El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yediyüzkırkdokuzuncu Senesi

Bu sene başında Mısır'ın ve Şam'ın Sultam Melikü'n-Nasır Nasi-rüddin Hasan b. Melikü'l-Mansur; bunun Mısır diyanndaki naibi Emir Seyfeddin Yelboğa, veziri de Mencük idi. Kadılarına gelince bunlar İz-zeddin b. Cemaa …

Bu sene başında Mısır'ın ve Şam'ın Sultam Melikü'n-Nasır Nasi-rüddin Hasan b. Melikü'l-Mansur; bunun Mısır diyanndaki naibi Emir Seyfeddin Yelboğa, veziri de Mencük idi. Kadılarına gelince bunlar İz-zeddin b. Cemaa eş-Şafrî, Takiyyüddin el-Ahnaı el-Malikî, Alaeddin b. Türknıanî elHanefî, Muvaffaküddin el-Makdisî el-Hanbelî idi. Sır kâtibi, Kadı Alaeddin b. Muhiddin b. Fadlullah el-Ömerî, Şam naibi Emir Seyfeddin Ergun Şah en-Nasırî, baş hacib Emir Tuğurdemir elİsmailî idi. Dımaşk'taki kadılara gelince onlar da şunlardı: Kadilkudat Takiyyüddin es-Sübkî eşŞafiî, Kadilkudat Necmeddin el-Hanefî, Kadilkudat Celaleddin el-Masîatî el-Malikî, Kadilkudat Alaeddin b. Menca el-Hanbelî idi. Sır kâtibi, Kadı Nasirüddin el-Halebî eş-Şafn idi. Bu zat aynı zamanda Haleb kadıaskeri ve Haleb'teki Esediye Medrese-si'nin müderrisi idi.

Ama bununla birlikte Dmıaşk'ta ikamet ediyordu. Ülkenin etrafinda belaların meydana geldiğine dair peşpeşe haberler ortaya çıktı. Kırım'da korkunç bir durumun meydana geldiği, orada bir çok insanın öldüğü haberi Dımaşk'a ulaştı. Sonra bu bela ve musibetin Frank ülkesine sirayet ettiği, hatta Kıbrıslıların çoğunun veya buna yakın miktarının öldükleri, aynı şekilde Gazze'de de korkunç bir durumun vuku bulduğu söyleniyordu. Gazze naibinin de Dımaşk naibine gelen mütalâasında aşura gününden safer ayma kadar 10.000.000 kadar insanın öldüğü bildiriliyordu. Bu senenin rebiyülevvel ayının yedisinde cuma günü namazdan sonra Buharî okundu. Kadılar ve bir grup insanlar bunu dinlediler. Bundan sonra kurrâlar Kur'an-ı Kerim'den birer hizip okudular. İnsanlar bu bela ve veba musibetinin ülkeden kalkması için dua ettiler.

Çünkü bu hastalığın Şam mıntıkasının sahil taraflarında ve ülkenin diğer mıntıkalarında kol gezmekte olduğunu duymuşlar, bunun Dımaşk'a da sıçramasından korkmaya başlamışlardı. Allah, Dı-maşk'ı korusun ve himaye etsin. Mamafih bu hastalık sebebiyle Dı-maşk'ta da bir grup insan ölmüştü.

Rebiyülevvel ayının dokuzunda sabahleyin insanlar, Emevî Ca-mii'nin sahabe mihrabında toplandılar. Nuh suresini kendi aralarında taksim ederek 3.363 kez okudular. Çünkü bir adam rüyasında Rasûlullah (s.a.v.)'i görmüş, Rasûlullah (s.a.v.) ona bu sureyi bu miktarda okumalarını tavsiye etmişti. Aynı ayda Taun sebebiyle bir çok insan öldü. Her gün 100'den fazla insan ölüyordu. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.!)

