El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Kadilkudat Bahaeddin Es-Sübkî'nin, İzzeddin B.Cemâa'nın İstifasından Sonra Mısır Kadılığına Atanması

Mısır diyarından gelen posta, Kadilkudat İzzeddin Abdülaziz b. Kadilkudat Bedreddin b. Cemâa'nın bu ayın onaltısında pazartesi günü kadılıktan istifa ettiğini haber verdi. Bunun üzerine Emirü'l-Kebir ^Tel-boğa, kendisini …

Mısır diyarından gelen posta, Kadilkudat İzzeddin Abdülaziz b. Kadilkudat Bedreddin b. Cemâa'nın bu ayın onaltısında pazartesi günü kadılıktan istifa ettiğini haber verdi. Bunun üzerine Emirü'l-Kebir ^Tel-boğa, kendisini görevde kalmaya ikna etmeleri için emirleri ona gönderdi. Fakat ikna edilemedi. Daha sonra kendisi de kadılar ve ayan tabakasına mensup kimselerle onun yanına gitti. Gönlünü almaya çalıştılar. Fakat İbn Cemâa, bir türlü bu görevi kabul etmedi ve istifada kararlı olduğunu söyledi. Bunun üzerine Emirü'l-Kebir, "Bari senden sonra bu göreve ehil olacak birini belirle" deyince, ibn Cemâa şöyle dedi: "Bu göreve sadece bir kişiyi atamayın, ondan başka kimi dilerseniz atayın."

Kadilkudat Taceddin es-Sübkî'nin bana anlattığına göre Kadilkudat İzzeddin onlara, İbn Akil'i atamamalarını tavsiye etmişti. Bunun üzerine Emirü'l-Kebir Yelboğa, kadilkudatlığa Bahaeddin Ebü'l-Bekâ'yı tayin etmiş, ancak o Önce buna yanaşmamış, fakat sonradan kabul ederek, hil'at giymiş ve cemaziyelâhir ayının yirrniüçünde pazartesi günü göreve başlamıştı. Ebül-Bekâ'nm elinde bulunan kadıaskerliğe ise Kadilkudat Şeyh Bahaeddin b. Kadilkudat Takiyyüddin es-Sübkî

getirilmişti,

Receb ayının yedisinde pazartesi günü Şeyh Esed el-Mervahî'nin hadimi Şeyh Ali el-Mervahî vefat etti. Bu zat çok mürüvvetli olup iyiliği emreder, kötülüğü men eder, naiblerinin yanına girer, valilere ricada bulunur, ricası kabul edilirdi. İnsanlar tarafından hüsn-ü kabulle karşılanırdı. İylikleri, sadakaları ve muhtaçlara ihsanları çoktu. Büyük bir sermayeye sahipti. Bununla ticaret yapardı. Uzun bir süre hasta yaşadı. Nihayet bu günde vefat etti ve cenaze namazı öğle namazından sonra Emevî Camii'nde kılındı. Cenazesi oradan alınıp Kasyun Mezarlığına defnedildi. Allah rahmet etsin.

Şaban ayının yirmiye dişinde salı sabahı, daha önce Şam naibliği yapmış olan Emir Seyfeddin/Baydemir Dımaşk'a geldi ve Firuz minaresinin yanındaki konağına gitti. Dârüssaâde Sarayında saltanat naibine uğrayıp selâm verdikten sonra oradan ayrıldı. İnsanlar yanına gidip kendisine hoş geldin diyerek selâm verdiler. İki tabılhane de emirlik, 1.000 askerin komutanlığı, Gazze'den Şam'ın uç noktasına kadar genel valilik görevi kendisine verildi. Ayrıca Melikü'l-Ümera da kendisine çokça ikramda bulundu. Yeniden göreve gelişine insanlar çok sevindiler.

Emevî Camii'nde ve oradan ayrı altı yerde daha Buharı hatimleri indirildi. Bu hatimler, Şeyh İmadüddin b. Kesir'in huzurunda aynı günde tamamlandı. Birincisi sabahleyin gün doğuşundan önce Mescid-i İbn Hişam'da, ikincisi Nesir kubbesinin altında, üçüncüsü Nuriye Medrese-si'nde, dördüncüsü öğleden sonra Tengiz Camii'nde, beşincisi İzziye Medresesinde, altıncısı da köşkte yapıldı. Bu hatimler, ikindiden sonra Melikü'i-Ümera Emir Ali'nin Kassam mahallesindeki konağında akşama yakın bir zamanda tamamlandı ve sultanın zevcesi Sit Esma binti Vezir b. Sel'as'a bağışlandı. Babuzziyare dahilindeki Hanbelîler mihrabında da Sahih-i Müslim okundu. İşleri kolaylaştıracak, asan edecek ve yardım edecek olan yegane zât, yüce Allah'tır. Diğer ümeranın konaklarında ve başka mekanlarda da bu hadis kitapları okundu. Ancak geçmiş senelerde böyle bir uygulama yoktu, Hamd ve minnet Allah'adır.

