El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yediyüzüncü Senesi

Bu sene başında Müslümanların halifesi, sultanları, beldelerin na-ibleri ve kadıları, Önceki senelerde adları geçen kimselerdi. Sadece Şafiî ve Hanefî kadıları değişmişti. Muharrem ayının üçünde Dımaşk'taki halkın emlâk …

Bu sene başında Müslümanların halifesi, sultanları, beldelerin na-ibleri ve kadıları, Önceki senelerde adları geçen kimselerdi. Sadece Şafiî ve Hanefî kadıları değişmişti. Muharrem ayının üçünde Dımaşk'taki halkın emlâk ve vakıflarının kirasının dört aylığına devlete verilmesi için bir görevli tayin edildi. Bu görevli, işe başlayınca halkın çoğu Dı-maşk'tan kaçıp gitti. Büyük bir karışıklık meydana geldi. Bu iş halka zor gelmişti.

Safer ayı başında Tatarların Şam'a hücum etmek üzere olduklarına dair haber geldi. Onların Mısır'a da girmeğe niyetli oldukları söyleniyordu. Halk bu yüzden paniğe kapıldı, moralleri daha da bozuldu. Akılları başlarından gitti. Mısır, Kerek, Şubek ve müstahkem kalelere kaçmaya başladılar. Bu yüzden Mısır'a gitmek için bir merkebin kirası 500 dirheme yükseldi. Bir deve 1.000 dinara bir merkepse 500 dinara satılır oldu. Eşyalar, elbiseler, ürünler çok ucuz fiyata elden çıkarıldı. Safer ayının ikisinde Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye, Emevi Camiinde vaaz kürsüsüne oturarak halkı savaşa teşvik etti. Bu konuda varid olan âyet ve hadisleri okudu. Halkı firardan men etti. Müslümanları, İslâm ülkesini ve halkın mallarını korumak için Allah yolunda infaka davet etti. Şehri bırakıp kaçmak için bineklere harcanan kira paralarının Allah yolunda cihada sarfedilmesinin daha hayırlı olacağını anlattı.

Bu defa da Tatarlara karşı cihad etmenin kaçınılmaz bir görev olduğunu, hatta bunun vacip olduğunu söyledi. Bu amaçla çok vaazlar verdi. Şehirde duyuru yaptırılarak herhangi bir kimsenin resmî belgesi olmaksızın şehri terketmemesi gerektiği bildirilince artık insanlar başka yere gitmekten vazgeçtiler. Sakinleştiler. Halk da sultanın askerlerle birlikte Kahi-re'den sefere çıktığını, aralarında konuşmaya başladılar. Sultanın Ka-hire'den çıkışı sebebiyle sevinç ve müjde davulları çalındı. Ancak İbn Saserî, İbn Fadlullah, İbn Menca, İbn Süveyd, İbn Zemlekânî ve îbn Cemâa gibi Dımaşk'ın köklü ailelerinden bir topluluğun şehirden çıkıp gittiği görüldü.

Bu senenin rebiyülahir ayı başında Tatarlar yüzünden büyük bir tedirginlik meydana geldi. Halk paniğe kapıldı. Sonra gelen haberde onların Birey'e ulaştıkları bildirildi. Halkın askerlerle birlikte sefere çıkması istenildi. Merc'de bulunan Dımaşk naibinin buna dair yazılı emri seldi. Halkın neyi var neyi yoksa bütün varlığını ortaya koyması istenildi Bir ay zarfında 5.000 silahlı milis gücü teşkil edildi. Hatip'İbn Cemâa bütün namazlarda kunut okudu. Diğer mescitlerin imamları da bu hususta ona uydular. Halkı paniğe düşürmek isteyen Tatarların Haleb'e ulaştıklarını, Haleb naibinin Hama'ya doğru gerilediğini söylediler. Bunun üzerine şehirde bir duyuru yapılarak insanların gönüllerini rahat tutmaları, geçimlerini temin etmek için çalışmaları, normal yaşantılarına dönmeleri istenildi. Sultanın ve askerlerin istenilen yere ulaştıkları halktan zorla para toplayan divanın iptal edildiği bildirildi. Ancak bu divan emir olunduğundan fazla mal toplamış, diğer insanlarsa mallarını bu divana kaptırmaktan korktuğu için gizlenmişlerdi. Fakat o zamana kadar divana mal ve para vermeyenler affedilmişti. Malları ve paraları ellerinden alınanlarmsa kendilerinden alınan şeyleri iade edilmişti. Kuşkusuz bu tür fiillerin sonucu hüsran ve ziyandır. Çirkince işlerdir. Bu işleri yapanlar iflah olmazlar.

Daha sonra gelen haberlerde anlatıldığına göre Mısır sultanının Şam'a gelmek üzere yola çıktıktan sonra tekrar Mısır'a döndüğü bildirildi. Bu yüzden korku çoğaldı. Durum çok zorlaştı. Çok yağmur yağdı. Yollarda çamur deryaları oluştu. Sel geldi. Taşkınlar oldu. Bu yüzden insanlar şehirde dolaşamaz oldular. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz). İsteyerek veya istemeyerek birçok insan çoluk çocuklarım omuzla-yıp aileleriyle birlikte şehri terkettiler. Şayet bilselerdi şehirde kalmak onlar için daha hayırlı olacaktı. Çamur deryası içinde küçük çocukları omuzlarına alıp zorlukla göğüs göğüse gelip bineklere ve birbirlerinin sırtına binerek yol almaya başladılar. Yemlerin azlığından, yağmurların çokluğundan, yolların kaygan hale gelişinden, soğukların şiddetli oluşundan, açlıktan, eşyaların azlığından ötürü binekler de zayıflamışlar, güçlerini kaybetmişlerdi. Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır.

Cemaziyelevvel ayı başında insanlar çok korkulu bir haldeydiler. Sıkıntı içindeydiler. Sultan gecikmiş, düşman yaklaşmıştı. Bu ayın başında cumartesi günü Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye, Merc'de bulunan Şam naibinin yanma gitti. Onları sebata davet etti. Morallerini yükseltti. Gönüllerini rahatlattı. Düşmanlara karşı onlara ilahî yarcİım ve zaferi vaad etti ve şu âyet-i kerimeyi okudu:

«Kim kendisine verilen kadar ceza verirse ve kendisine yine de sal-dınhrsa and olsun ki Allah ona yardım edecektir. Allah şüphesiz affeder ve bağışlar.» (el-Hac, 60). İbn Teymiye pazar gecesi askerlerin yanında Jsal-dı. Sonra Dımaşk'a döndü. Naib ve ümera kendisinden posta arabasıyla Mısır'a gitmesini, sultanı oraya gelmeye teşvik etmesini istediler. O da sultanın peşine gitti. Sultan, sahile ulaşmıştı. Ancak İbn Teymiye oraya gidince onu orada bulamamış, Kahire'ye gittiğini, işin gittikçe vehamet kesbettiğini görmüştü. Sonra Kahire'ye giderek onları Şam'a asker göndermeye teşvik etmiş, şayet Şam'a ihtiyaçları varsa bu iş için gerekli tedbiri almalarını bildirip şöyle demişti: "Eğer Şam'ı korumaktan vazgeçip Şam'ı gözden çıkarırsanız biz de oraya bir sultan buluruz. Sultan orayı korur, tedbiri alır, barış ve güvenlik zamanında da oranın gelirlerini elde eder." Böyle diyerek onlardan asker göndermelerini ısrarla talep etti. Nihayet sultan, Şam'a askeri bir birlik şevketti. Sonra İbn Teymiye sözünü sürdürerek şöyle dedi: "Siz Şam'ın hükümdar ve melikleri olmasanız dahi Şamlılar sizden yardım istedikleri takdirde onlara yardım etmek sizin için bir görevdir. Oysa siz Şam'ın sultan ve hükümdarısınız. Şamlılar sizin reayanızdır. Siz onlardan sorumlusunuz."

Bu konuşmasıyla onların moralini düzeltti. Bu savaşta muzaffer olacaklarına garanti verdi. Onlar da Şam'a doğru yola koyuldular. Askerler Şam'a ulaştığında daha önce canlarından, ailelerinden ve mallarından ümitlerini kesmiş iken bu defa şiddetli bir sevince kavuştular. Sonra Tatarların Şam'a ulaştıklarına ve sultanın da Mısır'a döndüğüne dair yaygaralar çoğaldı. Şehrin valisi İbn Nehhas bir duyuru yaptırarak "Sefere muktedir olan kimse Dımaşk'ta oturmasın" dedi. Bunu duyan kadınlar ve çocuklar çığlık atmaya, bağrışıp, çağrışmaya başladılar. İnsanların üzerine büyük bir zillet çöktü. Pustular. Şiddetli bir sarsıntı geçirdiler. Dükkanlar kilitlendi. Aziz ve Celil olan Allah'tan başka kendilerine yardım edecek birinin bulunmadığına inandılar. Şam naibi geçen sene sultanla birlikte iken kuvvetli olduğu zamanda Tatar ordusuna karşı koyamadığı halde şimdi kaçmaya niyetlenmişken nasıl Tatarlara karşı koyabilir?

Dımaşkhlar artık düşmanın lokması haline gelmiştir demeye başladılar. İnsanların çoğu çöllere, çorak arazilere, irili ufaklı aile efradıyla birlikte gittiler, Mağaralara sığındılar, "Cihada niyeti olan kimsi orduya katılsın, Tatarların bur&ya g§lm§§i yakın olmuştur" diy© bîr duyuru yapıldı» Dımaşk'ta ileri gsltnlardan şek az sayıda iman kalmıştı. îbn Cemaa, Harirî, İbn Saserî, îbn Menca gibi kimseler de yola koyulmuşlar, bunların evleri kendilerinden önce Mısır'a ulaşmıştı. Tatarların Serkin'e ulaştıklarına dair haber gelince Şeyh Zeyneddin el-Farikî, Şeyh İbrahim er-Rakî, İbn Kavvam, Şerefüddin b. Teymiye ve İbn Habbare saltanat naibi Efrem'in yanına gittiler. Düşmanla savaşmak hususunda azmini güçlendirdiler. Arap emiri Mühenna ile de görüşerek onu düşmanla savaşmaya teşvik ettiler. O da kendilerini dinleyip itaat edeceğini söyledi.

Böylece düşmanla savaşma hususundaki niyetleri güçlendi. Azimleri bilendi. Salar da Dımaşk'tan Merc tarafına haber salarak o yöredeki insanların savaşa hazırlıklı olmalarım istedi. Onlar da samimi olarak savaşa hazırlandılar.

Cemaziyelevvel ayının yirnıiyedisinde Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye, Mısır'dan posta arabasıyla döndü. Mısır kalesinde sekiz gün kalarak onları cihada ve düşmana karşı çıkmaya teşvik etti. Sultan, vezir, devlet ayanı ile görüşmeler yapmış, onları cihada davet etmiş, onlar da cihada geleceklerini bildirmişlerdi.

Bu senede Dımaşk'da fiyatlar çok yükselmiş, Öyle ki iki kuzu 500 dirheme satılmağa başlamıştı. Durum çok zorlaşmıştı. Sonra Tatar hanının Fırat'a dalarak bu sene geri çekildiğine dâir haberler geldi. Çünkü askerleri azalmış ve zayıflamıştı. Halk bunu duyunca rahatladı. Sükunet buldu. Sevinç ve ferah içinde güven duyarak evlerine döndüler. Tatarların, cemaziyülahır ayında Şam'a ulaşmadıklarına dair haber gelince insanlar rahatladılar. Saltanat naibi de dört aydan beri ordugah kurduğu Merc mıntıkasından Bımaşk'a döndü. Orası gerçekten büyük ordugahlardandı. İnsanlar vatanlarına dönmeye başladılar. Şeyh Zeyneddin el-Farikî, Nasıriye Medresesinde ders vermeye başladı. Çünkü oranın müderrisi Kemaleddin b. Şerişî Kerek'de cepheden kaçıp kaybolmuştu. Sonra ramazan aymda yerine döndü.

Bu ayın sonunda îbn Zeki de Doleiye'de ders vermeye başladı. Çünkü Doleiye Medresesi'nin müderrisi Cemaleddin ez-Zer'î hazırda değildi. Pazartesi günü zimmilerin uymaları gereken şartlar okundu. Bunların, devlet dairelerindeki görevlerinden azledilmeleri hususunda söz birliği edildi. Zillete maruz bırakıldılar. Bu husus şehirde ilan edildi. Hristiyanlann mavi sarık, Yahudilerin san, Samirilerin de kırmızı sarık kullanmaları zorunlu kılındı. Böylece çok hayırlar elde edildi. Bunların kılıkları farklı olunca Müslümanlardan rahatlıkla ayırt edilebilir hale geldiler.

Ramazan ayının onunda Ercüvaş ile Emir Seyfeddin Akbaca'nın müştereken kale naibliğine tayin edildiklerine dair ferman geldi. Bunlar nöbetleşe birer gün görev yapacaklardı. Ancak Ercüvaş bunu kabule yanaşmadı.

Bu senenin şevval ayında Şeyh Şihabuddin b. Mecd, İkbaliye Med-resesi'nde ders verdi. Daha önce orada Alaaddin el-Konevî müderrislik yapmaktaydı. Şeyh Şihabuddin Kahire'de ikameti sebebiyle kendisi bu göreve uygun görülmüştü. Zilkade ayının onüçünde cuma günü Şem-seddin b. Harirî, Hanefîlerin kadılığından azledilerek yerine, Celaled-din b. Hüsameddin atandı. Bu da Vezir Şemseddin Sungur el-Aser ile saltanat naibi Efrem'in ittifakıyla olmuştu.

Bu senede Tatarların elçisi Dımaşk'a geldi. Elçilik heyeti kalede konuk edildi. Sonra bunlar Mısır'a gittiler.

Hicretin Yediyüzüncü Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler