El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Yediyüzyirminci Senesi

Bu sene başında İslâm ülkesinin yöneticileri, adları önceki senede anılan kimselerdi. Sultan bu senede Hacda bulunuyordu: Bu sene Hac'ca gitti: Muharrem ayının onikinci cumartesi günü Kahire'ye döndü. Dönüşü …

Bu sene başında İslâm ülkesinin yöneticileri, adları önceki senede anılan kimselerdi. Sultan bu senede Hacda bulunuyordu:

Bu sene Hac'ca gitti: Muharrem ayının onikinci cumartesi günü Kahire'ye döndü. Dönüşü münasebetiyle sevinç davulları çalındı. Sahip Şemseddin de Şam yolundan Emir Nasirüddin elHazinedarla birlikte geri döndü. Sultanla birlikte Hama sahibi de Kahire'ye döndü. Sultan ona ihsanda bulundu. Ona Melikü'l-Müeyyed lakabım taktı. Beldesinin minberlerinde ve kazalarında kendisi adına hutbe okutmasını kararlaştırdı. Amcası Mansur gibi onun da Mevleviyyü's-Sultanî elMelikî el-Müeyyedî unvanlı yüksek makamda hutbe irad etmesini emretti.

Bu sene Ömer İbn Mercanı Şihabüddin, Mescidü'l-Hayfî tamir ettirdi. Oraya 20.000 dinar sarfetti. Muharrem ayında Eminüddin, Trablus nazırlığından istifa etti ve gidip Kudüs'e yerleşti. 1 Safer ayının sonlarında Mâliklerin hakim naibliği görevine Kadı Şemseddin Muhammed b. Ahmed el-Kafesî getirildi. Bu zât, Kadilkudat Şerefüddin'le birlikte Mısır'dan Dımaşk'a gelmişti. Rebiyülevvel ayının yirmibeşinde pazartesi günü bir tüccarın kölesi olan Abdullah er-Rumî'nin boynu vuruldu. Bu kişi camiden ayrılmıyor, sürekli orada kalıyordu. Sonra peygamberlik iddiasında bulundu. Tevbe etmesi istendi, fikrinden caymayınca öldürüldü. Kumral, mavi gözlü, ama cahil biriydi. Şeytan onun kalbine girmiş, bu fikri ona hoş göstermişti.

Rebiyülahır ayının ikisinde pazartesi günü sultan, Kıpçak ülkesinden gelen bir hükümdar kızıyla evlendi. Kadı Bedreddin b. Cemaa'ya, Sır kâtibine, Kerimüddin'e ve bir grup ümeraya hil'at giydirdi. Bu ayda askerler Sis ülkesine ulaştılar. Trablus askerlerinden 1.000 kadar süvari, Cahan Nehri'ne düşüp boğuldu.

Aynı günde sultanın Şam'a bir fermanı ulaştı. Bu fermanda Mü-henna ailesinin tutuklanarak İslâm ülkesinin dışına sürülmesi emrediliyordu. Çünkü babalan Mühenna'nm, sultanın yanına gelmeyişi nedeniyle sultan onlara çok kızmıştı.

Cemaziyelevvel ayının yirmidördünde çarşamba günü Şeyh Mu-hiddin Esmer el-Hanefî, Rükniye Medresesi'nde ders verdi. Sonra uhdesinde bulunan Cevheriye Medresesi elinden alınarak Şemseddin Berkî el-Arec'e verildi. Yine onun uhdesinde bulunan Kale Camii'nin müderrisliği de daha sonra Hanefîlerin kadılığına atanan Tarsuslu İmadüd-dîn b. Muhiddin'e verilmişti. Harretü'lYahud'de bulunan Nureddin Mescidi'nin imamlığı Berkî'den alınıp İmadüddin b. Keyyala verildi. Redva Camii'nin imamlığına da Şeyh Muhammed es-Sabib'i getirildi.

Cemaziyelahir ayında İslam orduları, 20.000 kadar askerden müteşekkil olarak Haleb'te toplandı. Başlarında Haleb naibi Tanboğa baş komutan olarak bulunuyordu. Bu orduda Trablus naibi Şihabüddin Kurtuba da vardı. Bunlar İskenderun'dan Ermeni ülkesine girdiler. Limanı ele geçirdiler. Sonra Telhamdun'a gittiler, oradan Cahan Nehri'ne daldılar. Bir kısmı nehirde boğuldu. Cenâb-ı Allah Sis ülkesine ulaşan Müslüman askerleri korudu. Sis'i kuşattılar. Ahaliyi sıkıştırdılar. Şehirdeki hükümdar konağını yaktılar, bahçelerin ağaçlarını kestiler. Sığırları, mandaları, koyunları ve keçileri önlerine katıp götürdüler. Tarsuslulara da aynı şeyleri yaptılar. Çiftlikleri, mekânları, meskenleri tahrip ettiler, ekinleri yaktılar. Sonra dönüp mezkur nehre daldılar, ama hiç biri boğulmadı. Döndükten sonra da Mühenna'yı ve çocuklarını İslam ülkesinden kovdular. Sonra askerler Sis ülkesinin hükümdarının öldüğünü, yerine oğlunun geçtiğini haber aldılar. Sis ülkesine baskınlar düzenlediler. Bu baskınları devam ettirdiler, ganimet elde ettiler. Sislilerden dördüncü baskında ancak esir alabildiler. Çünkü İslam askerlerinin de bir kısmı bu baskınlarda öldürülmüştü.

Bu sene Mağrip ülkesinde Müslümanlarla Haçlılar arasında büyük bir savaş meydana geldi. Cenâb-ı Allah Müslümanları, düşmanlarına karşı muzaffer kıldı. Haçlılardan 50.000 kadar asker öldürdüler, 5.000 kadarını da esir aldılar. Öldürülenler arasında yirmibeş Haçlı kontu vardı. Çok miktarda mal ve parayı ganimet olarak ele geçirdiler. Ele geçirdikleri ganimetler arasında yetmiş kantar altın ve gümüş vardı. İslâm ordusundaki askerlerin sayısı okçular haricinde sadece 2.500 süvari idi. Müslümanlar bu savaşta sadece onbir asker şehit vermişlerdi.

Recep ayının yirmiikisinde perşembe günü Dârüssaâde'de saltanat naibinin huzurunda Şeyh Takiyyüddin b. Teymiye için bir oturum düzenlendi. Bu oturuma her mezhepten kadılar ve müftüler katıldı. Şeyh Takiyyüddîn İbn Teymiye de oturuma iştirak etti. Talak konusunda yeniden fetva vermeye başladığından ötürü kendisini kınadılar. Daha sonra kalede hapse atıldı. Orada beş ay, onsekiz gün mahpus kaldı. Daha sonra inşallah ileride de anlatılacağı gibi hicretin 721. senesinin aşu-ra gününde hapisten çıkarılması için sultanın fermanı geldi. Bundan dört gün sonra da vakıflar idaresinin başına, Berr valiliği de uhdesinde kalmak şartıyla Emir Alaaddin b. Mabed getirildi. Bedreddin elyengürsî ise Şam naibliğinden azledildi.

Şaban ayının sonlarında Gazze naibi Emir Alaaddin el-Çavlı tutuklanıp İskenderiye'ye sevkedildi. Çünkü onun Dârülyümn'e girmek niyetinde olduğu söj'leniyor ve bu suçla itham ediliyordu. Malına mülküne el konuldu. İyilikleri, ihsanları ve vakıfları vardı. Gazze'de çok güzel bir cami yaptırmıştı. Bu ayda Tatar hanı Ebû Said, içkileri döktürdü, meyhaneleri ka-- pattı. Adaleti izhar etti. Halka iyilik ve ihsanda bulundu. Çünkü şiddetli bir soğuğa maruz kalmışlar, korkunç bir sel baskını da üzerlerine gelmiş, bu yüzden Aziz ve Celil olan Allah'a sığınarakda O'na yalvarıp ya-karmışlar, Müslüman olup tevbe etmişler, Allah'a yönelmiş, bütün bunlardan sonra da hayırlarda bulunmuşlardı.

Şevval ayının biri ile onu arasında Kerimüddin'in 45.000 dinara satın aldığı Kerim Nehri'nin suları kanala aktarıldı. Bu su Kubeybat Camii'nin arkasına kadar uzandı. İnsanlar bu sudan yararlandılar. O yöreler canlandı. Kıyıda ağaçlar ve bahçeler yeşerdi. Caminin batı tarafına büyük bir havuz yapıldı. Bu havuzdan insanlar ve hayvanlar su içtiler. Burada ayrıca bir de abdesthane yapıldı. İnsanlar buradan çok faydalandılar. Allah, bu hayırı yapanları Cennetle mükâfatlandırsın.

Şevval ayının onbirinde hac kafilesi Melik Selahaddin b. Evhad idaresinde yola çıktı. Kafilede Hacib Zeyneddin Kutboğa, Kemaleddin ez-Zemlekânî, Kadı Şemseddin b. Muiz, Hama Kadısı Şerefüddin el-Bazerî, Kutbeddin b. Şeyhüssülamiye^ Bedreddin b. Attar, Alaeddin b. Ganim, Nureddin es-Sehavî (bu kafılehjn kadısı idi) vardı. Mısırlılardan da bu kafilede Hanefî Kadısı îbn Harirî, Hanbelî Kadısı Mecdüddin Haremi ve Şeref İsa el-Malikî bulunuyordu. Bu sonuncusu da Mısır kafilesinin kadısı idi.

Bu ayda Cayboğan'm, yemekhanenin batısında tamir ettirdiği hamamın onarımı tamamlandı. İnsanlar içine girip yıkandılar.

Zilhicce ayının sonlarında Tatar melikinin elçi olarak gönderdiği Hace Mecdüddin İsmail b. Muhammed b. Yakut es-Sülemî Dımaşk'a ulaştı. Tatar hanı onunla, Mısır hükümdarına hediye ve armağanlar göndermişti. Kendisi Müslümanlarla Tatarların arasını bulmak amacıyla geldiğini duyurdu. Askerler ve devlet erkanı kendisini karşıladılar. Dârüssaade'ye konuk oldu, orada sadece bir gün kaldı. Sonra Mısır'a gitmek üzere yola koyuldu.

Bu sene hacı adayları, Arafat'ta daha Önce misli görülmemiş derecede muazzam bir vakfe yaptılar. İslâm ülkelerinden gelen insanlar orada toplandılar. Iraklıların beraberinde çok sayıda mahfe bulunuyordu. Bunlardan birinde 1.000.000 Mısır dinan değerinde altın ve inci süsleme vardı ki, bu çok hayret verici birşeydi.

Hicretin Yediyüzyirminci Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler