Bu sene pazar günü ile başladı. Sene başında İslâm ülkesinin; yani Mısır'ın, Şam'ın ve buralara bağlı mıntıkaların Sultanı Melik Mansur Seyfeddin Ebu Bekir b. Melik Sultan Nasır Nasirüddin Muhammed b Sultan b. Melik Mansur Seyfeddin Kalavun es-Salihî; Şam naibi Emir Alıtsddin Tanboğa; Şam'ın v§ Mısır'ın kadılarına gilinag, bunlar da öa« askl giaidi adlan iml&a tanelerdi. Diğsr g örsvltris başında bulunan kf İse değişmemişlerdi. Sâd§g§ halife Hakim liemrillâh'ffl y§rin§ haş-kail ppıişti.
Muharrem ayında laürülmü'mifiifl Ibü'l-K&gim Ahmtd h. Müstekâ Büteh Ibu Bıbî Süleyman §l=Âfeb&§î'y§ hilafet bey'atı yapıldı! Ymi halifi siyahlar fiyiaerek M©lik Mansur'la berata memleket tahtı» na eturdu, O gün halife, beliğ v§ fadh bir hutb© irâd itti. Hutbeiinde öğütler vsrdi. iyiliği emredip kötülükleri yasakladı. Bir grup ümerâya ve ayan tabakasına msnsup kimselere hil'at giydirdi. O gün mahşsrî bir gündü. Halife Ebü'l-Kasım, babası tarafından veliahd olarak atanmıştı. Ancak Nasır ona bu imkânı vermemiş, yerine Ebu îshak İbrahim'i atamış, ve ona Vasık Billah lakabını takmıştı. Ebu îshak İbrahim, Ebu Rebî'nin kardeşinin oğlu idi. Kahire'de sadece bir cuma onun adına hutbe okundu, sonra Mansur, onu azletti ve sözünü ettiğimiz Ebül-Kasım'ı hilafete geçirdi ve kendisine Müstansır lakabım taktı.
Muharrem ayının sekizinde pazar günü akşam vakti, Emir Seyfeddin Biştek en-Nasırî tutuklandı. Daha önce Şam naibliğine atandığına dair ferman yazılmış, bu münasebetle kendisine hil'at giydirilmiş, eşyaları da bineklere bindirilerek yola sevkedilmişti. Kendisi de vedalaşmak üzere Melik Mansur'un yanma gitmiş, Melik Mansur ona iyi muamele etmiş, hoş geldin diyerek yanına oturtmuş, yemek getirterek beraberce yemişlerdi. Melik Mansur, ayrılacağı için ona üzüldüğünü bildirmiş ve, "Beni yalnız bırakıyorsun" demişti. Sonra vedalaşmak için ayağa kalkmış, Biştek de önü sıra sekiz adım kadar ilerlemişti. Bu sırada üç asker ona doğru ilerlemiş, üzerine hücum etmişlerdi. Biri bıçağıyla onun kılıcım kınından koparmış, diğeri elini ağzının üzerine koymuş, üçüncüsü de omuzlarından yakalamış ve onu sultanın huzurunda bağlamışlardı. Bundan sonra Emir Seyfeddin kayıplara karışmış ve nereye gittiği halk tarafından bilinememişti. Sonra kölelerine, "Gidin Emirin bineğini buraya getirin, o bu gece sultanın yanında kalacaktır" buyurmuşlardı. Sultan memleket tahtında oturuyordu. Sabah olunca bir grup ümeranın tutuklanmasını, ayrıca devlet erkânından da dokuz büyük emirin yakalanmasını emretti. Biştek'in malına, mülküne ve eşyalarına el konuldu. Anlatıldığına göre, Bişkek en-Nasirî'nin 1.000.000 altın dinarı ile 700.000 dinarı vardı.

