Ramazan ayının yirminci gününden sonra Melikü'l-Ümera Şeyh Zahir ile Devaddar Nasirüddin arasındaki anlaşmazlık yüzünden Kadı İbn Cümle ile Şeyh Zahir arasında tartışma çıktı. Şeyh Zahir, İbn Cüm-le'nin kadılığa atanmasına aracılık ekmişti. Bu tartışma üzerine her biri, diğerinin söylediğinin aksine iddialarda bulundu ve bu iddialarını yeminle teyid etti. Dârüssaâde mescidinde tekrar tartıştılar. Kadı îbn Cümle, Adiliye'deki konağına dönünce Şeyh Zahir, maslahata uygun şekilde hüküm vermesi ve naibin bu husustaki fermanına uyması için ona haber gönderdi. Bu aslında bir hile idi ama zahiren Kadı İbn Cümle'yi destekler görünüyordu. Kadı îbn Cümle de hemen onu yakalatıp huzuruna getirtti ve onu tasdr etti. Oradan ayrıldıktan sonra adamları Şeyh Zahiri yakalayıp ramazan aymm yirmiyedisinde çarşamba günü merkebe ters bindirmek suretiyle şehirde dolaştırarak teşhir ettiler ve onu şiddetlice dövdüler. Şehirde dolaştırıp teşhir ederken de, "Bu, yalancılık yapanın ve şeriatı çiğneyenin cezasıdır!" diye yüksek sesle bağınyorlar-dı. Oruçlu olduğu halde, Şeyh Zahirin bu eziyete uğramasından ötürü insanlar çok üzüldüler.
Ramazan ayınm son on gününde ve özellikle yirmiyedinci gününde yaşh ve oruçlu iken bu alime, bu şekilde ezâ ve cefa edilmişti. Rivayete göre o günde kendisine 2.171 kırbaç vurulmuştu. Doğrusunu Allah bilir. Akşam olmadan mezkur kadı aleyhinde fetva bulmaya çalıştı ve sultanın fermanının uygulanması için ulemayı dolaştı. Ramazan ayının yir-nıidokuzunda saltanat naibinin huzurunda Dârüssaâde'de, kadıların, önde gelen ve çeşitli mezheplere mensup müftülerin katıldığı bir toplanti düzenlendi. Şafîîlerin Kadısı İbn Cümle de bu toplantıya çağrıldı. Mecliste onun taraftarları çoktu. Ancak İbn Cümle'nin oturmasına izin verilmedi. Aksine ayakta bekletildi. Tam bir saat sonra meclisin bir köşesine, Şeyh Zahir'in içinde bulunduğu mahfenin yan tarafına oturtuldu. Diğer kadılar da bu meselede İbn Cümle'nin tarafgirlik yaptığım ve yanlı hüküm verdiğini söylediler.
Ayrıca Şeyh Zahir'e fazlaca işkence yapıldığını zikrettiler. Orada hazır bulunanlar bu hususta doyurucu bilgiler verdiler. Söz her tarafa yayıldı. Saltanat naibinin İbn Cümle'ye kızdığı, daha önce kendisine meyilli iken şimdi ona karşı cephe aldığı anlaşıldı. Meclis dağılmadan Kadı Şerefüddin el-Malikî, ibn Cümle'nin fasıkhğma, görevden azledilmesine ve zindana atılmasına hükmetti ve bu karar alındıktan sonra meclis dağıldı. Kadı İbn Cümle, Azraviye'de göz altına alındı. Sonra kale hapishanesine nakledildi. Bu, onun yaptığının tam karşılığı olan bir ceza idi. Bir ve tek olan Allah'a hamd olsun. İbn Cümle, birbuçuk seneden sadece birkaç gün eksik süreyle kadılık yapmıştı. Gerçekten güzel hüküm verirdi. Kendisine bağlı vakıfları da güzelce idare ederdi. Nezih bir kimseydi. Fakihlerle fakirleri, vakıfların gelirlerinden özellikle yararlandınrdı.
Kararlı, şehametli, cesaretli bir kimseydi. Ancak bu meselede hata ederek haddi tecavüz etmiş, neticede bu akibete maruz kalmıştı.
Hac kafilesi şevval ayının onunda pazartesi günü Emir Olcay Boğa idaresinde yola koyuldu. Kafilenin kadısı Mecdüddin b. Hayyan el-Mısrî idi.