Hastalık bir eve girince aile efradının çoğu ölmeden o evden çıkmıyordu, ama şehir nüfusunun çokluğuna göre yukarıda söylemiş olduğum 100 sayısı yine de azdır. Bu ayın bu günlerinde büyük bir topluluk oldu. Hatip de rebiyülâhir ayının altısında cuma gecesi akşam namazından itibaren bütün namazlarda veba salgınının uzaklaşması için kunut okumaya ve dua etmeye başlandı. Bu sebeple insanlar Allah'a boyun büküp yalvarmaya, huşu göstermeye tazarru ve niyazda bulunmaya, O'na yönelmeye başladılar. Bu ayda ölü sayısı cidden çoğaldı. Günde 200'deh fazla ölü gömülüyordu. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.) Ölülerin sayısı kat kat arttı. İnsanların işleri görülmez oldu. Ölüler defnedilemez oldu. Cenaze masrafları cidden ağır geliyordu. İnsanlar mutazarrır oldular. Özellikle yoksullar bu işin altından kalkamaz hale geldiler. Çünkü bir ölüyü teçhiz edip kefenlemek ve gömmek için çok masraf gerekiyordu. Saltanat naibi; naaş tahtalarının, yıkamanın ve ölüyü taşımamn bedava yapılmasına karar verdi ve bu husus rebiyülâhir ayının onaltısında pazartesi günü duyuldu.

Çok sayıda naaş tahtası vakıf olarak şehrin bir çok tarafına dağıtıldı. İnsanlar böylece biraz kolaylığa kavuştular. Ama ölülerin sayısı da gün be gün artıyordu. Yardımına baş vurulacak zat yüce Allah'tır.

Rebiyülâhır ayının yirmiüçünde pazartesi günü şehirde insanların üç gün oruç tutup dördüncü günde, yani cuma gününde Mescidü'i-Ka-dem yanına gidip toplanmaları, orada Allah'a yalvarıp yakarmaları ve bu veba salgınının uzaklaştırılmasını Allah'tan dilemeleri emredildi. Bunun üzerine insanların çoğu oruç tuttular. Camide uyudular. Geceyi ihya ettiler. Tıpkı ramazan ayında yaptıkları gibi camide geceleyin zikre başladılar. Ayın yirmiyedisinde cuma sabahı insanlar her bir yoldan çıkıp Mescidü'l-Kadem'in yanına gittiler. Yahudiler, Hristiyanlar, Sami-riler, yaşlı adamlar, acuzeler, çocuklar, yoksullar, emirler, büyükler, kodamanlar, kadılar sabah namazından sonra gelip orada toplandılar. Yüce Allah'a yalvarıp yakarmaya başladılar. Gün doğup biraz yükselinceye kadar yakarışlarını ve niyazlarını devam ettirdiler. O gün mahşeri andıran bir gündü.

Cemaziyelevvel ayının onunda perşembe günü öğle namazından sonra hatip onaltı cenazenin namazını bir defada kıldırdı, insanlar da bundan ükrüp paniğe kapıldılar, O gün veba hastalığı, şehirde ve Banliyölerinde 300'e yakın kişinin canını almıştı. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.) Namazdan sonra Emevî Camii'nde de onbeş ölünün cenaze namazı bir defada kılınmıştı. Başka bir yerde de onbir kişinin cenaze namazı bir defada kılınmıştı. Allah hepsine rahmet etsin.

Cemaziyelevvel ayının yirmibirinde pazartesi günü saltanat naibi köpeklerin öldürülmesine dair karar çıkardı. Köpekler şehrin her tarafını doldurmuşlar, çoğu kez insanlara zarar vermişler, yollarını geceleyin kesmişlerdi. Sağı solu her tarafı pislemişler, bu yüzden Dımaşk'ta bela umumi hale gelmiş ve bundan sakınmak da zorlaşmıştı. Ben de köpeklerin öldürülmesine dair varid olan hadislerden bir cüz derledim Ancak imamların, bu hadisin nesh edildiğine dair ihtilaflarını da naklettim. Hz. Ömer hutbesinde güvercinlerin boğazlanmasını ve köpeklerin öldürülmesini emrederdi. İmam Malik de İbn Vehb'den yaptığı rivayette, belirli bir beldede köpeklerin öldürülmesinin maslahat gereği olarak imamın izin vermesi durumunda caiz olacağını söylemiştir. Cemaziyelevvel ayının yirmisekizinde pazartesi günü şeyhimiz Hafız el-Mizzî'rîin oğlu Zeyneddin Abdurrahman, hocası olduğu Nuriye Darü'l-Hadisinde vefat etti. Sufîye Mezarlığı'nda babasının mezarına defnedildi.