Şevval ayının onunda salı günü Şeyh Nureddin Ali b. Ebi'l-Heyca el-Kerekî eş-Şobekî ed-Dımaşkî eş-Şafîî vefat etti. Bizimle birlikte okumuş ve yazmış bir kimseydi. Ben onunla birlikte onbir yaşımdayken Kur'an'ı hatmettim. Bu zat iffet ve muhafazakarlık havası içinde büyüdü. Şeyh Bedreddin b. Sihan'ın yanında kıraat-ı seb'ayı okudu. Ancak bu kıraatlere göre Kur'an'ı hatmetmeyi tamamlayamadı. Nevevî'nin Minhac'ıyla ilgilendi. Çok kısmını okudu. Bu kitaptan nakiller yapar ve cevaplar verirdi. İnce ruhluydu. İnsanlar bu nedenle onu severler, onun meclisinde bulunmaya çalışırlardı. Kur'an-ı Kerim'den müteşabih âyetleri güzel bir şekilde cevap olarak verirdi. Kur'an'ı çok okurdu. Namazı güzelce edâ eder, gecelerini namaz kılarak geçirirdi. Meşehed-i İbn Hişam'da senelerce Sahih-i Buharî'yi okudu ve bu eser üzerinde maharet kazandı.

Gür sedalı, fasih ibareli idi. Sonra Emevî Camii'nde Halebi-ye meşihatına atandı. Caminin kuzey duvarındaki biç kaç kürsü üzerinde ders verdi. Avam ve havas tarafîndan hüsnü kabul görürdü. Emevî Camü'nin sahabe mihrabında ramazanın son on gününü bir kaç kurra ile birlikte geçirir, geceleri orada ihya ederdi. Bu sene,bayram gecesini mezkur mihrapta yalnız başına ihya etti. Sonra hastalandı. Hastalığı beş gün sürdü. Şevvalin onunda salı günü Öğleden sonra Derb-i Amid'deki evde altnuşbeş yaşında vefat etti. ikindiden sonra Emevî Camii'nde cenaze namazı kılındı ve Babü's-Sağir Mezarhğı'nda babasının yanma kendilerine mahsus türbeye defnedildi. Cenazesine büyük bir kalabalık iştirak etmiş, Ölümüne insanlar çok üzülmüşlerdi. Allah rahmet etsin. Geride Âişe adında yedi yaşında bir kız çocuğu bıraktı.

Ona da Kur'an'ın Tebareke cüzüne kadar olan kısmını okutmuş ve Nevevî'nin kırk hadisini ezberletmişti. Allah o kızcağıza babasının ölümü nedeniyle teselli versin. Babasına da rahmet etsin, âmin.

Şevval'in onikisinde perşembe günü Şamlıların hac kafilesi yola çıktı. Kafilenin enııri tabılhane ümerasından Emir Alaeddin Ali b. Alenıüddin el-Hilalî idi.

Şevvalin ondördünde cumartesi günü Şeyh Abdullah el-Malatî vefat etti. Bu zat Emevî Camii'nde Külase bölümünde yaşardı. Tanınmış bir insandı. Fakihlere özgü bazı eşya ve aletleri vardı. Harirîlere has bir kılıkla dolaşırdı. Şekli ve şemali, insanlara rahatsızlık verecek tarzdaydı. Bazı kimseler onun salih bir insan olduğuna inanırlardı, ama ben tabiat ve şeriat bakımından ondan hoşlanmayanlardandım.

Zilkade ayının yirmibeşinde perşembe günü Meşrik tarafından posta geldi. Postada su güğümleri de vardı. Bunların içinde ise o yörenin suyu bulunuyordu. Bu suyun bir özelliği de, Simürmür adındaki bir kuşun bu suyu takip ederek suyun bulunduğu yere gelmesiydi. Bu kuş sarı tüylü olup atmacaya benzerdi. Bir memlekete çekirge geldiğinde bu kuş hemen gelip o çekirgeyi yer ve yok ederdi. Yahut da çekirge onu görür görmez hemen başka yere çekip giderdi. Ama ben bu durumu görmedim.

Zilhicce ayının ortalarında Darü'l-Hicare yakınında atölye olarak kullanılan pasajın yapımı tamamlandı. Burası Sûküddehşe'nin kıble tarafindaydı. Açılışı yapıldı ve kadın elbisesi yapan sanatkarlara kiraya verildi. Bütün bu işler Emevî Camü'nin nazırı Melikü'l-Ümeranın emri üzerine yapılmıştı. Allah ona rahmet etsin. Mezkur caminin idarî işleriyle ilgilenen Sadr İzzeddin esSayrefî'nin bana anlattığına göre, bu pasajın yapımına caminin bütçesinden yaklaşık 30.000 dirhem harcanmıştı.