Şevval ayının yirmidördünde pazartesi günü Hanefîlerin İkbaliye Medresesinde Şemseddin Muhammed b. Osman b. Muhammed el-İsfahanî İbn Acemî el-Hibtfnin yerine (bu İbn Hanbelî diye tanınırdı), Necmeddin b. Kadilkudat İmamüddin et-Tarsusî el-Hanefî ders verdi. Eski müderris Şemseddin Muhammed; faziletli, dindar, zahid, ama su konusunda çok vesveseli bir kimseydi. Yerine atanan müderris Necmeddin b. Hanefî ise o zaman onbeş yaşında, yeni yetişme çağmdaydı. Anlayışlı, uyamk, ilimle iştigal eden, şekli güzel ve ağır başlı bir kişiydi. Öyle ki ders verirken dinleyicilerin tümü bu hususta onun babasını kıs-kanmışlardı. Bu nedenle yükseldi. Neticede babasının sağlığında kadilkudat oldu. Babası kadilkudat iken oğlu lehine görevinden feragat etmiş, yerine oğlu kadilkudat olarak atanmıştı. İdaresi ve hükümleri güzel olup övgüyle karşılanmıştır.
Yine şevval ayında, bu sene vefat eden sahip Şemseddin Gabriyel aleyhinde bir tutanak tesbit edildi. Bu tutanağa göre Gabriyel'in Bey-tü'1-mal'dan emlak satın aldığı, bu emlâki vakfettiği, sonra da kendi şahsî mülkü gibi bunlar üzerinde tasarrufta bulunduğu ortaya çıkmıştı. Bu konuda Kemaleddin eş-Şirazî ile kardeşinin oğulları İmamüddin ve Alaeddin el-Kalanisî, dayısının oğlu İmamüddin el-Kalanisî, İzzeddin b. Menca, Takiyyüddin b. Meracil ve Kemaleddin b. Guveyre şahitlik yapmışlardı. Kadı Burhaneddin ez-Zer'î el-Hanbelî'nin de bu hususta onayı alınmış, diğer kadılar da bunu doğru bulmuşlardı. Yalnız muhte-sip İzzeddin b. Kalanisî, şahitlik yapmaktan kaçınmış, bu nedenle de Azraviye Medresesi'nde bir aya yakın bir süre göz altında tutulmuş, sonra salıverilerek muhtesiplikten azledilmiştir. Hazine nazırlığı görevine ise devam etmişti. Zilkade ayının yirmisekizinde pazar günü Şeyh Şihabeddin b. Mecd'e kadılık hil'ati gönderildi. O zaman kendisi Beytü'l-mal vekili idi. Gönderilen hil'ati giyerek Dârüssaâde'ye gitti. Atanma fermam saltanat naibinin ve kadıların huzurunda okundu. Sonra İkbaliye Medresesi'ne döndü. Atanma fermam orada da okundu ve iki hasım arasında hüküm verdi. Adiliye, Gazaliye ve iki Atabekiye medresesinde ders verdi. Ayrıca İbn Cümle'nin yerine İkbaliye Medresesi'nde müderrisliğe devam etti.
Cuma günü Emir Hüsameddin Mühenna b. İsa, Hama Sahibi Efdal ile birlikte Dımaşk'a geldi. Onları saltanat naibi Tengiz karşıladı, kendilerine ikramda bulundu. İkisi de cuma namazını saltanat naibi Ten-giz'in yanında kıldıktan sonra Mısır'a yöneldi. Mısır'a vardıklarında kendilerini emirlerin önde gelenleri karşıladılar. Sultan, Mühenna b. İsa'ya ikramda bulundu ve ona bol nıiktarda altın, gümüş ve kumaş hediye etti. Ayrıca bir kaç köyü de ikt^ olarak kendisine vererek ailesinin yanına dönmesine karar verdi. İnsanlar bu duruma çok sevindiler. Dediklerine göre sultan ona 100.000 dinar değerinde bir ihsanda bulunmuş, kendisine ve arkadaşlarına 170 hil'at giydirmişti.
Zilhicce ayının altısında pazar günü Kadilkudat İbn Mecd'in yerine Fahr el-Mısrî, Revaniye Medresesi'nde ders verdi. Dersinde dört mezhebin kadıları ile önde gelen faziletli kimseler hazır bulundular.
Arefe gününde Necmeddin b. Ebi't-Tîb'e Beytü'1-mal vekilliğine atanması sebebiyle hil'at giydirildi. Daha önce bu görevde İbn Mecd bulunuyordu. Yine İzzeddin b. Kalanisî'nin yerine muhtesipliğe atanan imamüddin b. Şirazî'ye de hil'at giydirildi. Üçü de Dârüssaâde'den, omuzlarında şalla çıktılar.