Cemaziyelâhir ayının ortalarında Ölümler çoğaldı. Çok insan öldü. Yardımına baş vurulacak olan zat Yüce Allah'tır. Havastan ve avamdan tanıdığımız ve tanımadığımız bir çok insan vefat etti. Allah hepsine rahmet etsin ve onları cennetine koysun. Yardımına baş vurulacak olan zat Yüce Allah'tır. Emevî Camii'nde çoğu günlerde 100'den fazla cenazenin namazı kılmıyordu. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve. O'na dönücüleriz.) Bazı ölüler camiye dahi getirilemiyor-du. Şehir çevresinde ve uzak mıntıkalarda ise ölenlerin sayısını ancak Aziz ve Celil olan Allah bilir, Allah hepsine rahmet etsin, amin.

Cemaziyelâhir ayının yirmiyedisinde pazartesi günü Sebabiye Medresesi'nin banisi gezgin tacirlerden Sadr Şemseddin b. Sabab vefat etti. Bu medrese Zahiriye yakınlarında ve Adiliyetü'lKebire Medresesi'nin kıble tarafında bulunan bir Kur'an yurdudur. Uzun zamanlardan beri burası harap vaziyetteydi. Mezkur tacir Şemseddin burayı onarıp Kur'an yurdu ve Hanbelîler için de Darü'l-Hadis haline getirdi. Burayı vakfetti. Burası için gelir sağlayacak yerleri de buraya vakıf olarak bağladı. Yüce Allah kendisine rahmet etsin.

Receb ayının sekizinde cuma günü Emevî Camii'nde namazdan sonra Kadı Alaeddin b. Kadı Şehbe'nin gıyabî cenaze namazı kılındı. Sonra kırkbir cenazenin namazı bir defada kıldırıldı. Bu cenazelerin cami içine alınmasına imkan kalmadı. Aksine bazı ölüler Babüssirr dışına götürüldüler. Hatip ile nakip de oraya giderek hepsinin cenaze namazını orada kıldırdılar. Gerçekten orası mahşerî bir yeri andırıyordu. Büyük bir ibretti. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz).

Aynı günde tacir Feridun da vefat etti. Bu zat Babü'l-Cabiye dışında Bahadır As'm türbesinin karşısındaki medreseyi yaptırmıştı. Medresenin duvarları renkli taşlardandı. Burayı Kur'an-ı Azim için bir yurt haline getirmiş ve buraya güzel gelir getirici vakıfla/bağlamıştı. Hizmeti şükranla karşılanan meşhur bir kimseydi. Allaty kendisine rahmet etsin. Makamım da âli kılsın.

Receb ayının üçünde cumartesi günü Şeyh Ali el-Mağrib'in Kas-yun'daki Efremî Camii'nde cenaze namazı kılındı. Kendisi de Sefih Me-zarlığı'na defnedildi. Allah rahmet etsin. Bu zat, Takiyyüddin b. Teymi-ye'nin arkadaşlanndandı. Abid, zahid ve takvalı bir kimseydi. Dünyada resmî bir görev üstlenmedi. Malı mülkü de yoktu, fetihlerde elde edilen ganimetlerden birazı kendisine verilir, o da bunları azar azar harcardı. Tasavvufla iştigal ederdi. Vefat edince geride bir hanımı ve üç çocuğu kaldı. Allah kendisine rahmet etsin.

Receb ayının yedisinde çarşamba günü sabahleyin Muzafferi Camii'nde Hanbelî kadısının naibi Kadı Zeyneddin b. Necih'in cenaze namazı kılındı. Kasyun Mezarlığına defnedildi. Kadılıkta şükranla anılacak şekilde görev ifa etmişti. Çok faziletleri vardı. Dindar ve abid bir. kimseydi. Şeyh Takiyyüddin İbn Teymiye'nin arkadaşlanndandı. Onunla Kadı eş-Şafıî arasında bazı işlerden Ötürü ihtilaflar meydana gelmiş sonra barışmışlardı.

