Bu sene başında yöneticiler, önceki senedekilerin aynı idiler. Safer ayında Şeyh Kemaleddin b. Şerişî, Emevi Camii'nin nazırlığına atandı. Kendisine hil'at giydirildi. Güzel bir törenle göreve başladı. İnsanlar arasında ayırım gözetmedi. Receb ayında bu görevden istifa etti.
Safer ayında Şeyh Şemseddin ez-Zehebî, Kefribatna hatipliğine atandı ve orada ikamete başladı. Bu senede Belka taraflarında bulunan saltanat naibi Şeyh Zeyneddin el-Farikî bazı işleri açığa çıkardı. Gelince Farikinin görevi hususunda sultanla konuştular. O da hatipliğe Şere-füddin el-Fezari'yi tayin etti. Şamiyetü'1-Berraniye Medresesi'nin müderrisliğine ve Darü'l-Hadis hocalığına Kemaledçlin b~7 Şerişî'yi atadı.
Bunu da Şeyh Takiyyüddin b. Teymiyenin önerisi üzerine yapmıştı. Na-sıriye Medresesi'nin müderrisliğini elinden alıp Şeyh Kemaleddin b. Zemlekâniye verdi. Bu konuda fermanların yazılmasını emretti. Şeyh Şerefüddin de imamlık ve hatiplik görevine başladı. İnsanlar onun bu görevlere atanmasına çok sevindiler. Çünkü kıraati güzel, sesi hoş, hal ve hareketleri düzgündü. Rebiyülevvel ayının yirmiikisinde pazartesi sabahı Mısırdan, Dımaşk'a Şeyh Sadreddin b. Vekilin maiyetinde posta geldi. Elinde bulunan müderrislik görevine ek olarak Şeyh Zeyneddin el-Farîkinin bütün görevlerinin kendisine verildiğine dair sultan kararnamesi daha önceden çıkmıştı. Gidip sarayda salanat naibiyle görüştü. Oradan çıkıp camiye gitti. Hitabet dairesinin kapısı açıldı. İçeri girdi. Halk onu tebrike geldi. Kurralar ve müezzinler yanında hazır bulundular.
İkindi namazını cemaate kıldırdı. İmamlık görevini iki gün devam ettirince insanlar onun imamlık ve hatipliğinden memnun olmadıklarını bildirdiler. Gidip saltanat naibine şikayette bulundular. Saltanat naibi de Şeyh Sadreddin b. Vekili hatiplikten alıkoydu. Onu sadece müd-derrislik ve Darü'l-Hadis hocalığı görevlerinde bıraktı. Bu arada sultanın, Şerefüddin el-Fezarî'yi hatipliğe atadığına dair fermanı geldi. O da cemaziyelevvel ayının onyedisinde cuma günü bu göreve başladı. Bu münasebetle ona hil'at olarak taylesan giydirildi. İnsanlar bu duruma çok sevindiler. Şeyh Kemaleddin b. Zemlekanî, Sadreddin b. Vekilden Şamiyetü'l-Berraniye müderrisliği görevini cemaziyelevvel ayı başında devraldı. Önceki iki medresesiyle birlikte Darü'l-Hadis, Sadreddin b. Vekilin elinde kaldı. Zannediyorum ki o iki medrese Azraviye ile Şami-yetü'l-Cevvaniye medreseleridir.
Cemaziyelevvel ayının onikisinde posta Dımaşk'a ulaştı. Gelen emirde Sencerî'nin kale naibliğine iade edildiği, kale naibi emir Seyfed-din Cevkenderanî'nin İzzeddin el-Hamevfnin yerine Humus naibliğine atandığı bildiriliyordu. Çünkü İzzeddin el-Hamevî vefat etmişti.
Ramazmm onkisinde cumartesi günü Mısırdan 3.000 süvari geldi. Bunlara Dımaşk'ın 2.000 süvarisi de eklendi. Hep birlikte yola koyuldular. Humus naibi Cevkendarinfyi de yanlarına aldılar. Hama'ya ulaştılar. Hama naibi Emir Seyfeddin Kıpçak da onlara katıldı. Trablus naibi İstedmür yanlarına gelip saflarına katıldı. Haleb naibi Kara Sungur da bunlara katıldı. Sonra Haieb'de bu birleşik ordu ikiye ayrıldı. Bir firkası Kıpçağın komutasında Malatya ve Rum kalesi tarafına diğer fırkası ise Kara Sungur komutasında Derbent tarafına gitti. Derbent tarafina giden Kara Sungur komutasındaki firka, Telhamdun'u kuşattı zilkade ayının üçünde uzun bir kuşatmadan sonra şiddet kullanarak Telhamdun'u fethetti. Bu sebeple Dımaşk'ta müjde davulları çalındı. Sis valisiyle de bir anlaşma yapıldı. Anlaşma gereğince Ceyhan nehrinden Haleb'e ve Maveraünnehir'den kendi taraflarına kadar olan araziler Müslümanların olacak ve buraların iki yıllık geliri de peşin olarak Müslümanlara ödenecekti.
Bu şart yerine getirildi ve ateşkes yapıldı. Ama ateşkes yapılıncaya kadar Ermenilerden ve reislerinden çok sayıda adam öldürülmüştü. Askerler güçlenmiş ve muzaffer olarak Dımaşk'a döndüler. Sonra Mısır askerleri de komutanları Emir-i Silahın komutasında Mısıra yöneldiler. Bu sene sonlarında Kazan han öldü. Yerine kardeşi Harbenda geçti. Kazan hanın asıl adı Mahmud b. Ergun b. Abaka-dır. Bu senenin şevval ayının dördünde yahut onbirinde veya onüçünde vefat etmişti. Hemedan yakınlarında vefat etmiş, ancak Şam adı verilen Beyberindeki türbesine nakledilmişti. Zehirlenerek öldürüldüğüne dair bir rivayet vardır. Kendisinden sonra yerine kardeşi Harbenda Mu-hammed b. Ergun geçti. Ona Melik Giyaseddin lakabını taktılar. Irak, Horasan ve oralara bağlı beldelerdeki minberlerde Melik Giyaseddin adına hutbe okunmaya başladı.
Bu senede maiyetinde kırk Emir bulunduğu halde Mısır naibi Emir Seyfeddin Salar, insanlara hac ettirdi. Yanında emirlerin bütün çocukları da vardı. Onlarla birlikte Mısır veziri Emir İzzeddin elBağdadî de hac etmişti. Bereke'de onun yerine Nasirüddin Muhammed eş-Şeyhî vekâlet ediyordu. Salar cidden büyük bir alâyişle yola çıktı. Mısırlıların hac kafilesinin başkanı Hacı İbak el-Hüsamî idi. Şeyh Safiyyüddin, Şey-hü'ş-Şuyühluk görevini bıraktı. Bu göreve Kadı Abdülkerim b. Kadilkudat Muhammed b. Zeki atandı. Şeyhü'ş-Şüyûhluğa atanan Kadı Abdülkerim, zilkade ayının onbirinde cuma günü hankâhta hazır bulundu. İbn Saserî, İzzeddin el-Kalanisî Sahib İbn Meyser ve muhtesip ile bir topluluk da meclisinde hazır bulunmuşlardı.
Bu senenin zilkade ayında Tatarlardan kaçan kendiside bir Tatar komutanı olan Emir Bedreddin Cengi b. Baba, İslâm ülkesine geldi. Beraberinde on kadar Tatar da vardı. Bunlar camide cuma namazını kıldılar. Sonra Mısır'a doğru yola koyuldular. Mısır'da kendilerine ikram edildi ve emir Bedreddin'e 1.000 kişinin komutanlığı verildi. İkametgahı Amid beldesinde oldu. Sultanla samimi bir komutan olup onunla mektuplaşırdı. Tatarların açık taraflarını ona haber verirdi. Bu sebeple Nasıriye devletinde şanı yüceldi.
Bu senede vefat eden Meşhur şahsiyetler arasında Tatar ham Kazan da vardır.

