Bu sene zilkade ayında Şeyhü'l-İslâm Ebül-Abbas Ahmed b. Tey-jny vefat etti. Allah onun ruhunu takdis etsin. Nitekim bu sene vefat eden meşhur şahsiyetlerden bahsederken onun biyografisini de anlatacağız.
Bu sene başında İslâm ülkesinin yöneticileri, Mısır naibi ile Haleb
kadısı dışında önceki senede adlan anılan kimselerdi.
Muharrem ayının ikisinde çarşamba günü, Humus sahibinin ders halkasında Şeyh Hafiz Selahaddin el-Alaî ders verdi. Daha önce burada görev yapan şeyhimiz Hafız el-Mizzî onun için bu görevden feragat etmişti. Derste fakihler ve ayan tabakasına mensup kimseler de hazır bulundular.
Muharrem ayının dördünde cuma günü Kadilkudat Alaeddin el-Konevî, Malikî Kadısı Şerefüddin'in yerine Sümeysatiye hankâhımn şeyhü'ş-şüyûhluğu görevine başladı. Yanında âdet üzere fakihler ve sofiler de hazır bulundular.
Bu sene safer ayının onsekizinde pazar günü Takiyyüddin Abdur-rahman b. Şeyh Kemaleddin b. Zemlekânî, Humus kadılığına nakledilen Cemaleddin b. Şerişî'nin yerine Mesruriye Medresesi'nde ders verdi.
Safer ayının yirmibeşinde pazar günü Mısır'a gitmekte olan Anadolu sahibi Timurtaş Çoban Dımaşk*a uğradı. Saltanat naibi veaskerler onu karşılamaya çıktılar. Güzel suretli, endamı hoş, şekli tamam bir gençti. Mısır'da sultanın yanma varınca, sultan ona ikramda bulundu ve ona 1.000 kişinin emirliği payesini verdi. Adamlarını da emirlerin yanına konuk olarak dağıttı. Mısır'a gelişinin sebebi; Irak sahibi Melik Ebu Said'in kardeşi Hâce Remüştak'm geçen sene şevval ayında öldürülmüş olmasıydı. Babası Çoban da Ebu Said'le savaşmaya niyetlenmiş, ancak buna imkân bulamamıştı. O zamanlarda Çoban, memleketin idarecisi (veziri) idi. Timurtaş, babasının vezir olması nedeniyle sultandan korkup canını bağışlatmak için Mısır sultanının yanına kaçmıştı.
Bu sene rebiyülevvel ayında Şam Naibi Seyfeddin Tengiz, sultanı ziyaret amacıyla Mısır diyarına gitti; Sultan ona saygı gösterip ikramda bulundu. Tengiz, bu seferinde kuruyemiş çiler çarşısının yakın doğusunda bulunan Darü'l-Fülûs'u satın aldı. Kuru yemişçiler, çekirdekçiler çarşısına bugün buğday pazarı deniliyor. Bu konağı tamir ederek muazzam bir binaya dönüştürdü. Buraya Darüzzehep adım taktı. Karşısında bulunan Süveyd Hamamı'm yıktırdı. Ve oraya son derece güzel bir Kur'an ve hadis medresesi yaptırdı. Bazı mekânları da buraya vakfetti. Hocalar tayin etti, öğrenciler kaydettirdi. Mısır dönüşünde Kudüs-ü Şe-nf e uğradı. Orayı ziyaret etti. Orada bir hamam, hankâh ve Darü'1-Ha-dis yaptırılmasını emretti. Nitekim bununla ilgili açıklama ileride gelecektir.
Rebiyülevvel ayının sonlarında Seyfeddin Tengiz Kutlubek'in, ona-rıhp yenilenmesini emrettiği kanal Kudüs'e ulaştı. Bu kanalın onarılması işiyle o yörelerin yöneticileri de uğraştılar. Müslümanlar buna çok sevindiler. Kanalın bir ucu Mescid-i Aksa'nın yanma kadar ulaşmıştı. Orada muazzam bir di sarnıç yaptırıldı, Çevresi mermerlerle döşenen bu sarnıç, Yakup kayası ile Meseid-i Aksa arasındadır, Yapımına geçen senenin şevval ayında başlamıştı. Bu süre zarfında Mesdd-i Haram'ın balkon ve ayvanlarının tavanları da onarılmış, bu arada Benî şeybe kapısının yakınındaki tuvaletler de tamir edilmişti.
Berzalî dedi ki: Bu ayda Dımaşk'ın Torna kapısı çarşısmdaki hamamın onarımı tamamlandı. Bu hamamın iki kapısı vardı.
