El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yediyüzyirmidördüncü Senesi

Bu sene başında İslâm ülkesinin yöneticileri adları önceki senede anılan kimselerdi. Şöyle ki: Halife, Müstekfî Billah Ebu Rebî Süleyman b. Hakim Biemrillah el-Abbasî; Ülkenin Sultanı Melik Nasır; Mısır'daki naibi …

Bu sene başında İslâm ülkesinin yöneticileri adları önceki senede anılan kimselerdi. Şöyle ki:

Halife, Müstekfî Billah Ebu Rebî Süleyman b. Hakim Biemrillah el-Abbasî; Ülkenin Sultanı Melik Nasır; Mısır'daki naibi Seyfeddin Ergun, veziri Eminü'1-Mülk, Mısır'daki kadıları önceki senede adları anılan kadılardı. Şam'daki naibi Tengiz olup Şam'daki kadılar da Şafiî Kadısı Cemaleddin ezZer'î, Hanefî Kadısı Sadr Ali el-Basravî, Maliki Kadısı Şerefüddin el-Hemedanî, Hanbelî Kadısı Şemseddin b. Müslim, Emevî Camii'nin hatibi Celaleddin Kazvinî, Beytü'1-mal vekili Cemaleddin b. Kalanisî, beldenin muhtesibi Fahreddin b. Şeyhü's-Sülamiye, divanların nazırı Şemseddin Gabriyel, divanların başkam Alemüddin Türkeşî, ordu komutanı Kutbeddin b. Şeyhü's-Sülamiye ve Muineddin b. Haşiş, sır katibi Şihabeddin Mahmud, Nakibü'l-Eşraf Şerefüddin b. Adnan, cami nazırı Bedreddin b. Haddad, hazine nazırı İzzeddin b. Kalanisî, Berr valisi Alaeddin b. Mervanî, Dımaşk valisi de Şihabeddin Berk idi.

Rebiyülevvel ayının onbeşinde İbn Şeyhü's-Sülamiye'nin yerine İzzeddin b. Kalanisî muhtesipliğe ve hazine nazırlığına atandı. Bu ayda sultan vekili Kerimüddin, Kudüs'ten Mısır'a çağrıldı. Mısır'da tutuklandı. Sonra kendisinden çok miktarda mal ve zahire alındı. Daha sonra Said'e sürgün edildi. Kendisine ve aile efradına sultan tarafından nafaka bağlandı. Kerimüddin es-Sağir de huzura çağrıldı ve çok miktarda malı müsadere edildi.

Rebiyülahir ayının onbirinde cuma günü sultanın mektubu, Emevî Camii'nin maksuresinde saltanat naibi ve kadıların huzurunda okundu. Mektupta bütün Şam yöresindeki gelirlerden alınan harçların artık alınmaması emrediliyordu. Bu yüzden sultana çokça dua edildi. Rebiyülahir ayının yirmibeşinde cuma günü Dımaşk'ta Şam naibine bir ferman geldi. Bu fermanda Şafiî Kadısı Zerî'nin azledildiği bildiriliyordu. Bu haberi alan Zer'î kendiliğinden hüküm vermekten vazgeçti. Azledildikten sonra onbeş gün müddetle Adiliye'de ikamet etti. Sonra Atabekiye Medresesi'ne geçti. ŞeyhüşŞüyûhluk ve Atabekiye müderrisliği elinde kaldı. Saltanat naibi şeyhimiz imam zahid Burhaneddin el-Fezarî'yi yanma çağırarak kendisine kadılık teklifinde bulundu. Ancak o, bu teklifi kabul etmedi. Saltanat naibi, olanca ısrarlarıyla o'na bu görevi teklif ettiyse de o, bu görevi kabul etmedi. Huzurdan çıkıp gitti. Saltanat naibi, ayan tabakasına mensup kimseleri o'nun medresesine gönderdi. Onlar da çeşitli yollara baş vurarak o'na karşı bütün hileleri uyguladılarsa da o yine de bu görevi kabule yanaşmadı. Şiddetle karşı koydu. Allah bu mürüvvetinden ötürü o'nu hayırla mükâfatlandırsın. Cuma günü posta geldi ve şeyhimizin Şam Kadılığına atandığını bildirdi. Aynı günde Ta-kiyyüddin Süleyman b. Meracil'e, vefat eden Bedreddin b. Haddad'm yerine cami nazırlığına atanması nedeniyle hil'at giydirildi. Uhdesinde bulunan küçük Maristan yöneticiliği Bedreddin b. Attar'a verildi.

