yirmibeşinde çarşamba günü Kerek'ten acele poata geldi ve Kerek kalesinin fethedildiği haberini, kale kapısının yakıldığını, Emir Ahmed b. Nasır'm cemaatının eman dilediklerini, Emir Ahmed'in zincire vurulmuş olarak posta vasıtasıyla Mısır diyarına sevkedüdiğini haber verdi. Günlerden de safer ayının yirmiüçü olan pazartesi günü olup vakitte öğlen sonrasıydı. İşlerin akıbetini belirlemek Allah'a aittir.

Rebiyülevvel ayının dördünde cuma sabahı kalede sevinç davulları çalındı. Kerek'in fethine olan sevincinden, idarenin bütünüyle eline geçişinden ötürü Sultan Melikü's-Salih'in emri üzerine şehir süslendi ve süsleme işi rebiyülevvel ayının yedisine, pazartesi gününe kadar devam etti. O günün öğle vakti sonrasında süslemelerin nihayete ermesi ve süslerin kaldırılmasına dair karar çıktı. Bunun üzerine halkın bir çoğu tedirgin oldu. Ahmed'in kuvvetlendiği ve yanındaki emirlerin kendisine bey'at ettikleri haberi etrafi sarstı. Oysa gerçek böyle değildi. Rebiyülevvel ayının onüçünde pazar sabahı Kerek'ten gelen askerler ve tabıl-hane görevlileri Dımaşk'a girdiler. Ahmed b. Nasır'ın idam edildiği haberi her tarafa duyuruldu.

Rebiyülevvel ayının onbirinde cuma günü Emevî Camii'nde uzun süreden beri Mısır diyarının şeyhi olan Eminüddin Ebu Hayyan'm cenaze namazı kılındı. Mısır'da doksanbir yaşından beş ay almış iken ömrünü noktalayıp vefat etti. Sonra rebiyülâhir ayında Sultan Ahmed'in Öldürülüp başının koparıldığı ve ellerinin kesildiği, sonra da cesedinin Kerek'e defnedildiği ve kesik başının kardeşi Melikü's- Salih İsmail'e götürüldüğü, rebiyülâhir ayının yirmidördünde bu kesik başın Melikü'sSalih'in önüne bırakıldığı haberi etrafa yayıldı. İnsanlar buna çok sevindiler.

Şeyh ahmed es-Zer'î, Sultan Melikü's-Salih'in yanma gitti, zulümlerin ortadan kaldırılması, ağır vergilerden vazgeçilmesi, tabılhanenin Emir Nasırüddin b. Bektaşa verilmesi, Dımaşk kalesinde ve diğer yerlerde mahpus bulunan emirlerin salıverilmesi gibi isteklerde bulundu. Sultan da onun bu isteklerinin tamamını kabul etti. Bu hususta otuz küsur ferman yazdı.

Rebiyülâhir ayının sonunda Şeyh Ahmed'in, Sultan Melikü's-Sa-lih'ten istediği hususların kabul edildiğine dair fermanların tamamı ya da çoğu imzalanmış olarak Dımaşk'a geldi. Selahaddin b. Melikü'l Kâmil ve Emir Seyfeddin Bellu rebiyülâhir ayının bitiminde perşembe günü hapisten salıverildiler. Sonra haksızlıkların çoğundan vazgeçildi ve işler yoluna girdi.

Rebiyülâhir ayında Babü'l-Ferec dışında bir minare yapıldı. Daha önce eski bir ev olan ve Hanefî'ler için bir medrese ve mescide dönüştürülen medresenin açılışı yapıldı. Burada bir abdeathane ve namazgah da yapılmıştı. Bütün bunlar, haciblerden Emi?'Seyfeddin Toktan el-Halilî tarafından yaptırılmıştı. Bu gün Kassain'di onun adıyla bilinen konağı da o yeniletmişti. Cemaziyelâhir ayının onunda pazaratesi gecesi sahibimiz muhad-dis Takiyyüddin Muhammed b. Sadreddin Süleyman el-Caberî vefat etti. Bu zat, Şeyh Cemaleddin el-Mizzfnin kızının kocası, Şerefüddin Abdullah ile Cemaleddin İbrahim'in ve diğerlerinin de babasıydı. Medreselerde fakihlik, saatin altındaki yerinde şahitlik ve benzeri görevler ifa etmişti. Hadis kıraatmda ve Arapça ilminde cidden üstünlüğü vardı. Güzel nazımları da vardı. Ölümünden iki veya üç gün önce odasına kapanmış ve mezkur gecede, gece yansında vefat etmişti. Yatsıdan sonra o gece ben de yanında bulundum. Benimle konuştu. Gülüştü. Hafif ruhluydu. Sonra gecenin kalan kısmında vefat etti. Allah rahmet etsin

Receb ayının yirmi ikisinde cuma günü Kadı İmadüddin b. İzz el-Hanefî, Şeyh Necmeddin Ali b. Davud el-Kofçazî'nin kendisine devretmesinden dolayı Tengiz Camii'nde hutbe irad etti. Burası Babü'n-Nasr haricindeki bir camii idi. Saltanat naibi Emir Seyfeddin Tuğur demir de mezkur camiye gelip hutbesini dinledi.

Receb ayının yirmidokuzunda cuma günü kadı, imanı, alim Cela-leddin Ebü'l Abbas Ahmed b. Kadilkudat Hüsameddin er-Rumî el-Henefî vefat etti. Cuma namazından sonra Dımaşk mescidinde cenaze namazı kılındı. Cenaze merasiminde kadılar ve ayan sınıfına mensup kimseler hazır bulundular. Hatuniyetü'l Cevaniye Medresesinin yakınındaki Zerdgaş'ın yanında yaptırmış olduğu medreseye defnedildi. Babasının Mısır diyarında görevde bulunduğu zamanlarda kendisi de Hanefîlerin kadilkudatlığı görevinde bulunmuştu. Hicretin 651. senesinde doğmuş, babasıyla birlikte Şam'a gelmiş ve orada ikamete başlamışlardı. Sonra Melik Mansur Laçin başa geçince babasını Mısır diyarının kadılığına, kendisini de Şam kadılığına atamıştı. Diğer duyu organlarından ve gücünden ömrünün sonuna kadar yararlanmıştı, ilim müzakereleri yapar, diğer konularda sohbetler düzenlerdi.

Şaban ayının yirmidördünde çarşamba günü Tengiz Camii'nin hatibi ve Zahiriye Medresesi'nin müderrisi Şeyh Necmeddin Aîi b. Davud el-Kofçazî vefat etti. Vefatından önce Zahiriye Medresesi'nin müderrisliğini Kadı İmadüddin b. İzz el-Hanefiye bırakmıştı. Mezkur camiide ve aynı günde öğlenden sonra cenaze namazı kılındı. Ayrıca Babü'n-Na-sır'da, Cerrah Camii'nde de cenaze namazı kılındı. İbn Şeyrecî Mezarlı-ğı'nda babasının mezarının yanına defnedildi. Defin esnasında kadılar ve ayan tabakasına mensup kimseler de hazır bulundular. Nahivde üs-taddı. Başka ilimlere de sahipti, ama nihayette o nahiv ve sarfta dehâ idi.

Aynı günde şeyh, salih, abid, nâsik Abdullah ed-Darir ez-Zer'î de vefat etti. Öğlenden sonra Emevî Camii'nde, Babü'n-Nasır'da ve Sufîye Mezarlığı'nda cenaze namazı kılındı ve bu mezarlıkta Şeyh Takiyyüd-din b. Teymiye merhumun mezarının yakınına defnedildi. Çokça Kur'an okurdu. Okuyuşu güzel ve sahihti. Çokça ibadet ederdi. Uzun zamandan beri insanlara Kur'an okutur ve ramazanın yirmisinden sonraki günlerde Emevî Camii'ndeki Hanbelî mihrabında onlara namaz kıldırdı. Allah rahmet etsin.

Ranıazan-ı Şerifin ikisinde cuma günü Malikîlerin sahabe mihrabının imamı abid, zahid, takvalı, ilmiyle amel eden, Şeyh Ebu Ömer b. Ebü'l-Velid el-Malikî vefat etti. Cuma namazından sonra cenaze namazı kılındı. Cenaze merasimine büyük bir kalabalık insan topluluğu iştirak etti. Vefatına, salih bir kimse olduğundan ve çokça hem de faydalı fetvalar verdiğinden insanlar çok üzüldüler. Ebü'l Kandelavi el-Malikî'nin, babasının ve kardeşinin mezarlarının yanma Mescidü't-Ta-rih yakınına defnedildi. Allah rahmet etsin. Sahabe mihrabındaki görevini oğlu yürütmeye başladı ki, yaşı henüz küçüktü. Bu göreve elverişli çağa gelişine kadar yerine başkası vekalet etti. Allah sabırlar versin, babasına da rahmet etsin.

Ramazanın altısında salı gecesinin sabahında Dımaşk'ta uzun zamandan beri misli görülmemiş derecede çok kar yağdı. İnsanlar zaten yağmura çok muhtaçtılar. Hamd ve minnet Allah'adır. Karlar evlerin damlarına çokça yığıldı. Yolları doldurdu. Damlardaki karları sokaklara attılar. Sonra yollardaki bu karların temizlenmesi için duyuru yapıldı. Çünkü yollar tıkanmış, insanlar geçimleriyle ilgili günlük işlerini yapamaz hale gelmişlerdi. Bu kar temizleme işinde çalışmaları sebebiyle fakir kimselere Cenâb-ı Allah iş imkânı yaratmış oldu. Başkaları da büyük sıkıntıya maruz kaldılar. Çok masraf yapmak mecburiyetinde kaldılar. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)

Ramazan ayının yirmiüçünde cuma günü Emevî Camii'nde Naib Alaeddin Çavlı'nın cenaze namazı kılındı. Onun biyografisinin bir nebzesi önceki sayfalarda anlatılmıştı. Allah kendisine rahmet etsin. Ramazan bayramının birinci, aynı zamanda da şevval ayının ilk gününde hatibin namazgaha ulaşmasını imkansız kılacak derecede Dımaşk'ta çok kar yağdı. Saltanat naibi de namaza gelememişti. Aksine emirler ve kadılar Dârüssaâde Sarayında toplandılar. Hatip oraya gitti ve orada onlara bayram namazını kıldırdı. İnsanların çoğu da bayram namazını evlerde kıldılar.

Zilhicce ayının yirmibirinde pazar günü Şeyh Şemseddin b. Nakip merhumun yerine Şamiyetü'1Berraniye Medresesi'nde Kadilkudat Ta-kiyyüddin es-Sübkî eş-Şafiî ders verdi. Dersinde kadılar, ileri gelen kimseler emirler ve faziletli bir grup insan hazır bulundu. Derste şu ayet-i kerimeyi ele aldı:

"Süleyman: "Rabbim! Jâerri bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; sen şüphesiz daima bağışta bulunansın" dedi." (Sâd, 35). Bu ayet-i kerimenin peşi sıra gelen diğer ayetlerden de bahsetti.

Zilhicce ayında köpeklerin Öldürülmesi hususunda fetva talep edildi. Belde ahalisinin yani Dımaşklıların bir kısmı bu hususta yazılı müracaatta bulundular. Ayın yirmibeşinde cuma günü köpeklerin şehir dışına, Babü's-Sağir dışındaki hendeğe atılmalarına dair karar çıktı, ama bunların toptan öldürülüp yakılmaları gerekirdi ki pis kokuları yüzünden insanlar rahatsız olmasınlar. Çünkü İmam Malik b. Enes'in maslahat gereği belirli bir beldede köpeklerin öldürülmesinin caiz olduğuna dair fetvası vardı. Tabii bu cevaz da imamın bunu uygun görmesi gibi bir şarta bağlanmıştır. Köpekleri öldürme yasağı bu fetvaya ters düşmemektedir. Bu sebepledir ki Osman b. Affan hazretleri de hutbesinde, köpeklerin öldürülmesini ve güvercinlerin boğazlanmasını emretmişti.