Receb ayının onikisinde pazartesi günü öğle ezanından sonra Dı-maşk'a ve çevresinde havayı sarartan, şiddetli toz savuran bir fırtına koptu. Daha sonra hava karardı. Ortalık zifiri bir karanlığa büründü, insanlar bu durumda çeyrek saat kadar kalıp Allah'tan eman dilemeye, mağrifet taleb etmeye ve ağlamaya başladılar. Bununla birlikte aralarına şiddetli ve yaygın bir ölüm de sirayet etti. insanlar bu durumun, içinde bulundukları taunun sonu olacağım ümit ettiler, ama iş daha da şiddetlenmişti. Yardımına baş vurulacak olan zat Yüce Allah'tır. Emevî Camii'nde namazları kılman cenazelerin sayısı 150'yi buldu. Hatta bunu da geçti. Şehrin diğer taraflarında ölenlerin ve buraya getirilmeyenlerin, ayrıca zımmilerden de ölenlerin sayısı da bunun dışındadır. Şehrin banliyölerinde ölenlere gelince bunlar daha fazlaydılar. Hatta bir çok günlerde ölenlerin sayısının 1.000'i bulduğu söylenmektedir. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.) Aynı günde öğle namazından sonra Muzafferi Camii'nde Şeyh İbrahim b. Muhib'in de cenaze namazı kılındı. Bu zat, Emevî Camii'nde ve Tengiz Camii'nde hadis okuturdu. Meclisinde çok sayıda insan toplanırdı. Çünkü salih bir kimseydi. Faydalı ve güzel vaazlar verirdi, Kasyun Mezarlığına defnedildi. Cenaze merasimine çok sayıda insan katılmıştı. Allah rahmet etsin.

Receb ayının yirmiyedinci gecesinde yani miraç gecesinde Emevî Camii'nde dinî merasim düzenlendi. Ama ölen kimselerin çokluğundan cemaat burada toplanamadı. Ayrıca hastalan ve ölüleriyle de uğraştıklarından buraya gelme imkanını bulamamışlardı. Bu gecede bir grup insan şehir dışında çadırlarda kalmışlar ve kapılar kapanınca da şehre girememişlerdi. Adet üzere Babü'nNasır'a gelmişler, şehre girmek istemişlerdi. İki kapı arasında çok sayıda insan toplanınca çokları vefat etti. O zamanlarda cenaze merasimlerine gelen insanların çoğu merasim esnasında Ölüyorlardı. Bu da tıpkı ona benzemişti. Saltanat naibi bu durumdan hoşlanmadı, öfkelendi. Çıkıp onları orada görünce toplanmalarını emretti. Sabah olunca da gözlerine mil çekilmesini emretti. Sonra onları affetti. Fakat şehir mütevellisini şiddetle dövdürdü. Naibinin de geceleyin gözüne mil çektirdi. Babü'n-Nasır kapıcısının da gözlerine mil çektirdi ve yatsıdan sonra kimsenin dışarıda dolaşmamasını emretti. Sonra da bu hususta onlara müsamaha gösterdi.

Şaban ayı başında insanların çoğu ölüyorlardı. Şehir kokuşmuştu. İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz) Şaban ayının onüçünde perşembe günü Matraziyyîn'deki büyük Kaymiriye Medresesinin müderrisi Şeyh Şemseddin b. Salah vefat etti. Cuma gününde yani şaban ayının ondördünde aralarında şehir muhtesibi ve aynı zamanda Dmıaşk'm büyük reislerinden Kadı İmadüddin b. Şirazî'nin de bulunduğu çok sayıda cenazenin namazı kılındı. Kadı İmadüddin bir zaman Emevî Camii'nin nazırlığını ve vakıflar nazırlığını da Deruh'te etmişti. Hatta bu iki görevi aynı zamanlarda yürüttüğü de olmuştu. Namazdan sonra Kasyun Mezarlığı'na defnedildi.