Rebiyülâhir ayında Emevî Camii'nin kıble duvarındaki mermer kaplama, batıdaki Babü'z-Ziyade tarafından kendi kendine sökülerek harap olmuştu. Orada bulunanlar duvarın binadan ayrılıp çatladığım görerek bu işin akibetinden korktular. Tengiz, kadılar ve bu işin uzmanları oraya geldiler. Duvarı yıkıp yeniden yapma hususunda görüş birliğine vardılar. Bu iş rebiyülâhir ayının yirmiyedisinde cuma günü namazdan sonra olmuştu. Saltanat naibi, bu durumu bir mektupla sultana bildirerek caminin onarımı hususunda izin istedi. Sultan'ın buna izin verdiğine dair ferman bir süre sonra gelince, cemaziyelâhir ayının dokuzunda pazar günü duvarın yeniden yapımına başlandı. Bu arada Ziyade ile Hitabet maksuresi arasında sahabe mihrabına benzer bir mihrabın yapımına da başlandı. İnsanların çoğu gönüllü olarak burada çalışmaya başladılar.
Hergün 100'den fazla adam gönüllü olarak burada çalışıyordu. Nihayet duvarın yapımı tamamlandı. Receb ayının yirmisinde Takiyyüddin b. Meracü'in himmetiyle Emevî Camii'nin kemerleri ve tavanı eski haline getirildi. Duvar ve hizasındaki tavan kısmı yıkılmış ve bu iş, hiç kimsenin hayal edemeyeceği şekilde kısa sürede tamamlanmıştı. Bu işin çabucak bitirilmesinde, Gazaliye Medresesi'nin yakınındaki Garbiye Man astın'nm temelinde bulunan taşların çok etkisi olmuştu. Manastırın kıble tarafındaki doğu ve batı kısımlarında bulunan köşeler yıkılmış ve temelindeki taşlar alınıp Emevî Camii'nin yıkılan duvarının yapımında kullanılmıştı. Bu duvarın kısa sürede yapılmasına en büyük katkıyı bu taşlar sağlamıştı. Emevî Camii'nin nazırı İbn Meracil, bu onarıma masraf yaptığı halde camideki görevlilerin maaşlarından hiç eksiltme yapmamıştı.
Bu sene cemaziyelevvel ayının beşinde cumartesi gecesi Karayin mıntıkasında büyük bir yangın çıktı ve Remahin'e kadar uzandı. Bu yangında oradaki pasaj ve mescit de yandı. İnsanların o pasajda bulunan çok miktarda kürkü, kumaşı ve çuhası da yanıp zayi oldu. İnnâ liüa-hi ve innâ ileyhi râciun (Doğrusu biz Allah'a aidiz ve O'na dönücüleriz.)
Cemaziyelevvel ayının onunda cuma günü namazdan sonra Mısır'daki Hanefîlerin Kadilkudatı Kadı Şemseddin b. Harirî'nin cenaze namazı kılındı. Aynı şahıs için Dımaşk'ta da gıyabî cenaze namazı kılındı.
Burhaneddin b. Abdülhak el-Hanefî'nin, Şemseddin İbn Harirî'den
sonra kadılığa atanmak üzere Mısır'a çağrıldığına dair ferman aynı gün posta vasıtasıyla Dımaşk'a ulaştı. O da hemen yola koyuldu. Cemaziyelevvel ayının yirmibeşinde Mısır'a ulaştı. Sultanla görüştü. Sultan onu kadılığa atadı ve ona ikramda bulundu. Hü'at giydirdi ve yeterince nafaka bağladı. O da kadıların ve haciblerin huzurunda Salihiye Medrese-si'nde hüküm vermeye başladı. İbn Harirî'nin bütün görevleri kendisine devredildi.
Cemaziyelâhir ayının dokuzunda pazartesi günü İbn Teymiye'nin kitapları, kağıtları, kalem ve okkaları elinden alındı. Kitap okumaktan, mütalaa yapmaktan ve yazı yazmaktan men edildi. Receb ayının başında da kitapları Adiliyatü'l-Kebirs Kütüphanesi'ne nakledildi.
Berzalî dadrki: "İbn Teymiye'nin kitapları altmış dit ve ondört tomar formadan ibarsttî. Kadılarla fâkihkr bu kitaplara baktılar vg kendi ar&lannda paylaştılar, Bunun übebi di f uydu: Takî b. Ahnâî tl-Malikî, kabir ziyareti konusunda îbn Teymiye'ye karşı çılanca, îbn Teymiye ona reddiyede bulunmuş, cahil olduğumıyes ilimdeki sermayesinin kıt olduğunu söylemişti. Ahnaî de sultan'a giderek îbn Teymiye'yi şikâyet etmişti. Bunun üzerine sultan, İbn Teymiye'nin yanındaki kitapların müsadere edilmesini emretmiş ve olanlar olmuştu."
Cemaziyelâhir ayının sonlarında AJaeddin b. Kalanisf nin, kardeşi Cemaleddin'in yerine meclis sekreterliğine atanması kararlaştırıldı. Eski görevinden alınmasından Ötürü gönlü hoş olsun diye bu göreve verilmişti. Kazaskerlik ve Beytü'1-mal vekilliği zamanında aldığı maaş, eksiksiz olarak kendisine ödenecekti. İki kardeşe de bu yeni görevleri nedeniyle hil'at giydirildi.
Receb ayının yirmiüçünde salı günü Hanefî, Malikî ve Hanbelî imamlarının namazları Emevî Camii'nin kıble duvarı önünde kıldırmaları kararlaştırıldı. Ziyade ile Maksure arasında yapılan yeni mihrap, Hanefî imamına, Sahabe mihrabı Malikî imamına, Malikîlerin daha önce namaz kılmakta oldukları Hızır maksuresinin mihrabı da Hanbelî imamına tahsis edildi. Sahabe mihrabının imamı ile Külâse Camii'nin imamı arasında becayiş yapıldı. Hanefîlerin kendilerine tahsis edilen onarım halindeki mihrapları ise Maksureye ulaşmıştı. Arkalarındaki Hanbelîlerin mihrabı da batı tarafındaki üçüncü revakta olup her ikisi de direkler arasında idi. Bu mihraplar nakledilerek başka yerlere götürüldü. Yerlerine kıble duvarının yanındaki mihraplar getirildi ve yeni düzen böylece sağlandı.
Şaban ayının yirmisinde arkadaşlarından bir grupla birlikte Mısır'a sultanın yanına kaçmış olan Emir Timurtaş b. Çoban ve arkadaşları yakalanarak, Mısır kalesine hapsedildiler. Şevval ayının ikisinde Emir Timurtaş'm öldüğü haberi geldi. Rivayete göre onu sultan öldürtmüş, kesik başını da Irak sahibi Tatar hanı İbn Harbenda'ya göndermişti.
Şevval ayının ikisinde pazartesi günü Şamlıların hac kafilesi Emir Fahreddin Osman b. Şemsüddin Lü'lü' el-Halebî idaresinde yola koyuldu. Bu zat Dımaşk ümerâsındandı. Kafilenin kadısı da HanbelMerin Kadilkudatı İzzeddin b. Takî Süleyman'dı. Bu sene Hacca gidenler arasında Emir Hüsameddin Paşmakçı, Emir Kıpçak, Emir Hüsameddin b. Necibi, Takiyyüddin b. Sel'us, Bedreddin b. Saiğ Cehbel'in iki oğlu, Fahr el-Mısrî, Şeyh Alemüddin el-Berzalî ve Şihabüddin etTahirî de vardı. Bundan bir gün önce Baalbek'te hakim olan Kadı el-Menfelutî, Şeyhi Kadilkudat Alaeddin el-Konevî'ye niyabeten Dımaşk'ta hüküm vermeye başladı. Bu zâtın idaresi güzeldi. Baalbek'ten Dımaşk'a nakledilmesi nedeniyle Baalbek halkı çok üzülmüştü. Konevî'nin Hacca gitmesi nedeniyle Dımaşk'ta Konevî'ye niyabeten. hüküm veriyordu. Sonra Fahr, Hacdan dönünce hakimliğe yeniden başladı. Menfelutî de hüküm vermeye devam etti. Böylece hakim naiblerinin sayısı, İbn Cümle, Fahr el-Mısrî ve Menfelutî, olmak üzere üç'e çıktı.
İbn Haşişi, Kadı Fahreddin Katibü'l-Memalik'e Hac dönüşüne kadar naiblik yapmak üzere şevval ayının yirmiikisinde Kahire'ye gitti. Kahire'ye varınca ordu divanının hacibliğine de atandı ve orada bu göreve devam etti. Kutbeddin b. Şeyhü's-Sülâmiye ise eskiden olduğu gibi Dımaşk'ta ordu nazırlığı görevine bağımsız olarak devam etti.
Şevval ayında Divan nazırlığına atanan Eminü'l-Mülk'e Mısır diyarında hil'at giydirildi. Bu görevi bir ay iki gün süreyle yürüttükten sonra da azledildi.

