El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yediyüzyedinci Senesi

Bu sene başında İslâm ülkesinin yöneticileri önceki senede adlan geçen kişilerdi. İbn Teymiye de Mısır'da Cebel kalesinde tutuklu olarak bulunuyordu. Muharrem ayı başında Sultan Melik Nasır, Emir b. Salar ile Caşni-gir'e …

Bu sene başında İslâm ülkesinin yöneticileri önceki senede adlan geçen kişilerdi. İbn Teymiye de Mısır'da Cebel kalesinde tutuklu olarak bulunuyordu.

Muharrem ayı başında Sultan Melik Nasır, Emir b. Salar ile Caşni-gir'e gazaplandı. Allame ile görüşmeye yanaşmadı. Kalenin kapılarını kilitledi. Orada tahkimat tedbirleri aldı. Bu iki emir de evlerine kapandılar. Ümeradan bir topluluk bunların etrafında toplandılar. Kale kuşatıldı, büyük olaylar cereyan etti. Çarşı kilitlendi. Sonra sultanla haber-leştiler. İşler yoluna girdi. Kalblerdeki nefret ve ateş dumanı üzerinde serler sakinleşti. Mezkur iki emir güçlendiler. Öncekine nisbetle daha da kuvvet sahibi oldular. Sultan resmî geçit yaptırdı ve sulh akd edildi.

Muharrem ayında Tatarlarla Geylan halkı arasında savaş meydana geldi. Şöyle ki: Tatar hanı, Geylanlılardan, askerlerine kendi ülkelerinden geçit vermeleri talebinde bulundu. Geylanlılar buna yanaşmadılar. Bunun üzerine Tatar hanı Harbenda 60.000 savaşçıdan oluşan büyük bir orduyu bunların üzerine gönderdi. Bu 60.000 kişilik ordunun 40.000 savaşçısı Kutlu Şah komutasında, 20.000'i de çoban komutasında bulunuyordu. Bunlar Geylanlıların, ülkesine girdiler. Geylanlılar, onlara ülkelerinin ortalarına ulaşıncaya kadar göz yumdular. Sonra onları denizin boğazında yakaladılar. Üzerlerine neft attılar. Çokları suya batıp boğuldu. Diğerleri yandılar. Geylanhlar Kendi elleriyle de onların büyük bir kısmını öldürdüler. Tatarlardan az kişi hariç kurtulan hemen hemen olmadı. Öldürülenler arasında Tatarların büyük Emiri Kutlu Şah da vardı. Bu yüzden Harbenda han, Geylan halkına şiddetle gazaplandı. Ama Kutlu Şah'ın öldürülmesine sevindi. Kutlu Şah'ın kendisi Harbenda hanı öldürmek niyetindeydi. Böylece Harbenda kurtulmuş oldu. Daha sonra Bolay da öldürüldü. Sonra Tatar hanı, önceki sayfalarda adı geçen Şeyh Burak'ı, Geylan halkına elçi olarak gönderdi. B11 onlara bir mesaj iletecekti. Onu öldürdüler ve insanları ondan kurtarıp rahata erdirdiler. Onların beldeleri en müstahkem beldelerdendi. En güzel mevkilerdendi. Oraya kolay kolay ulaşılamazdı. Geylanlılar ehli sünnet idiler. Bir çoğu Hanbelî mezhebine mensuptu. Bir bid'atçinin onların arasında barınması mümkün değildi.

Safer ayının ondördünde cuma günü Kadilkudat Bedreddin b. Ce-maa, Cebel kalesindeki Evhadî konağında Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye ile görüştü. Uzunca konuştular. Namazdan Önce de ayrıldılar. Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye zindandan çıkmaya kesin kararlıydı. Rebiyül-evvel aymm yirmiüçünde cuma günü Emir Hüsameddin Mühenna b. İsa, bizzat kaledeki zindana geldi ve İbn Teymiye'ye mutlaka zindandan çıkması için yemin verdirdi. İbn Teymiye zindandan çıkınca kendisiyle birlikte Emir Saiar'm evine gelmesi için de ona yemin verdirdi. Nihayet Emir Saiar'm konağına gittiler. Orada bazı fakihler, İbn Teymiye ile görüştüler. Aralarında çok konuşmalar cereyan etti. Tartışmalarda bulundular. Sonra namaza gitmek üzere ayrıldılar. Namazdan sonra akşama kadar yine görüşmelerini sürdürdüler İbn Teymiye geceyi Emir Salar'ın konağında geçirdi.

Sonra sultanın emri üzerine pazar gününü de akşama kadar münazara yapmakla geçirdiler. Oraya kadılardan herhangi biri gelmedi. Ama çok sayıda fakih gelmişti. Diğer günlerden daha fazla fakih pazar gününde orada toplanmıştı. Toplantıya gelen fakihler arasında Necmeddin b. Ref, Alaeddin et-Tacî, Fahreddin b. binti Ebi Sa'd, İzzeddin en-Nemravî, Şemseddin b. Adnan ve daha başka fukaha da vardı. Kadıların da toplantıya gelmeleri istenilmişti. Ama çeşitli bahaneler ileri sürüp gelmediler. Kimi hasta olduğunu söyledi. Kimi de başka mazeretler beyan etti. Çünkü İbn Teymiye'nin çok bilgili ve delilli konuştuğunu, toplantıya gelenlerden hiçbirinin ona karşı koyamıyacağını biliyorlardı. Saltanat naibi onların mazeretlerini kabul etti. Toplantıya gelmeleri sultanın emri olmasına rağmen mutlaka toplantıya gelmek mecburiyetinde bırakmadı.

Onlar, ya toplantıya geleceklerdi ya da hayırlı bir şekilde oturuma son vereceklerdi. İbn Teymiye geceyi saltanat naibinin yanında geçirdi. Emir Hüsameddin Mühenna oraya gelerek Şeyh Takiyyüddin b, Teymiye'nin kendisiyle birlikte Dımaşk'a gelmesini istedi. Emir Salar, insanlar kendisinin fazilet ve ilmini görsünler, ondan yararlansınlar, ondan ilim tahsil etsinler diye İbn Teymiye'nin Mısır'da ikamet etmesi tavsiyesinde bulundu. İbn Teymiye de başına gelen olayları anlatan bir mektup yazarak Şam'a gönderdi. Berzalî dedi ki : Bu senenin şevval ayında Kahire'de Sufıler, İbn Teymiye'yi şikâyet ederek onun İbn Arabi'yi ve diğer insanları eleştirdiğini devlete bildirdiler. Bu konuyu halletmesi için Şafiî kadısı görevlendirildi. Şafiî kadısı bu amaçla bir oturum düzenledi. İbn Atâ, İbn Teymiye aleyhinde bazı iddialarda bulundu, ama bu iddialarını ispatlayamadı.

Yalnız İbn Teymiye şöyle dedi:

"Allah'tan başkasından medet dilenmez. Kelimenin tam manasıyla Peygamber'den de medet dilenmez ama Peygamber, Allah'tan birşey, istenildiğinde aracı kılınabiBr_¥e onun vasıtasıyla Allah'tan birşey isteni-bilebilir. Şefaati fayda verir"

Orada hazır bulunanlardan biri "Onun bu konuda bir delili yoktur dedi. Kadı Bedreddin b. Cemâa, adamın böyle demesine karşı "İbn Tey-miye'nin, bu ifadelerinde sadece edep noksanlığı vardır" dedi. Gereği yapılmak üzere kadıya bir risale verildi. Bu risale ile ilgili olarak kadının, şeriatın emrini yerine getirmesi istenildi. Kadı da "Ben bu gibi durumlarda ne söylenmesi gerekiyorsa İbn Teymiye'ye söyledim" dedi. Bundan sonra devlet, İbn Teymiye'yi ya Dımaşk'a veya İskenderiye'ye gitme seçeneğinde serbest bıraktı. Ancak bunun için de bazı şartlar ileri sürüldü. Bu şartları kabul etmemesi halinde hapse atılacağını söylediler. İbn Teymiye hapse geri dönmeyi tercih etti. Yalnız o esnada bir grup yanına gelerek şartlan yerine getirmesini ve Dımaşk'a gelmesini istediler. O da arkadaşlannın hatırlarını kırmamak için Dımaşk'a gitmeyi ve öne sürülen şartlan kabul etmeyi tercih etti.

Şevvalin onsekizinde geceleyin posta atına bindi ve yola koyuldu. Yetkililer ertesi sabah peşine başka bir ulak gönderdiler. Onu geri getirdiler. Kadilkudat Bedreddin b. Cemâanın ve bir fukaha topluluğunun yanına getirdiler. Toplantıda bulunanlardan biri ona "Devlet senin sefere çıkmana izin vermiyor. Mutlaka hapse girmeni istiyor" dedi. Kadı da "Bunda senin için de yarar vardır" dedi. Kadilkudat, Maliki Kadısı Şemseddin et-Tunisî'yi kendine vekil tayin ederek İbn Teymiye'nin hapse atılmasına hüküm vermesini istedi. Kadı Şemseddin bunu kabul etmedi "İbn Teymiye'nin bir suçu sabit olmadı ki...." diye diretti. Bunun üzerine Kadilkudat Bedreddin b. Cemaa, Malikî Kadısı Nureddin ez-Zevavfyi bu hususta görevlendirdi. O da şaştı. Ne yapacağım bilemedi. İbn Teymiye onlann kendisini hapse atma hususunda dur aksadıklarını görünce "Ben kendim hapse giderim ve maslahatımın gereği neyse ona uyarım" dedi.

Nureddin ez-Zevavî el-Malikî şöyle dedi : "O halde senin gibi kimselere layık olacak bir yerde tutuklu olarak bulunacaksın" dedi. Nureddin'e "Devlet ancak bunun hapishane diye bilinen yere konulmasına razı olur" denildiğinde de aldırış etmedi ve İbn Teymiye'yi zindana atıldığında Takiyyüddin bintü'l-Eazz'ın cezasını çektiği kadılar hapishanesine gönderdi ve yanına hizmet edecek birinin konulmasına izin verdi. Bütün bunları devlette itibar sahibi olan Nasır el-Münbicî'nin tavsiyesi üzerine yapmıştı. Çünkü Nasır el-Münbicî daha sonra saltanat süren Caşnigir'in aklını avucunun içine almış. Diğer devlet erkanına da hüküm etmişti. Sultan da onun dediğinin dışına çıkamıyordu. Nihayet İbn Teymiye hapse konuldu. Hapishanede fetva vermeye devam etti. İnsanlar ziyaretine geliyorlardı. Fukahanın, ümeranın ve insanların önde gelenlerinin halledemedik problemli fetvalar da ona geliyor ve çözümü kendisinden isteniliyordu.

O da akılları hayrete düşürecek derecede kitap ve sünnetten delillerle teyid ettiği fetvalannı yazıyordu. Bütün bunlardan sonra Salihi-ye'de İbn Teymiye için bir oturum düzenlendi. Şeyh İbn Teymiye Kahire'de İbn Şukayr'm evine misafir oldu. İnsanlar gece gündüz demeyip yanına geliyorlar, adeta üzerine abanıyorlardı.

Bu senin receb ayının altısıda Şeyh Kemaleddin b. Zemlekanî, vefat eden Yusuf el-Acemî'nin yerine hastahaneler divanının nazırlığına atandı. Kendisi bir süre Dımaşk'ta muhtesiplik yapmıştı. Bundan altı ay Önce mezkur görevini Necmeddin b. Basraviye devretmişti. Yusuf el-

Acemi, güvenilir bir kimseydi.

Bu senenin beraet gecesinde bid'at olduğundan beraet gecesi namazının kılınması iptal edildi. Emevi Camii'nde gürültü ve patırdılar son buldu. Cami korundu. Böylece çok hayırlar elde edildi. Hamd ve minnet Allah'adır.

Ramazan ayında es-Sadr Necmeddin el-Basravî, Dımaşk'a geldi, Muhtasiplik görevine ek olarak Şemseddin Hatirinin yerine hazine nazırlığına atandığına dair bir fermanı da beraberinde getirmişti. Ramazan sonlannda şiddetli yağmurlar yağdı. Bir süreden beri insanlar yağmursuz kaldıklarından bu duruma çok sevindiler. Fiyatlar ucuzladı. Yağmurlann şiddetinden insanlar musallaya gitme imkânını bulamadılar. Bayram namazını camide kıldılar. Saltanat naibi de bayram namazına geldi ve kendisine has mahfelinde namaz kıldı. Hac emiri o senede Seyfeddin Balaban el-Bedrî et-Tatarî idi.

Bu senede Kadı Şerefüddin el-Barizî Hamâ'dan hacca gitti.

Zilhicce ayında Zahiriye yakınlarında büyük bir yangın çıktı. Bu yangının başlangıç noktası Zahiriye karşısındaki Utiye fınnı idi. Sonra Cenâb-ı Allah lütfetti. Yangının kıvılcımları dindi. Şerri sonra erdi.

Ben derim ki: Bu senede babamın vefatından sonra Busra'dan Dımaşk'a geldik. İlk olarak Toriyyin yanındaki eski kuyumcu çarşısının bitişiğinde İbn Ebi Heyca yolu denen Derb-i Sûurda ikamete başladık. Cenâb-ı Allah'tan güzel son ve akıbet diliyoruz. Amin.

Hicretin Yediyüzyedinci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler