Bu sene başında İslam ülkesinin yöneticileri, Önceki senede adlan anılan kimselerdi. Yalnız Dımaşk'm sır katibi Şihabüddin Mahmud vefat etmiş, yerine oğlu Sadr Şemseddin atanmıştı.
Bu sene kadınlara mahsus hazır elbise satan dükkanlar, Emevî Ca-mü'nin bitişiğindeki çarşıdan Sûk-u Ali'ye nakledildi.
Muharrem ayının sekizinde çarşamba günü Zahiriye Darü'1-Hadi-sinin Şeyhliğine Afif İshak'ın vefatından sonra Şeyh Şihabüddin b. Ceh-bel atandı. Bu zat Kudüs-ü Şerif tiki Seîahiye Medrssesi'nin müderrisliğini bırakıp Dımaşk'a galmsyi tercih itmişti, Dardnda kadılar ili ayan tabakasına mensup kimseler de hazır bulundular.
Bu sene başında Emir Seyfeddin Çoban'm, Darül-Calik yakınındaki evinin bitişiğinde yaptırdığı hamamın açılışı yapıldı. Bu hamamın iki kapısı vardı. Biri vezir mescidi tarafına açılıyordu. İnsanlar bu hamamdan istifade ettiler.
Safer ayının ikisinde pazartesi günü Sahip Gariyel divan nazırı olarak posta vasıtasıyla Mısır'dan Dımaşk'a geldi. Bu görevde bulunan Ke-rimü's-Sağir ise görevden ayrıldı. İnsanlar bu duruma çok sevindiler.
Rebiyülevvel ayının yirmibirinde salı günü sabahleyin kâfirliği, İslâmî hükümleri küçümseyişi, Allah'ın âyetlerini alaya alışı ve Necm b. Hallikan, Şems Muhammed el-Bacrikî, İbn Mimar elBağdadî gibi zındıklarla arkadaş oluşu nedeniyle Nasır b. Şerif Ebü'1-Fadl b. İsmail b. Heysf nin boynu vuruldu. Adı geçen şahsın arkadaşlarında da dini çö-züntü ve zındıklık hâkimdi. Bütün bunları halk da biliyordu.
Şeyh Alemüddin el-Berzalî dedi ki: "Yukarıda adı geçen ve kâfirliği, İslâm dinini oyuncak edişi, Peygamberi ve'Çur'an'ı alaya alışı nedeniyle boynu vurulan kişinin bu tür hareketleri hatalı ve tehlikeli bulundu. Öldürülmesi esnasında âlimler, memleket büyükleri ve devlet erkânının Önde gelenleri de hazır bulundular. Sözü edilen kişi, önceleri et-Tenbih adlı eseri ezberlemişti. Güzel sesle Kur'an okuyup hatimler indirirdi. Anlayışlı, uyanık bir kimseydi. Medreselerde ve türbelerde makamı vardı. Sonra bütün bunlardan sıyrılıp uzaklaştı. Öldürülmesi İslâmiyet için bir izzet, zındıklarla bid'atçılar içinse zillet oldu."
Onun öldürülmesi esnasında o gün orada şeyhimiz Ebü'l-Abbas İbn Teymiye ile beraber ben de hazır bulundum. İbn Teymiye gelmiş, yaptıklarından ötürü onu kınamış, sonra da boynu vurulmuştu.
Rebiyülevvel ayında, köpeklerin Dımaşk şehrinin dışına çıkarılmasına karar verildi. Bunlar Babü'sSağir tarafındaki Babüşşarkî cihetine götürülerek hendeğe atıldılar. Erkekleri bir tarafa, dişileri öbür tarafa konuldu. Oralardaki dükkân sahiplerine de onlara mukayyet olmaları emredildi ve bu husus günlerce sıkı bir şekilde kontrol edildi.
Rebiyülevvel ayında Baderaiye Medresesi'nin muidi (kalfa veya asistanı) Şeyh Alaeddin el-Makdisî, Kudüs-ü Şerifteki Salihiye Medresesi'nin şeyhliğine atandı ve bu göreve başlamak üzere Kudüs'e hareket etti.
Cemaziyelahir ayında Kurtay, Trablus valiliğinden azledildi. Bu göreve Taynal atandı.
Berzalî dedi ki: "Şaban ayının onaltısında cumartesi günü ikindi vakti Şeyh, İmam, Alim, Allame Takiyyüddin b. Teymiye Dımaşk Kale-si'nde tutuklandı. Vakıflar idaresinin başkam ile Dmıaşk'taki hatiplerden İbn Hatirî Saltanat naibi Tengiz'in emriyle İbn Teymiye'nin yanına geldiler ve ona bu hususta sultanın fermanı olduğunu söylediler. Beraberlerinde İbn Teymiye'yi bindirmek için bir de merkep getirmişlerdi. İbn Teymiye bu duruma sevindi. Neşelendiğini göstererek, "Zaten ben de bunu bekliyordum" dedi. Bu işte büyük bir maslahat ve çok hayırlar vardı. Hepsi bineklerine binerek birlikte kale kapısına gittiler. Orada İbn Teymiye için bir salon boşaltıldı ve su bağlandı. O salonda ikameti emredildi. Beraberinde kendisine hizmet etmek üzere kardeşi Zeyned-din de sultanın izniyle orada ikamete başladı. Hazineden kendilerine yetecek miktarda nafaka bağlandı".
Şaban ayının onunda cumartesi günü Dımaşk Camii'nde, İbn Teymiye'nin tutuklanıp fetva vermekten menedilmesine dair sultanın fermanı okundu. Bu olayın sebebi İbn Teymiye'nin; Peygamberlerin ve sarihlerin mezarlarını ziyaret amacıyla uzak beldelerden yola çıkmanın caiz olmadığına dair verdiği yazılı bir fetvası idi. Bu fetvayı ben de görmüştüm.
Şaban ayının ortasında çarşamba günü Şafnlerin Kadilkudatı, Şeyh Takiyyüddin İbn Teymiye'nin arkadaşlarından bir kısmının hapsedilmesini emretti. Bunu da saltanat naibinin kararı ve izniyle yapmıştı ki güya onlar hakkında böyle bir karar vermeyi şeriat emretmişti. Onlardan bir kısmı ise bineklere ters bindirilerek şehirde dolaştırılıp teşhir edilmek suretiyle tazir edildiler Sonra da salıverildiler. Yalnız Şemseddin Muhamnıed b. Kayyım el-Cevziye kalede hapsedildi. Böylece mesele de kapandı.
Ramazan ayı başında bir pınarın suyunun Mekke'ye ulaştırıldığına dair haber Dımaşk'a ulaştı. Allah, Mekke'yi"şereflendirsin. O sudan insanlar çok istifade ettiler. O suyun kaynağı olan pınar, eskiden beri Ayn-ı Bazan (Bazan pınarı) diye bilinirdi. Emir Çoban, bu suyu uzak diyarlardan Mekke'nin içine kadar getirtmiş, hatta Sâfâ Tepesi'nin yanına ve İbrahim kapısına kadar ulaştırmıştı. Zengini, yoksulu, zayıfı, güçlüsü, ayak takımı ve şereflisi, herkes bu sudan istifade etmişti. Mekkeli-ler bu sayede büyük bir kolaylığa kavuştular. Hamd ve minnet Allah'adır. Bu sene başından başlayarak çalışmalarını cemaziyelevvel ayının yirmisi ile otuzu arasında tamamladılar. Ne tesadüftür ki bu sene Mekke'deki kuyuların bir kısmı kurumuş, bir kısmının suyu azalmış, Zemzem Kuyusunda ise su dibe inmişti. Cenâb-ı Allah bu kanalın Mekke'ye ulaştırılmasını lütfedip nasip etmeseydi, halk Mekke'yi terkedip uzak diyarlara göçecek veya orada ikamet edenlerin çoğu helak olacaktı. mevsiminde hacılar da bu sayede anlatılamayacak derecede büyük r rahatlığa ve kolaylığa kavuştular. Nitekim haccettiğimiz hicrî 731. uenede biz de bu durumu müşahede ettik.
Sultan, Mekke'deki naibine bir mektup göndererek Zeydîleri Mes-a-i Haram'dan çıkarmayı, onların imamsız kalmalarını ve toplantı yapmamalarını emretti. Bu emir yerine getirildi.
Bu sene şaban ayının dördünde salı günü Şihabüddin Ahmed b. Cehbel Şâmiyetil-Cevvaniye Medresesi'nde ders verdi. Dersinde Kadı Kazvinî eş-Şafiî ile bir cemaat hazır bulundular. Daha önce bu görevde yeni vefat eden Mescid-i İbn Hişam İmamı Şeyh Eminüddin Salim b. Ebiddar bulunuyordu. Bundan birkaç gün sonra Şihabüddin'in Şafiî kadılığına atandığına dair ferman geldi ve ramazanın yirmisinde yeni görevine başladı.
