El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yediyüzonsekizinci Senesi

Bu senede Müslümanların halifesi ve sultanı Önceki senede adları anılan kimselerdi. Kadılar ve naibler de değişmemişti. Sadece Dı-maşk'taki Maliki Kadısı Cemaîeddin ez-Zevavî'nin vefatından sonra yerine Allame Fahreddin …

Bu senede Müslümanların halifesi ve sultanı Önceki senede adları anılan kimselerdi. Kadılar ve naibler de değişmemişti. Sadece Dı-maşk'taki Maliki Kadısı Cemaîeddin ez-Zevavî'nin vefatından sonra yerine Allame Fahreddin b. Selame atanmıştı. Muharrem ayında Cezire1-den Şark beldeleri Sincar, Musul, Mardin ve o yörelerden gelen haberlerden anlaşıldığına göre o yörelerde büyük bir kıtlık ve pahalılık ile yağmurların azlığı ve Tatar korkusu hüküm sürmekteydi. Azık bulunamıyor, bulunsa da alınamayacak derecede pahalı oluyordu. Nafakalar azalmış, nimetler yok olmuş, belalar çökmüştü. Öyleki insanlar buldukları hayvanları ve leşleri yemek, çocuklarını ve aile fertlerini satmak mecburiyetinde kalmışlardı. Bir çocuk elli dirheme hatta daha ucuza satılır olmuştu. Hatta insanların çoğu Müslüman çocuklarını satın almadıkları için kadınlar, çocuklarını satabilmek ve elde ettikleri parayla yararlanmak, gıda maddesi satın alıp geçimini sağlamak, ölümden kurtulmak niyetiyle yüksek sesle "Ben Hristiyanıml" diyorlardı.İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve Ö'na dönücüleriz).

Gerçekten anlatımı burada uzun sürecek ve nitelemesi kulakları rahatsız edecek çok zorlu haller meydana gelmişti. Kıtlığa maruz kalanlardan 400'e yakın kadarı, Merağa/taraflarına göçmüşler, yoldayken üzerlerine çığ düşünce hepsi ölmüşlerdi. Bunların bir kısmı da Tatarlara katılmışlar, onlarla birlikte yola koyulmuşlardı. Akabe'ye vardıklarında Tatarlar Akabe'ye tırmanmışlar,"sonra başlarına bela olmasınlar ve kendilerine yük olmasınlar diye bunların Akabe'ye tırmanmalarına engel olmuşlar. Ve bu yüzden hepsi ölmüşlerdi. Güç ve kuvvet ancak hikmet sahibi ve Aziz olan Allah sayesindedir.

Safer ayının yedisinde pazartesi sabahı Kadı Kerimüddin Abdül-kerim b. Alem Hibetullah, sultanın bütün ülkedeki vekilhasi olarak Dımaşk'a geldi. Dârüssaade Sarayına yerleşti. Orada dört gün kaldı. Kubeybat Camii'nin yapılmasını emretti ki, buraya Kerimüddin Camii denilmektedir. Sonra Kudüs'ü ziyarete gitti. Çok miktarda sadaka dağıttı. Seferden sonra bir camii yaptırmaya başladı.

Safer ayının ikisinde Trablus'ta şiddetli bir fırtına Türkmenlerin üzerine esti. Onların çok miktardaki eşyalarını telef etti. Turali adındaki emirleri, emirin zevcesi, iki kızı, oğullarından olma iki torunu, cariyesi toplam onbir kişi öldü. Çok miktarda deve ve başka hayvanlar öldü. Çok miktardaki eşyaları ve metalan parçalandı. Mesela bir deve on mızrak boyunca havaya yükseliyor, sonra yere düşüp param parça oluyordu. Fırtınadan sonra şiddetli bir yağmur ve soğuk hava meydana geldi. Öyle ki bu yüzden yirmidört kadar köydeki ekinler telef oldu. Fırtınada Çölde bulunan insanlar evlerine dönemez oldular.

Bu senenin safer ayında Emir Seyfeddin Tugay el-Hasılî Sıfd naib-liğine atandı. Gidip orada iki ay kadar görev yaptıktan sonra tutuklandı. Sahip Eminüddin de Trablus vakıflar nazırlığına yüksek maaşla atandı. Şeyh Alemüddin dedi ki: "Bu senenin rebiyülevvel ayının ortasında perşembe günü Kadiîkudat Şemseddin b- Müslim, Takiyyüddin b. Tsymiya il© görüştü. Talakla yamin mssslüi huıusunda fatva varmgk-t©n vanp§ma§îni İbn Tsymiyg'y® tavsiyt itti, îbn T§ymiy§ di ©nun tav= iiyüifti vi öğüdünü kabul itti, Hatam vs müftülar e©mââtan gönlünü kırmamak için artık bu kenuda fitva v©rmiy§eggini bildirdi, Sonra ea* fflaziyslivvtl ayı başında sultandan bir miktup gsldi, Bu mtktupta Şgyh Takiyyüddin İbn T@ymiy§ talakla yamin atnıa mg§§laainda f©tva varmaktan man adiliyordu. Bu huıusta bir m«di§ âkdidildiğj, niieliiin, sultanın bu emrine göre karar verdiği anlatılıyordu. Bu husus şahirde ilan edildi. Sultanın mektubu gelmeden önce Kadı İbn Müslim elHanbelî bir grup büyük müftülerle toplantı yapmıştı. Müftüler, kadıya; "Talak meselesinde fetva vermemesi için Şeyh Takiyyüddin îbn Teymi-yeye tavsiyede bulun ve Öğüt ver" demişler, kadı da İbn Teymiye'ye bu hususta tavsiyede bulunmuş, İbn Teymiye de tavsiyeyi kabul etmişti. Onun amacı fitneyi ve şerri harekete geçirmemek, ortalığı sükunete erdirmekti.

Safer ayının onunda Seyfeddin Tugay'm tutuklanıp yerine Humus naibliğine Bedreddin elKaramanî'nin atandığına dair olan sultan fermanı postayla geldi.

Yine bu ayda Reşidü'd-Devle Fadlullah b. Ebi'1-Hayr b. Ali el-Hemedanî öldürüldü. Bu, aslen aktarlık yapan bir Yahudi idi. Tıpta ilerledi. Şans da kendisine yardım etti nihayet. Tatar hanı Harbenda'nm ayrılmaz bir parçası gibi oldu. Rütbesi yükseldi. Sözü geçerli oldu. Vezirlik makamına tayin edildi. Haddi evsafi belirtilemeyecek kadar mal ve mülk sahibi oldu. Saadete kavuştu. Müslüman olduğunu söylerdi. Çok faziletlere sahipti. Kur'an'ı tefsir etmiş, kitaplar tasnif etmişti. Çocukları ve büyük serveti vardı. Seksen yaşına varmıştı. Rahbe savaşında büyük yararlılığı olmuştu. O savaşta Müslümanlara faydası dokunmuş, Tatarların oniki sene sonra Şam beldelerinden ayrılıp ülkelerine dönmelerini sağlamıştı. İslâm'a karşı samimi bir alakası vardı. Ama çok kimseler onu eleştirmişler, dini yönünü kusurlu bulup suçlamışlar ve yazdığı tefsirini eleştirmişlerdi. Şüphesiz tefsirinde karışıklıklar vardır, ama kendisinde faydalı bilgiler ve salih amel yoktu. Ebu Said Tatar tahtına oturunca onu görevden azletti. Bir müddet menkup kaldı. Sonra çoban onu yanma çağırdı ve ona "Sen Sultan Harbenda'ya zehir mi içir-din?" diye sordu. O da şu cevabı verdi: "Ben daha önce son derece hakir ve zelil bir kimseydim. Harbenda'nm zamanında onun babasının iktidarı döneminde son derece azamet ve yücelik elde ettim. Hal böyle iken ben ona nasıl olur da zehir içiririm?"

Bunun üzerine Çoban, tabipleri huzura çağırdı. Onlar da ölen Harbenda'nm hastalığının evsafını anlatıp şöyle dediler : "Reşidü'd-Devle onun ishal olduğunu, içindeki mikropların temizlenmesi için kendisine nıüshil ilacını içmesini söyledi. Bu ilaç yetmiş kez ona içirilince ishal olup içi boşaldı ve Reşidü'd-Devle'nin yalnış teşhisinden dolayı Harben-da öldü"

Bunun üzerine Çoban "Şu halde Harbenda'yı sen öldürmüşsün" dedi. Reşidü'd-Devle'yi ve oğlu İbrahim'i öldürdü. Malına mülküne el koydu. Çok miktarda malı ve mülkü vardı. Vücudunun organları koparıldı. Herbiri bir beldeye gönderildi. Tebriz'e götürülen kesik başının yanında "İşte bu, Allah'ın kelamını değiştiren mel'un Yahudinin başıdır!" diye yüksek sesle duyuru yapıldı. Sonra cesedi yakıldı. Bu işi yürüten kişi Alişâh idi.

Cemaziyelevvel ayında Mısır'da Zeyneddin b. Mahluf un seksen-dört yaşında otuzüç senelik kadılık görevinin vefatla son bulması üzerine Malikîlerin kadılığına Takiyyüddin el-Ahnai atandı.

Receb ayının onunda perşembe günü sultanın fermam üzerine Se-lahaddin Yusuf b. Evhat emirlik hilatı giydi.

Receb ayının sonunda Humus şehrinin dışında büyük bir sel baskını meydana geldi ve çok şeyi tahrip etti. Sel sulan şehre de yaklaştı. Ancak hendek, şehre girmesine marii oldu.

Şaban ayında Babü'n-Nasır dışında Tengiz tarafından imar edilen caminin yapımı tamamlandı. Şabanın onunda orada cuma namazı kı-lmdı ve Necmeddin Ali b. Davud b. Yahya el-Hanefî hutbe irad etti. Bu zat Kofçazî adıyla tanınmış olup çeşitli ilimlere vakıf, ünlü ve faziletli insanlardandı. Hutbede saltanat naibi, kadılar, ayan tabakasına mensup kimseler, kurrâlar, şairler hazır bulundular. O gün görülmeye değer mahşeri andıran muazzam bir gündü.

Müteakip cumada sultan vekili Kerimüddin'in yaptırmış olduğu Kubeybat Camii'nde hutbe irad edildi. Bu hutbede de kadılar ve ayan tabakasına mensup kimseler hazır bulundular. Hutbeye büyük ve salih insanlardan, zahid, abid, takva sahibi, Allah'a yönelen güzel sesli, hal ve gidişatı hoş şahsiyetlerden Şeyh Şemseddin Muhammed b. Abdülvahid b. Yusuf b. Rezin el-Harranî el-Esedî elHanbelî okumuştu.

Ramazan ayının onbirinde Şeyh Şemseddin b. Nakip, hakim olarak Humus'a gitti. Oraya tayin edilmişti. Halk da bir arzu ve istekle onun oraya atanmasını talep etmişti. Giderken insanlar onu yolcu ettiler.

Bu ayda Silmiye'de ve Şubek'te büyük bir sel faciası meydana geldi.

Şevval ayında Berr valisi Emir Alaaddin b. Mabed idaresinde hac kafilesi yola koyuldu. Kafilenin kadısı Zeyneddin b. Kadı Halil idi. Bu zat Haîeb hakimiydi. Bu senede hacca giden meşhur şahsiyetler arasında Şeyh Burhaneddin el-Fezarî, Kemaleddin b. Serişi, Kemaleddin'in oğlu Bedreddin b. Attar da vardı. Zilhicce ayının yirmibirinde Dımaşk divan başkam Emir Fahreddin İyas el-A'serî Trablus'a Emir olarak nakledildi.

Zilhicce ayının onyedisinde cuma günü Dımaşk divanlarının nazın sahip Şemseddin Gabriyal'ın şark kapısı dışında Kuatile mahallesi yakınında Dırar b. Ez verin bitişiğinde yaptırdığı camide cuma namazı kılındı. Burada büyük, salih, abid, zahid insanlardan olan Şeyh Şemseddin Muhammed b. Tedmürî -ki bu zat Nirbanî adıyla tanınmıştır- Hutbe irâd etti. Nirbanî, Şeyhü'l-İslâm İbn Teymiye'nin arkadaşlarındandı. Hutbede Sahip Şemseddin, bir grup kadı ve ayan tabakasına mensup kimseler hazır bulundular.

Zilhicce ayının yirmisinde pazartesi günü Şeyh Şemseddin Muhammed b. Osman ez-Zehebî şevval ayında Hicaz yolunda vefat eden Kemaleddin b. Şerişi'nin yerine Ümmü Salih türbesinde ders verdi. Bu zat hadis hafızıydı. Vefat eden Kemaleddin b. Şerişî ise burada otuzüç sene şeyhlik yapmıştı. Göreve başladığı esnada Şeyh Şemseddin Mu-hammed'in yanında bir grup kadı hazır bulunmuştu. Bu dersin verildiği salı sabahında Fakih Zeyneddin b. Ubeydan el-Hanbelî de Baalbek'ten Dımaşk'a getirildi. Uyku ile uyanıklık arasında gördüğünü iddia ettiği bir rüyasından dolayı sorgulandı. Rüyasında mizacı yerinde olan bir kimsenin söylemeyeceği çok karışık sözler söylemişti. Bu sözlerini kendi el yazısıyla yazıp bana ve başka bazı arkadaşlarına göndermişti. Şafiî kadısı kendini teslim aldı canım bağışladı. Ama tazir etti. Şehirde de duyuru yapılarak bu zat fetva vermekten ve nikâh akdetmekten men edildi. Sonra serbest bırakıldı.

Bedreddin Muhammed b. Badhan'ın, vefat eden Şeyh Mecdüddin et-Tunisî'nin yerine Ümmü Salih türbesinde kıraat hocalığı görevine başladığı çarşamba sabahında yapılan törene faziletli, ayan tabakasına mensup kimseler hazır bulundular. Törende ben de hazır bulunmuştum. Bundan önce mezkur zat, Şeyh Muhammed b. Haruf el-Musilî'nin yerine Eşrefıye'de kıraat hocalığı görevini yürütmüştü.

Zilhicce ayının yirmiüçünde perşembe günü şeyh, imam, allame, hafız, hüccet, şeyhimiz ve bize faydalar veren Ebu'l-Haccac Yusuf b. Zeki Abdurrahman b. Yusuf el-Mizzî, Kemaleddin b. Şerişi'nin yerine Eş-refîye Darü'l-Hadisi'nin hocalığı görevine başladı. Başlarken yanında ekabirden hiç kimse hazır bulunmadı. Çünkü bu göreve atanması sebebiyle bazı kimseler onu kıskanmışlardı. Oysa bu zamana dek bu göreve ondan daha lâyık bir kimse atanmış değildi. Ondan alıp veremedikleri ne vardı? Yanında hazır bulunmadılar. Hazır bulunmayışları şeyhimizi yalnızlık duygusuna itmedi. Aksine onların uzakta oluşları, şeyhinıi-miz için bir ünsiyet peyda etmişti doğrusunu Allah bilir.

Hicretin Yediyüzonsekizinci Senesinde Vefat Edenmeşhur Şahsiyetler