Şevval ayının yirmisinden sonra naib Emir Karaboğa Düveddar, Hakr- i Simak batısındaki evinde vefat etti. Evinin yanında kendisi için bir türbe ve bir de mescit yaptırmıştı. Evinin yanındaki yeni pazarı da kendisi yaptırmış ve burası için biri doğuda, diğeri de batıda olmak üzere iki kapı yaptırmış, kıymetli bir yerde bulunduğundan ötürü bu çarşıya çok para sarfetmişti. Ancak daha sonra buraya ihtiyaç kalmadığından buradaki dükkanlar terkedilip harabeye döndü. Cenaze namazında emirler ve kadılar da hazır bulundular. Oradaki türbesine defnedildi. Geride çok miktarda mal ve eşya bıraktı. Bunları saltanat naibi olan mahdumu aldı.

Zilkade ayının yedisinde salı günü Emevî Camii'nin hatibi Taced-din Abdürrahim b. Kadı Celaleddin Muhammed b. Abdürrahim el-Kazvinî, Darü'l-Hitabe'de vefat etti. İki gün kadar hasta yattı ve diğer insanlara isabet eden tauna yakalandı. Aile efradının tamamı cariyeleri ve çocukları da aynı şekilde öldüler. Kendisinden iki gün sonra kardeşi Sadreddin Abdü'l-Kerim de vefat etti. Hatip Taceddin'in cenaze namazı, aynı günde öğlen namazından sonra Babü'l-Hitabe'de kılındı ve Suriye'deki aile mezarlığına babasının ve kardeşleri Bedreddin Muhammed ile Cemaleddin Abdullah'ın yanma defnedildi. Allah hepsine rahmet etsin.

Zilkade ayının dokuzunda perşembe günü hatiplik sebebiyle kadılar ve müftü olan bir çok fakih, saltanat naibinin yanında toplandılar. Şeyh Cemaleddin b. Mahmud b. Cümle de bu meclise çajğırıldı. Saltanat naibi onu hatipliğe tayin etti. Yürütmekte olduğu bazı görevleri elinden alarak başkalarına dağıttı. Kadı Bahaeddin Ebü'1-Beka da Zahiriyetü'l-Berraniye Medresesi'nin müderrisliğine atandı. Elindeki diğer görevleri alınıp başkalanna taksim edildi. Elinde hatiplikten başka görevi kalmadı. O günde insanlara Öğle namazım kıldırdı. Daha sonra cuma günü sabahleyin kendisine hil'at giydirildi ve cuma günü insanlara namaz kıldırıp kural gereği hutbe irâd etti.

Arafe gününde -ki bu aynı zamanda cumartesi günü idi- Kadı Şiha-büddin b. Fadlullah vefat etti. Bu zat, Mısır'da ve Şam'da sır katipliği yapmıştı. Daha sonra bu görevden azledilmiş ve başka bir göreve atanmadan vefat etmiş, geride çok miktarda mal ve mülk bırakmıştı, reis ve zengin bir kimseydi. Kasyun Mezarlığı'nm Rükniye'ye yakın doğu kısmında muazzam bir konak yaptırmıştı. Kendisine inşa katiplerinin reisliği verilmişti. Zamanında Kadı Fadıl'a benziyordu. Çok güzel ifadelerle yazılmış eserleri vardır. Müzakeresi güzel, hazır cevap, hafızası sağlam, dili fasih, ahlakı güzel bir kimseydi. Alimleri ve yoksulları severdi. Vefat ederken elli yaşını aşmamıştı. Babü'l-Feradis dahilindeki evlerinde vefat etti. Cenaze namazı Emevî Camii'nde kılındı. Yağmuri-ye Medresesi yakınına kardeşinin ve babasının yanma Sefih Mezarlı-ğı'na defnedildi. Allah kendisini bağışlasın ve affetsin.

Aynı günde Şeyh Abdullah b. Reşik el-Mağribî de vefat etti. Bu zat, şeyhimiz allame İbn Teymiye'nin eserlerini tasnif eden ve yazan bir kimseydi. İbn Teymiye'nin yazısından daha güzel yazardı. İbn Teymiye'nin gözünden bir şey kaçacak olursa bu ona hemen uyanda bulurdu. Seri yazardı ve yazısında hata olmazdı. Dindar ve abid bir kimseydi. Çokça Kur'an okurdu. Güzelce namaz kılardı. Çoluk çocuğu vardı, vefat ederken borçluydu. Allah rahmet etsin ve onu bağışlasın, amin.