Cemaziyelahir ayının ortasında perşembe gecesi yatsıdan sonra ay tutuldu. Hatip, dört sûre ile cemaate Küsûf namazı kıldırdı. Namazda

â İkterebe, Vakıa ve Kıyame surelerini okudu. Sonra yatsı namazını kıldırdı. Namazdan sonra hutbe irâd etti. Sabah olunca cemaate sabah namazını kıldırdı. Sonra postayla Mısır'a gitti. Sultan kendisine ihsanda bulundu, birkaç gün sonra onu kadılığa atadı. Tekrar Şam'a döndü. Receb ayının beşinde hatipliğin yanısıra Adiliye ve Gazali'ye medreselerinin müderrisliği ile birlikte kadılık görevine de atanmış olarak Dınıaşk'a girdi ve bu görevlerin ifâsına başladı. Uhdesinde bulunan Eminize Medresesi'nin müderrisliği kendisinden alınacak bu göreve Beytü'1-mal vekilliği vazifesi ile birlikte Cemaleddin b. Kalanisî atandı. Kadıaskerlik görevi de ona verildi ve kendisine Kadükudat Celaleddin el-Kazvinî diye hitap edildi.

Bu sene receb ayının yirmibeşinde hac münasebetiyle Tekrur meliki Kahire'ye geldi, Kurafe'ye indi. Beraberinde yirmi kadar da Mağripli vatandaş ve hizmetçi vardı. Yanlarında çok miktarda altın getirmişlerdi. Öyle ki altın fiyatları her miskalde iki dirhem ucuzladı. Kendisine Melik Eşref Musa b. Ebî Bekir deniliyordu. Güzel suretli bir gençti. Üç sene yaya yürüyerek bir ucundan diğer ucuna ulaşılabilecek kadar genişlikte bir memleketi vardı. İfadesine göre idaresinin altında yirmidört hükümdar bulunuyormuş ve her hükümdarın elinin altında çok miktarda vatandaş ve asker varmış. Melik Eşref IVIusa, Cebel kalesine sultana selam vermek için girdiğinde yer öpmesi emredilince bunu kabul etmedi. Sultan ona ikramda bulundu. Sultanın, huzurundan çıkıncaya kadar oturma imkânı bulamadı. Ama sultan ona atlar, develer ve şanına layık çok sayıda savaş aletini hediye etti. Atların üzerinde sarı atlastan şallar vardı. Develer hecin cinsindendi. Kendisi de sultana çok miktarda hedi->e gönderdi ki, bu hediyeler arasında 40.000 dinar para vardı. Naibe de 10.000 dinar ile çok miktarda armağan göndermişti.

Şaban ve ramazan aylarında Nil nehrinin sulan aşırı derecede arttı. Yüz seneden beri bu kadar artış görülmemişti. Sular arazilerin üzerine taştı ve araziler üçbuçuk ay kadar sular altında kaldı. Bu su taşkınında çok miktarda kamışda su altında kalmıştı. Ama bunun faydası zararından daha büyüktü. Şaban ayının onsekizinde perşembe günü Kadı Celaleddin Kazvinî, iki hakim naibi atadı ki bunlardan biri Yusuf b. İbrahim b. Cümle el-Mahaccî es-Salihî idi. Bu zat ileride de anlatılacağı gibi bir süre sonra kadılığa getirilmiştir. Diğer hakim naibi de Muhammed b. Ah b. ibrahim el-Mısrî idi. İkisi de atandıkları gün hüküm vermeye başladılar. Ertesi gün posta geldi. Postada Şeyh Kemaleddin b. Zemlekânî'nin Haleb Kadılığına atandığına dair ferman vardı. Saltanat naibi, onu yanına çağırdı. Bu hususta onunla görüştü. Ancak o kadılığı kabul etmedi. Nâib onunla tartıştı! Sonra sultanla görüştü. Ramazan ayının oniki-

sinde postanın tekrar getirdiği bir yazıda mezkur şahsın, yani Kemaled-din b. Zemiekânî'nin Haleb Kadılığına atandığı te'kiden bildirildi. Bunun üzerine o da Haleb'e gitmeye hazırlandı. Nihayet şevval ayının on-dördünde perşembe sabahı yola çıktı. Şevvalin yirmialtısmda salı günü Haleb'e ulaştı. Aşın derecede ikram gördü. Orada ders verdi. Dunaşk'ta-kine nisbetle orada daha çok talebeye ders verdi. Halebliler onun ilim ve irfanıyla şereflendiler, Şamlılar ise onun derslerinden mahrum kaldıkları için üzüldüler. Şair Şemseddin Muhammed el-Hanrat bu hususta bir kasidesinde şöyle demiştir:

"Geniş toprakları olan Dımaşk seni kaybettiğine üzüldü. Beyaz taşlı Haleb şehri ise senin gelişine sevindi."

Ramazan ayının onikisinde Emîrü'1-Mülk, Mısır vezirliğinden azledildi. Vezirlik, saltanat sarayının üstadı Emir Alaeddin Moğultay Cemalfye verildi.

Ramazan ayının sonlarında Sahip Şemseddin Gabriyel Kahire'ye çağrıldı. Kerîmüddîn es-Sağîr'in yerine divanların nazırlığına atandı. Sözü edilen Kerîmüddin de şevval ayında Dımaşk'a geldi. Dımaşk'ın Kassaîn mıntıkasındaki adalet sarayına yerleşti.

Seyfeddîn Kudeydar da Mısır Valiliğine atandı. Bu; kan akıtan, atılgan, cesaretli biri idi. İçkileri döktürdü. Esrarları yaktırdı. Yan kesicileri tutuklattı. Onun sayesinde Mısır'da ve Kahire'de asayiş sağlandı. Mısır'da ikamet ettiği sürede İbn Teymiye'nin yanından hiç ayrılmamıştı.

Ramazan ayında Şeyh Necmeddîn Abdurrahim b. Şahham el-Musulî, Özbek sultanının ülkesinden Mısır'a geldi. Tıbba ve diğer ilimlere dair bilgisi vardı. Yanında bir tavsiye mektubu da getirmişti. Bunun üzerine Cemaleddin b. Kalanisî'den boşaltılan Zahiriyetü'l-Berra-niye Medresesinin müderrisliğine atandı. Sonra Carudiye Medresesinde de ders verdi.

Şevval ayının dokuzunda Emir Gogencebar el-Muhammedî'nin idaresinde hac kafilesi yola koyuldu. Kafilenin Kadısı da Şihabeddin ez-Zahirî idi. Hacca gidenler arasında Burhaneddin el-Fezarî ile Trablus, Saruha ve şehri ve beldeleri ile ve diğer beldelerin naibi Şihabeddin Kur-tay en-Nasırî de vardı.

Şevval ayının ortasında sultan, Hasiriye Medre s esindeki fakihle-rin maaşları ile kontenjanları artırdı. Bu medresede her mezhepten otu-züç fakih vardı. Her mezhebin kontejanını ellidörde çıkardı. Maaşlarım da artırdı.

Şevval ayının yirmiüçünde sultan vekili Kerimüddin el-Kebîr, kendini bir ambarda asarak intihar etti. Ambarın kapısını içeriden kilitleyip boynuna bir ip geçirmiş, ayağının altına koyduğu kafesi ayaklarıyla

iterek canına kıymıştı. Bu olay Asvan şehrinde cereyan etmişti. Bu şahsın biyografisi ileride daha geniş anlatılacaktır.

Zilkade ayının onyedisinde, sultamn ölümle yüz yüze gelmesine sebep olan ağır hastalıktan kurtulup şifâ bulması sebebiyle Dımaşk şehri

süslendi.

Zilkade ayında Haleb'e göçen, Ibn Zemiekânî'nin yerine Cemaleddin b. Kalanisî, Zahiriyetü'1Cevvaniye Medresesi'nde ders verdi. Dersinde Kadı Kazvinî de hazır bulundu.

Bağdat'tan Mevlâ Şems b. Hassan'a bir mektup geldi. Doğruluğu kesin olan bu mektupta anlatıldığına göre Emir Çoban, Emir Muhammed Hüseyna'ya, içmesi için bir kâse şarap verdi, o da bunu içmeyip şiddetle karşı koyunca Emir Çoban ona içmesi için emir verdi, ancak o yine karşı koyunca Emir Çoban; "Ya bunu içersin, ya da otuz tümen para ödemekle yükümlü olursun!" dedi. Emir Muhammed Hüseyna: "Olur, otuz tümen para öderim ama, şarabı kesinlikle içmem" diye karşılık verdi. Emir Çoban da bunu bir yazıya geçirip imzasını aldı. Sonra Emir Muhammed Hüseyna, Emir Çoban'ın yanından çıkıp bektî adındaki bir emirin yanına gitti. Ondan otuz tümen borç para istedi. O da otuz tümeni on tümen kârına, yani kırk tümen borçlandırarak verebileceğini söyledi. Anlaştılar. Bunun üzerine Emir Bektî, Emir Çoban'a şu haberi iletti: "Emir Muhammed Hüseyna'dan istediğin para bendedir. İstersen haziney-i şerifeye gönderirim istersen askerlere dağıtırsın." Emir Çoban da Emir Muhammed Hüseyna'ya haber gönderip yanma gelmesini istedi. Yanına gelince ona şöyle dedi:

- Kırk tümen para ödemeyi kabul ediyorsun da, bir kâse şarabı içmiyorsun!

- Evet!

Emir Muhammed Hüseyna'nın bu cevabı Emir Çoban'ın hoşuna gitti ve Emir Çoban daha önce onun aleyhine düzenlediği tutanağı yırttı. Böylece Emir Muhammed Hüseyna, onun yanında itibar sahibi oldu. Emir Çoban da onu bütün işlerinde yetkili kıldı. Onu kâtiplerinin başına tayin etti. Böylece Emir Çoban daha önce elde ettiğinden fazla gelire sahip oldu. Allah Emir Muhammed Hüseyna'ya rahmet etsin.

Bu sene İsfahan'da kargaşa ve fitne meydana geldi. Bu yüzden binlerce İsfahanlı öldürüldü. Bu kargaşa aylarca sürdü.

Bu sene Dımaşk'ta aşırı derecede kıtlık meydana geldi. Bir çuval buğday 220 dirheme satılır oldu. Gıda maddeleri azaldı. Cenâb-ı Allah, Mısır'dan kendilerine azık getirecek kimseleri göndermiş olmasaydı kıtlık daha da şiddetlenecek ve kat kat artacaktı ve bu yüzden çok sayıda insan ölecekti. Bu hal bu sene bir kaç ay devam etti. Hicretin 725. senesine kadar sürdü. Nihayet Mısır'dan gıda maddeleri geldi. Fiyatlar ucuzladı. Hamd ve minnet Allah'adır.

Hicretin Yediyüzyirmîdördüncü Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler