Bu sene, çarşamba günüyle başladı. Sene başında İslâm ülkesinin yöneticileri, önceki senede adları anılan kimselerdi. Şafiîlerin kadısı yoktu. Hanefîlerin Kadısı İmadüddin et-Tarsusî, Malikîlerin Kadısı Şe-refüddin el-Hemedanî, Hanbelîlerin Kadısı Alaeddin b. Menca, Sır kâtibi Muhiddin b. Fadlullah, Emevî Camii'nin nazırı İmamüddin b. Şirazî idi.
Muharrem ayının ikisinde sultanın, Hicaz'dan gelmekte ve selamette olduğu, ülkeye vuslatının yakınlaştığı müjdesi Dımaşk'a ulaştı. Bunun üzerine müjde ve seviç davulları çalındı. Şehir süslendi. Başka bir haberci de, Emir Seyfeddin Bektimur es-Sakî ile oğlu Şihabeddin Ahmed'in hac dönüşü Mısır'a yakın bir yerde vefat ettiklerini bildirdi. Önce babası, üç gün sonra da Uyûnü'lKasab'da oğlu Şihabeddin vefat etmişti. Sonra ikisi de Kurafe'deki türbelerine nakledildiler. Bektimur'un geride sayılamayacak ve tutanak altına alınamayacak kadar çok miktarda malı, mücevheri ve eşyası kaldı.
Muharrem ayında Sahip Şemseddin Gabriyel serbest bırakıldı. Sa-fer ayında Mısır'a çağrıldı. O da posta atıyla Mısır'a gitti. Oraya gittikten sonra aile efradı göz altına alındı. Malları ellerinden alınarak Bey-tü'1-mal'a konuldu.
Safer ayının sonlarında Sklıip Eminü'1-Mülk, Gabriyel'in yerine Dınıaşk divanlarının nazırlığı görevine başlamak üzere Dımaşk'a geldi. Ondan dört gün sonra da Kadı Fahreddin b. Hüllî, Kutbeddin b. Şeyhü's-Sülâmiye'nin vefatı üzerine ordu nazırlığı görevine atanmak üzere Dımaşk'a geldi.
Rebiyülevvel ayının ortasında İbn Cümle, Dârüssaâde'de Dımaşk Şafıîlerinin kadılığına atanması münasebetiyle hil'at giydi. Sonra hil'atini giyinmiş olarak Emevî Camii'ne geldi. Oradan Adiliye Medre-sesi'ne gitti. Atanma fermanı orada âyânın huzurunda okundu. Mezkur ayın onikisinde çarşamba günü Adiliye ve Gazaliye medreselerinde ders verdi. Ayın ondördünde pazartesi günü kardeşinin oğlu Cemaleddin Mahmud, Kaymeriye'ye yeniden müderris olarak atandı. O da bundan sonra mecliste yerine naib olarak onu görevlendirdi. Sonra Adiliye'ye gitti. Orada hüküm verdi, ama bu görevi uzun süre devam etmedi. Aynı gün naiblikten azledildi. Bundan sonra yerine Cemaleddin İbrahim b. Şemseddin Muhammed b. Yusuf el-Hisbanî naib tayin edildi. Bu zat nımmetli ve nezih bir kimse olup ahkâm hususunda bilgi ve tecrübe sahibiydi.
Rebiyülevvel ayında Şihap Kurtay, Trablus naipliğine tayin edildi. Orada naiblik yapmakta olan Tablan, Gazze naibliğine, Gazze naibi de tts'a nakledildi. Atanma fermanlarım getiren kişi, bunlardan 100.000 dirhem bahşiş aldı.
Rebiyülâhir ayında Kadı Muhiddin b. Fadlullah ve oğlu, Mısır Sır katipliğine iade edildiler. Şerefüddin İbn Şihap Mahmud da önceden olduğu gibi Şanı Sır kâtipliğine döndü.
Bu ayın ortasında İmadüddin Musa el-Hüseynî, kardeşi Şerefüddin Adnan'ın geçen ayda vefat etmesi nedeniyle Nakibü'l-Eşraflığa atandı. Kardeşi Mescid-ü Dübban yanındaki aile mezarlığına defnedil-mişti. Yine bu ayda Fahr el-Mısrî, kadılığa atanması nedeniyle İbn Cümle'nin yerine Doleiye Medresesi'nde ders verdi.
Receb ayının yirmibeşinde İbn Cehbel'in geçen ayda vefatı nedeniyle Kadı Âlaeddin Ali b. Şerif, Baderaiye Medresesi'nde ders verdi. Kadı Alaeddin, îbn Vahid diye tanınıyordu. Dersinde kadılar ve ayan da hazır bulundu. O zaman ben ve Şeyh Şemseddin b. Abdülhadî ile başkaları Kudüs'te bulunuyorduk.