Şevval ayının onunda Şamlıların hac kafilesi Emir Seyfeddin Çoban idaresinde yola koyuldu. Bu sene Hanbelîlerin Kadilkudatı Şemseddin b. Müslim ile Bedreddin b. Kadilkudat Celaleddin elKazvinî de hacca gitmişlerdi. Emir'in beraberinde hediye ve armağanlar da vardı. Mısır naibi Seyfeddin de bu sene oğulları ve sultanın kızı olan zevcesiyle birlikte hacca gitmişti. Fahreddin b. Şeyhü's-Sülamiye, Sadreddin el-Malikî, Fahreddin el-Baalbekkî ve diğer meşhur bazı şahsiyetler de bu sene hacca gitmişlerdi. (
Bu sene zilkade ayının onunda çarşamba günü Şeyhü'l-İslam ibn Teymiye'nin yerine Burhaneddin Ahmed b. Hilal ez-Zerî el-Hanbelî, Hanbeliye Medresesi'nde ders verdi. Dersinde Şafiî kadısı ve bir grup fukaha da hazır bulundu. Bu durum İbn Teymiye'nin bir çok arkadaşının ağrına gitti. Hacip İbn Hatirî bundan bir gün önce İbn Teymiye'nin yanma gidip görüşmüş ve saltanat naibinin emriyle kendisine bazı şeyler sormuştu. Perşembe günü Kadı Cemaleddin b. Cümle ile Evkaf idaresinin başkanı Nasirüddin de İbn Teymiye'nin yanına gitmişler ve ona kabir ziyaretine dair söyledikleri sözlerin ne anlama geldiğini sormuşlardı. O da bu sözlerle neyi kasdettiğini bir kağıda yazarak onlara vermişti. Dımaşk Şafıîlerinin kadısı da onun yazısının altına şu ifadeyi ilâve etmişti:
"Ben bu soruya verilen cevabı, İbn Teymiye'nin yazısı ile karşılaştırdım, o, Peygamber (s.a.v)'in ve diğer peygamberlerin mezarlarının ziyaret edilmesinin masiyet olduğunu ve bu hususta kesin icma' bulunduğunu söylemiştir.
Bu düpedüz îbn Teymiye'ye yapılan bir iftira idi.. Onun bu meselede verdiği cevapta, peygamberlerin ve salih insanların mezarlarının ziyaretinin yasak olduğuna dair bir ifade yoktu. Onun yasak olduğunu söy-lediği husus; mezarları ziyaret amacıyla çok uzak bir yerden binekle sefere çıkmaktı. Uzak bir yerdeki mezarı ziyaret etmek amacıyla binek hazırlayıp yola koyulmak başka bir şeydir, kişinin yakınında bulunan bir mezarı ziyaret etmek ise başka birşeydir. Şeyhü'lİslâm İbn Teyrtıi-ye, uzak diyarlarda olmayan ve oraya gitmek için bineğe binmeyi gerektirmeyen, yakındaki mezarların ziyaretini menetmemiş, aksine bunun müstshap ve mındup olduğunu söylemiştir, Onun kitapları ve menasiki bunu ispatlamaktadır, Fetvasında kişinin yakınındaki mezarları ziyaretine engel mahiyette bir tek kelime dahi sarfetmemiş ve bunun masi-yet olduğunu söylememiştir. Hatta bunun yasak olduğuna dair bir icma* bulunduğunu da nakletme mistir. Çünkü o, Rasûlullah (a.a.v)'ın şu hadisinden habersiz biri değildi: "Mezarları ziyaret edin. Çünkü bu mezarların ziyareti size ahireti hatırlatır." Doğrusu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz. Gizlideki hiçbir şey de O'nun bilgisi dışında değildir.
"Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır." (eş-Şuarâ, 227).
Bu sene zilkade ayının dördünde pazar günü Şamiyetü'l-Cevvaniye karşısındaki Humusiye Medresesi'nin açılışı yapıldı. Burada Hakkari Kadısı Muhiddin Trablusî ders verdi. Bu zatın lakabı Ebu Rebah idi. Dersinde Şafiî kadısı da hazır bulundu.
Zilkade ayında Kadı Cemaleddin ez-Zer'î, Atabekiye'den Mısır'a gitti. Atabekiye Medresesi'nin müderrisliğini Muhiddin b. Cehbel'e bıraktı. Zilhicce ayının onikisinde hakim naibi Dımaşkî'nin vefatı üzerine İbn Kadı ez-Zebedanî, Necibiye Medresesi'nde ders verdi.