Bu ayda Sultan Melikü'n-Nasır, Kemankere ile taş atmayı, yayının satılmasını ve imalatının yapılmasını yasakladı. Bununla uğraşan çocuklar ahlaken bozuluyor, hatta çoğunluğu homoseksüel oluyor, fasıklı-ğa sürükleniyor ve dinî duyguları azalıyordu. Sultanın bu yasağı, Mısır ve Şam mıntıkalarında ilân edildi.
Berzalî dedi ki: sultanın, astrologların Kahire valisine teslim edilmelerine dair emri şaban ayının ortasında çıktı. Bunlar dövülerek hapse atıldılar. Çünkü kadınların ahvalini bozuyorlardı. Dördü işkence altında öldü. Bunların üçü Müslüman, biri de Hristiyandı. Bu husus Şeyh Ebu Bekir erRahbî'ye bir mektupla bildirildi.
Ramazan ayı başında Emir Fahreddin b. Şems Lü'lü'ün, Şihabed-din b. Mervanf nin vefatından sonra Dımaşk Berr Valiliği'ne atandığına dair haber, postayla Dımaşk'a ulaştı. Mekke'den yazılan bir mektup ise ramazan ayında Dımaşk'a galdi. Bu mektupta anlatıldığına göre Hicaz ülkesinde yıldırımlar düşmüş ve bu nedenle bir grup insan ölmüştü, Ayrıca çok yağmur yağdığı da mektupta anlatılıyordu.
Ramazan ayının dördünde Kadı Muhiddin b. Cemil'in Trablus Ka-dıhğı'na atandığına dair ferman posta vasıtasıyla Dımaşk'a ulaştı. Bunun üzerine Muhiddin, Trablus'a gitmek üzere yola koyuldu.
Mısır'da ikamete başlaması nedeniyle İbn Mecd Abdullah, görevden alman İsfahanî'nin yerine, Revahiye Medresesi'nde ders verdi. Ramazan ayı sonunda birbuçuk sene hapis yatmış olan Sahip Alaeddin ile kardeşi Şemseddin Musa b. Tac İshak salıverildiler.
Şevval ayının onunda perşembe günü Şamlıların hac kafilesi Emir Bedreddin b. Mabed idaresinde yola koyuldu. Kafilenin kadısı da Alaeddin b. Mansur'du. Bu zat Kudüs'teki Tengiz Medresesi'nde Hanefîlerin müderrisiidi. Hacılar arasında Sadreddin el-Malikî, Şihabüddin ez-Zahirî, Muhiddin b. Akaf ve başkaları da vardı.
Şevval ayının onüçünde pazar günü Trablus kadılığına atanmış olan İbn Cemil'in yerine Atabekiye Medresesinde İbn Cümle ders verdi.
Şevval ayının yirmisinde pazar günü Kadı Şemseddin Muhammed b Kâmil et-Tedmürî, hüküm vermeye başladı. Bu zat daha önceleri Halil kentinde hatiplik yapmaktaydı. İbn Cümle'nin yerine niyabeten atanmıştı. İnsanlar, dindarlığı ve fazileti nedeniyle onun bu göreve gelişine çok sevindiler. Zilkade ayında Tengiz, Devaddar Nasirüddin Muhammed'i tutukladı. Bu zat, Tengiz'in yanında yüksek bir mertebeye ulaşmıştı. Onu yakalayıp şiddetlice dövdü. Çok miktarda mal ve parayı elinden aldı. Sonra onu kaleye hapsetti. Daha sonra Kudüs'e sürgün etti. Aralarında Alaeddin b. Mukallid Hacibü'l-Arab'm da bulunduğu bir grup adamını dövdürdü. Alaeddin'in dilini iki kez kesti. O da öldü. Devlet düzeni değişti. Yeni bir ekip iş başına geldi. Bunların başında Hamza adında biri vardı ki, bu şahıs son zamanlarda Tengiz'in gece sohbetlerinde ve ziyafetlerinde ayrılmaz arkadaşı olmuştu. Devaddar Nasirüddin ile arkadaşları ve tabileri ise gözden düşmüşler, nimetten yoksun kalmışlardı.
Zilkade ayının yirmisekizinde salı günü sultan tarafından gönderilen Abanoz görünüşlü demir kapı, Ka'be'ye takıldı. Üzerinde 35.300 dirhem ağırlığında gümüş tabaka vardı. Eski kapı yerinden söküldü. Saç denen bir tahtadan yapılmıştı. Onun üzerinde de gümüş levhalar vardı. Benî Şeybe kabilesi bunu teslim 'çildi. Ağırlığı altmış rıtıldı. Her dirhemini iki dirheme sattı. İnsanlar dalardım niyetiyle bunu fazla fiyata satın aldılar. Tahtadan yapılmış olan eski kapı Ka'be'nin içinde bırakıldı. İki kanattan oluşan bu kapının bir kanadında Yemen hükümdarının adı, diğerinde ise şu ibare yazılı idi:
"Ey Allah'ım, ey dost, ey yüce! Yusuf b. Ömer b. Ali'yi bağışla."

